BAKANLIK VE BELEDİYENİN HALK SAĞLIĞINA İLGİSİ

Ankara’da Konut inşatçılığında tecrübesi olan bir mülk sahibi, Apartman Yöneticisi olduğu dönemde 1999′da 30 saniye süren 7.7’lik BOLU depremi oluyor. Bakanlık talimatı gereğince, deprem esnasında merdivenlerin duvardaki bağlantı demirlerinin ortaya çıkacak kadar duvardan uzaklaşması nedeniyle hasar oluştuğu için, yönetici olarak Yenimahalle Belediyesinden uzman talep ediyor. Uzmanlar gelip görüyor ve “deprem sarsıntısından meydana çıkan inşaat demirlerini sıva ile kapatın, bu bina 10-15 yıl daha dayanır, o zamana kadar da siz çaresine bakarsınız” şeklinde bilgi vermiş, daha sonra yapılan sıva ile demirlerin nasıl kapatıldığı denetlenmiştir. Aradan 15 değil, 23 yıl geçmiş, tehlike büyümüştür.
Ayrıca zaten hasarlı olan bu binanın taşıyıcı kalın duvarları, başka bir yönetici tarafından 2003 yılında 2 yerinden kırılarak, hasar büyütülmüştür. Bu konuda da yazılı olarak belediyeye şikayet yapıldı. (Belediyede bu yazışmalar vardır)
2021 yılında apartmanın duvarları çürümüş kapıcı dairesinden şiddetli kırılma sesleri gelince, LİDER Kentsel Dönüşüm firmasından RİSK RAPORU talebinde bulunuldu. Sonuç: Her iki bina da %96.1 riskli çıktı. Ancak (adeta siz bir bombanın üzerinde oturur gibi tehlikeli bir binada oturuyorsunuz diyen) LİDER firması yetkilisi, bilinmeyen bir nedenle işlem yapmaktan vaz geçtiğini bildirince, konu 04.06.2021 gün ve 962385 sayılı dilekçe ile Bakanlığa şikayet edildi.
Bakanlık derhal, 08.07.2021 gün ve bila sayılı yazı ile konuyu Yenimahalle Belediye Başkanlığı’na bildirip, gereğinin yapılmasını istedi.
Belediyenin ilgili birimindeki yetkililerden Buğra beyin çalışmasıyla yazılı talimat hazırlanıp, apartmandaki 17 mülk sahibine tebliğ edildi. Ama nedense Bakanlığın da yazısında bahse konu yanyana 2 apartmanın RİSKLİ olduğu yazılmasına rağmen sadece bir apartmana TEBLİĞ yapıldı. Çökme ihtimali daha yakın olan, taşıyıcı duvarları yarılmış ikinci apartman görmezden mi gelindi?

Belediyenin yazılı talimatında; 1 ay içerisinde yeniden RİSK RAPORU çıkarılmasını, aksi halde 1 ay sonra belediye tarafından gereğinin yapılacağı’ tebliğ ediliyordu. Apartman yöneticisi bir firmayla anlaşmış olacak ki, sakinlerden 530‘ar liradan 9.000– lira topladı, ama gereğini yapmadı.
Apartman yönetimine verilen süre 03.09.2021 tarihinde bitti.
Yenimahalle Belediyesi verdiği talimatı unuttu gitti.

Apartman yönetimi talimatın gereğini yapmadı. Belediye de hiç bir işlem yapılmadı. “Hayır o bina sağlamdır” da denilmedi.
Oluşan kanaat şu ki, “bir çok başarıya imza atan belediyenin bir yetkilisi, ağır riske rağmen bu konuda birilerinin hatırı için işi geciktiriyor“.
Aslında %96.1 riskli çıkan yanyana 2 bina vardı. Bakanlıktan yada Belediyeden bir uzman ekip, ya da tek uzman kişi gelip de; Rapor talep edenlerle görüşüp “HASARLI YERLERİ BİZE GÖSTER” diyen olmadı. Gelselerdi, belki 8 numaralı binanın 2’nci kapısında merdivenlerin duvardan ayrıldığı yerleri görecek, 10 numaralı binanın da 1’inci kapı bodrum katına girip, bu binanın da taşıyıcı duvarlarının 2 yerden kırıldığını görecek, bu kırmalardan sonra oluştuğu tahmin edilen taşıyıcı duvarlardaki yarıklarını görecek, gereğinin hemen yapılması için daha da acele edeceklerdi. Aslında yazışmalardaki resimlerde de tehlikenin derecesi görülüyor. Belki de tam aksine sağlam olduğu tespit edilecek, ama insan gibi yaşamak için, binanın derhal restore edilmesini tebliğ edeceklerdi!

İlgililer şunu da sorgulayacaktı; Hem bakımsızlıktan hurdaya dönmüş, merdiven kovanı ve dış cephe sıvaları bile dökülmüş binanın restorasyonu yapılmıyor, hem de birileri sağlam raporu alamadığına göre RİSKLİ olduğunu bilerek belediyeden yıkımı engelleyip ölüme hazırlamak için hatır etkisini kullanıyor!
Bakanlığın ilgili birimi de, verdiği talimatı takip etmemiş olacak ki, işlerin yürümediğini, sekteye uğradığını bilmiyor.
Kısacası, Bakanlığın da, Belediyenin de HALK SAĞLIĞINA İLGİSİ BU KADAR mı’ diye sorgulanıyor. Eğer bu günlerde bir deprem olur da, bu 2 apartmanda ölüm gerçekleşirse, sorumluların kimler olduğu şimdiden biliniyor. İzmir ve Malatya’da bu yetkisiz kırımlar ve şikayete rağmen ilgililerin ilgisizliği nedeniyle ölümler olmuş ve ölümlerden sonra suçlular tutuklanmıştı….