Anzak Tarihçi Professor Sir Stephen Roberts yazıyor: “BOZKURT”
Çanakkale’de karşımıza dikilen Kemal’in katı bir disiplini, savaş için yaratılmış fanatik bir cesareti, delici çelik-gri gözleri ve açık saçları olan bu yalın genç asker, Kemal, Turan ovalarının BozKurt türüydü, ve bu hasletleri onu kendiliğinden eyleme geçirdi. Bizim Atalarımız olan Anzakları durdurmak için oradaydı.
Eğer O, o kadar etkili eylemlerde bulunmasaydı Anzaklar bozguna uğramayacaktı.
Savaş Bakanı Enver Paşa tarafından önemsenmeyen ve ötelenen bu subayı Alman komutanı Liman von Sanders kısa sürede kalitesinden fark etti.
Mustafa Kemal, çıkarma sabahı saha manevraları için 57. Alayını toplamış talim yapıyordu. 25 Nisan sabahı 5.30’da çıkarma haberini duyan Kemal görev alanı dışında ve aldığı emirlere aykırı olmasına rağmen insiyatif kullanıp olaya müdahil oldu ve ölümüne bir taburla ve zaten bölünmüş 57. Alayı ile yola çıktı ve 971 nolu tepede çıkarmaya karşı koydu.
İşin garibi, Arı Burnuna daha önce hiç gitmemişti, ancak askeri içgüdüleri ona 971 Nolu tepenin korunması gerektiğini söyledi ve o harekete geçti.
İlk sabah saat 8’e kadar inen 8000 Anzak’a karşı sadece 500 Türk vardı, ama saat 1’e kadar Kemal’in güçleri dağ sırtlardaydı.
Çelik kadar soğukkanlı olan Kemal, Anzaklara karşı direnmek için 9. Bölgeden bir alay daha getirdi.
Avustralyalılar bu nedenle 19. Türk Tümeni ve yukarıdaki yüksekliklerde bir başka alayla savaşmak zorunda kaldılar.
Kaderin onlara karşı en iyi Türk subayını göndermesi zordu, üstlerindeki sırtlara sıkıca oturması 2 kat zor. Kemal’in karargâhı tepenin birkaç metre altında bir dakikalık yürüyüşle tüm istila hattını görebilir konumdaydı.
Anzaklar ilk gece Birdwood’un sıkışık karargahında bir toplantı düzenledi ve o sonsuz gece boyunca Anzak’lara ‘dışarı çıkması ve saldırması emredildi. Bir bakıma olaylar artık onları destekliyordu. Yoğun bir taarruzdu. Kemal’in güçleri direndi. Püskürttü.
Kemal’in adamları ertesi sabah karşı saldırı için çok yorulmuştu ve takviyeleri yoktu, çünkü Kemal Helies’de daha büyük bir zorluğun karşılandığını fark etti ve bu yüzden yardım istemedi.
Bununla birlikte, 27 Nisan sabahı mevcut askerleriyle genel bir saldırı başlattı, ancak Anzak hattı tutunmayı başardı. Takviyeli, adamlarıyla Cumartesi günü yine yeniden saldırdı, ama tekrar tekrar geri püskürtüldü.
Şimdilik imkânın geçtiğini anlayan Kemal, vazgeçti. Önümüzdeki birkaç ay boyunca sabit savunma savaşına devam etti ama firsat kolluyordu , Ağustos’ta bu sefer beklediği fırsat gelmisti.
Sari Bair’e karşı büyük bir İngiliz saldırısı plânlandı, çünkü herkes Sari Bair’in düşmesinin muhtemelen Boğazların düşmesi anlamına geleceğini biliyordu ve karşılarında yine Kemal vardı.
Derhal Ağustos ayındaki ana saldırımızı karşıladı, ancak tehlikeyi fark ederek Suvla ve Anzak arasında bir kama harekâtı kullanma imkânını algılayarak, kuzeyden aşağı indi, Türk moralini restore etti, toparladı, aceleyle en tehlikeli peional keşfini yaptı ve 9 Ağustos’ta Chunuk Baire amansızca saldırdı ve ertesi gün yine saldırdı. Müthiş darbeler aldı, ama vazgeçmedi.
Ezici kayıplara rağmen, Türkler işgalcileri yükseklikten aşağı indirdi ve son umutlarını da hayal kırıklığına uğrattılar.
Birkaç saat boyunca Avustralyalılar aslında Chunuk Bair’in zirvesine sahiptiler, ancak büyük ölçüde Suvla cephesinde karşılaşılan zorluklar nedeniyle geri döndüler; ve o şans bir daha asla gelmedi.
Kemal, Ağustos ayında, Türkler için Sari Bair’in ana sırtını kazandı ve böylelikle askeri açıdan Savaşı sona erdirdi. Böylece, 35 yaşındaki bu albay 3 muharebeyide doğrudan ve hayati derecede etkiledi: İniş sabahı Anzak’ta, Suvla’da ve yine 10 Ağustos’ta Anzak’ta.
İngiliz Resmi Savaş Tarihçisi haklı olarak şöyle diyor: ‘Tarihte nadiren tek bir bölük komutanının bireysel girişimleri ile üç kez ayrı ayrı hem muharebenin hem savaşın hemde ulusun kaderi üzerinde bu kadar derin etki yapmıştır.
Çanakkale’den sonra Kemal’i yıpratma amaçlı istanbul’daki yozlaşmış rakipleri oyunlar sonucu, onu hem umutsuz hem kaybedilmiş kafkasya cephelerine, dağılmış orduların başında Suriye’ye falan yolladılar. Ve en sonunda yenilen teslim olan Osmanlı’nın ardından olmayan orduların başına Anadolu’ya gitti.
Kemal buradada hem akut böbrek rahatsızlığıyla, hem yoklukla, hem sıtmayla hem muhaliflerle, hem akciğerine batan kırık kaburgayla ayakta kalmayı ve imkânsızı başardı.
Anadoluyu düşmanlarından temizleyen Bozkurt şimdi ülkesinin tek adamı ve ulusunu tam anlamıyla yoktan var etti.
Bu bütün dünya tarihinin en büyük tarih anlatılarından biridir.
《Sidney Üniversitesi yayını》
