TARİHE İZ BIRAKAN ÜNLÜ ASSUBAYLAR

 

1- KADEMLİOĞLU İSMAİL DOĞANER
2- SÜLEYMAN ASAF EMRULLAH (KILIÇALİ)
3- ÇERKEZ ETHEM
4- VECİHİ HÜRKUŞ
5- HULÜSİ KENTMEN
6- İSMAİL AKÇAY
7- HAKAN FİDAN
8- ÖMER HALİSDEMİR

         1- KADEMLİOĞLU İSMAİL DOĞANER:
———————————-
Burdur’un Yenice Mahallesinden Kademlioğullarından Hasan oğlu 1882 doğumlu, ağır Topçu Başçavuşu İsmail Doğaner, Çanakkale ve İstiklal Savaşlarında yararlılıklar, kahramanlıklar göstererek “gazilik” mertebesine yükseldi.
Dört madalya aldı, adına destanlar yazıldı.
Duygularını zaman zaman şiirle anlatan İsmail Doğaner 90 yaşında 04.04.1972 tarihinde Burdur’da vefat etti.
05.04.1972 tarihinde askeri törenle, Burdur mezarlığındaki 248 parseldeki aile mezarlığında toprağa verildi.
Seddülbahir mıntıkasına İLK topları yerleştiren kahramanlardan biri olan, yarası sarıldıktan sonra sedye üzerinde ateşe devam ettiren, düşman gemilerinin üzerine top yağmuru yağdıran, Çanakkale Savaşlarının bilinmeyen yönlerine ışık tutan kahramanlarımızdan biridir Kademlioğlu İsmail Başçavuş.

 

2- SÜLEYMAN ASAF EMRULLAH(KILIÇALİ) ULUSAL KAHRAMAN:
———————-——————————
ASKER – İSTİKLAL MADALYALI – İSTİKLAL MAHKEMESİ ÜYESİ- MİLLETVEKİLİ – ATATÜRK’ÜN YAKIN AİLE DOSTU
1888*1971 yılları arasında yaşamış, Asker ve siyaset adamı Kılıçali, Atatürk‘ün en güvenilir ekibin içinde yer alıp, vefatına kadar Ata’nın yanı başından hiç ayrılmayan, Ata’nın sırdaşı olan Kılıçali (yandaki resimde siyah mayolu, Ata ile birlikte denizde yüzerken görülen), bu günkü Atatürkçü Assubayların da kendisine layık olmaya çalıştığı cengaver bir önce assubay, daha sonra subaydır. Paşa değildir.
İstanbul‘daki “Kılıçali Paşa semti”nin ismindeki “Paşa” ünvanı, bu Assubayın hayatı boyunca M.K.Paşa ve diğer paşaların yanında, ve aralarında görülmesi, rütbesinin çok üstünde önemli görevler ifa etmesi ve halkın büyük sevgisine mazhar olduğu nedeniyle, semt halkının yakıştırdığı bir ünvandır.
Kılıçali Başçavuş’un İsmet, Fevzi ve Karabekir Paşalarla da çok iyi diyaloğu vardı, onlarla da ailece görüşürlerdi.

Mustafa Kemal Paşa, rütbeden ziyade üstün kabiliyet ile güvenilirliğe önem verirdi.
Rütbesi ne olursa olsun, üstün kabiliyet ve güvenirlik varsa, onu yanından ayırmaz, hayati öneme haiz ulusal görevler verirdi.

Osmanlı döneminde Zabit Mektepleri ve Küçük Zabit Mektepleri vardı.
Ele avuca sığmaz acar bir çocuk olan Süleyman Asaf Emrullah da bu Küçük Zabit Mektebini tercih etmiş, mezun olmuş, Birinci Dünya Savaşı’na katılmış, Sivas’ta Kıdemli Başçavuş (O zaman ‘Başgedikli’ denirdi) olduğunda, Mustafa Kemal Paşa’nın dikkatini çekmiş, Paşa, yanına aldığı bu Küçük Zabitin cevval, cabbar ve aldığı emri uygulamadaki başarıları nedeniyle kendisine “bundan sonra senin adın ‘KILIÇALİ'” demiş, sonraları öyle hitap etmiş ve halen bu ünvanla anılmaktadır.
Kılıçali Başçavuş, kurtuluş Savaşının başından sonuna kadar çok önemli görevler ifa etmiştir. Daha sonra Teğmen, Üsteğmen, Yüzbaşı olmuştur.
Mustafa Kemal Paşa tarafından Maraş-Antep-Urfa yöresinin Kuvvayı Milliyeci Milis Kuvvetlerini kurmakla görevlendirilmiş, Mustafa Kemal, bu görev esnasında Kılıç Ali‘ye, emrine giren emekli subaylar nedeniyle, askeri hiyerarşiye ters düşmesin diye “MİLİS ALBAYI” ünvanını vermiştir.
Görev süresince Keferdiz ağası Hurşit ağanın konağını karargah olarak kullandı.
Hurşit ağanın kendi parasıyla temin ettiği silah ve cephaneyi ilgili yerlere ulaştırdı.
Hurşit ağanın silahlı milislerini eğitip tatbikatlarda yetiştirerek cepheye gönderdi.
Güneydoğu bölgesinde ŞAHİN BEY ve KARAYILAN gibi kahramanlarla birlikte önce burada çıkan ufak tefek Padişah taraftarı isyanları bastırdı.
İsyancıların islah olanlarını da yanına alıp Fransızlara karşı savaştı.
Bu başarısı ona ANTEP KAHRAMANI ünvanını kazandırdı.
Daha sonra Kırşehir isyanını da yine Kılıçali Assubay‘ın başında olduğu kahramanlar bastırdı.
Ağrı İsyanı için kurulan İstiklal Mahkemesi‘nde Atatürk‘ün emriyle mahkeme üyesi olarak görev aldı.
Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ilk günden Atatürk’ün ölümüne kadar “memleketim” dediği Antep‘ten 18 yıl Milletvekilliği yaptı.
Her yıl, “benim meslektaşlarım ordunun en ağır yükünü taşımaktadır” deyip, meslektaşlarının özlük haklarının düzeltilmesini sağlamış, meslektaşları Kılıçali’ye “Küçük Zabitlerin babası” ünvanını yakıştırmıştır.
Kılıçali, Atatürk’ün ölümünden sonra milletvekilliğine aday olmayıp siyasetten çekildi.
Kılıçali, Türk Milli Futbol takımını zirveye taşıyan ünlü futbolcu ve antrenör Gündüz Kılıç ve 85’i aşkın yaşında halen gazetelerde önemli köşe yazıları da yazan, kitapları olan büyük yazar Altemur Kılıç gibi saygıdeğer, yurtsever evlatlar yetiştirmiştir.
Assubay çocuğu olmakla iftihar ettiğini ifade eden Altemur’un adını, doğum nedeniyle eşi Atatürk ile birlikte eve ziyarete gelen Latife Hanımefendi bizzat kendisi koymuştur.
Atatürk, sık sık Kılıçali’nin Ankara ve İstanbul’daki evine ziyarete gitmiştir.
Kılıçali‘nin, “Atatürkün hususiyetleri, Hatıralarını anlatıyor ve İstiklal Mahkemesi Hatıraları” isimlerini taşıyan 3 adet belgesel nitelikte kitapları vardır.

3- ÇERKEZ ETHEM – ASKER – ULUSAL KAHRAMAN:
——————————————-
1880 yılında Bandırma‘da doğdu.
Bandırma’nın bir köyü olan Emreköy’e yerleşmiş Şapsığ Çerkes boyundan, Ali Bey’in beş oğlunun en küçüğüydü.
Ağabeyleri, İlyas ve Nuri beyler, Rum eşkıyalarıyla çarpışırken şehit olmuş kahramanlar olup, Reşit ve Tevfik beyler de 1901 ve 1902 yıllarında Harbiye’yi bitirerek subay çıkmışlardı.
Reşit Bey çeşitli cephelerde çarpıştı.
1919‘da Meclisi Mebusan’a Saruhan (şimdiki Manisa) Milletvekili olarak katıldı.
Oradan Birinci TBMM’ye geçti.

Çerkes Ethem, evden kaçarak Bakırköy Süvari Küçük Zabit Mektebi‘ne girdi.
Balkan Savaşı’nda Bulgar cephesinde yaralandı.
Kıdem zammı ve madalya aldı.
I. Dünya Savaşı‘nda Eşref Kuşçubaşının yönettiği Teşkilat-ı Mahsusa (Şimdiki MİT+ÖZEL KUVVETLER) ile birlikte İran, Afganistan ve Irak‘a yapılan akınlara katıldı.
Yaralanarak savaş sonunda köyüne çekildi.
15 Mayıs 1919‘da İzmir’in işgali üzerine, vatan savunmasına başlamak için vurucu güç olarak Kuvva-yı Seyyare‘yi kurdu ve “Umum Kuvvai Milliye Komutanı” ve Ankara’daki 20. Kolordu’nun Komutanı olan Ali Fuat Paşa ile istişare ederek İngiliz ve Yunan birliklerinin ilerlemesine karşı gerilla operasyonları düzenledi.

Düzenli ordu kurulana dek TBMM’ye karşı girişilen ayaklanmaları bastırdı.
Anzavur Ayaklanması, Çopur Musa Ayaklanması ile Gerede ve Yozgat isyanlarını bastıran Çerkez Ethem’in isyancıları yargılamadan derhal infaz etmesi TBMM üyeleri ve İstiklal Mahkemeleri tarafından onaylanmıyordu.
1920 yılının sonunda 20. Kolordu ve Komutanı Ali Fuat Paşa ile birlikte Gediz Muharebeleri’ne katıldı ve TBMM kuvvetleri, Gediz’i geri alarak, İzmir’in İşgalinden sonra ilk defa Yunanlıların işgal ettikleri bir bölgeden geri çekilmelerini sağladılar.
Gediz Muharebelerinden hemen sonra Albay İsmet İnönü’nün Garp Cephesi komutanı tayin edilip, kendi kuvvetlerini kuşatmasına tepki olarak TBMM’ye çektiği ağır ifadelerle dolu telgraf sonrası “vatan haini” ilan edilince, emrindeki birliklerin önemli bir kısmını teçhizatlarıyla birlikte TBMM kuvvetlerine teslim ederek, kendisine bağlı yaklaşık 40 adamıyla birlikte Yunanistan üzerinden Almanya’ya giderek tedavi oldu.
Daha sonra oradan da Ürdün’e geçti ve affedilmesine rağmen ülkesine dönmedi.
1950 yılında Amman‘da vefat etti.

4- VECİHİ HÜRKUŞ -ASSUBAY- SAVAŞ PİLOTU – İSTİKLAL MADALYALI – HEYKELİ DİKİLEN – İLK TAYYARE YAPIMCISI:
————————————————————
6 Ocak 1896 tarihinde İstanbul’da doğdu.
Yeşilköy’deki Tayyare Mektebi’ne girerek Pilot Assubay olarak mezun oldu.
Birinci Dünya Savaşı sırasında pilot brövesi alarak 7.Tayyare Bölüğü’nde Ruslara karşı harekata katılıp, başarılı keşif ve bombardıman uçuşları yapmış ve bu arada girdiği bir hava muharebesinde bir Rus uçağını indirmiştir.
Genç Başçavuş Vecihi Hürkuş, uçak düşüren ilk Türk tayyarecidir.
Daha sonra Ruslara esir düşen Vecihi Bey, Hazar Denizi’nde bulunan Nargin Adası’ndan yüzerek İran üzerinden kaçmayı başarmış ve yurda dönerek 1918 yılı yaz başında Yeşilköy’de konuşlanmış bulunan 9.Harp Tayyare Bölüğü’nde görev almıştır.
Kurtuluş Savaşı’na katılan Başçavuş Vecihi Bey, özellikle İnönü ve Sakarya savaşı sırasında çok başarılı keşif ve destek uçuşları yaptığı gibi bir Yunan uçağını da indirmiştir.
İzmir (Gaziemir – Seydiköy) hava meydanına ilk giren ve işgal eden kişi olur.
Vecihi Bey’e kırmızı şeritli İstiklal Madalyası verilmiştir.
Ayrıca TBMM tarafından üç kez Takdirname verilmiştir.
Savaştan sonra İzmir’de yeni tayyarecileri eğitmeye başlar.
Edirne’ye yanlışlıkla inen bir yolcu uçağını almakla görevlendirilir.
Hizmeti karşılığı uçağa “Vecihi” adı verilince, uçak inşa etmek düşünceleri canlanır.
İzmir Seydiköy Hava Mektebi’nde -bugünkü Gaziemir Hava Teknik Okullar Komutanlığı- uçak yapımı projesine devam eder.
1924′te ganimet olarak Yunanlılardan ele geçen motorlardan yararlanarak ilk Türk uçağını imal eder.
28 Ocak 1925’de “VECİHİ K-VI”adını verdiği uçağını uçurur.
Ancak Vecihi Hürkuş‘un ödül beklerken İzin verecek merci olmadığı için, izinsiz havalanmış, bu yüzden de cezalandırılmıştır.
Daha sonra hava kuvvetlerinden ayrılarak uçak tasarımı ve yapımı çalışmalarına devam etmiştir.
Havacılığa gönül veren Tayyareci Vecihi Hürkuş da sadece Türk havacılık tarihinin değil, belki de tüm Türkiye tarihinin en ilginç simalarından birisiydi.
1930’da Kadıköy’de bir keresteci dükkânını kiralayarak, 3 ay içinde ikinci uçağı VECİHİ K-XIV’ü inşa etti.
İlk uçuşunu 16 Eylül 1930’da Kadıköy Fikirtepe’de büyük bir kalabalık ve basın topluluğu karşısında yapmıştır.
Bu uçuştan sonra VECİHİ K-XIV ile önce Yeşilköy’e, sonra Ankara’ya uçmuştur.
Uçabilirlik Sertifikası için İktisat Bakanlığına başvurmuş, 14 Ekim 1930′da “Tayyarenin teknik vasıflarını tespit edecek kimse bulunmadığından gereken vesika verilmemiştir” cevabını almış.
Hürkuş, bunun üzerine bakanlık nezdinde yapılan girişimler sonucu uçağa istenen belgenin alınması amacıyla uçağı sökerek demiryollarından kiraladığı vagonla Çekoslovakya’ya gönderilmesi için müsaade almıştır.
Hürkuş, 6 Aralık 1930’da Prag’a geldiğinde uçağını tekrar monte ederek uçağın malzemeleri ve her türlü teknik kontrolü yapıldıktan sonra uçuşu istenmiş.
Her türlü uçuş şekilleri ile uçuşun kontrolü tamamlanmıştır.
Hürkuş 23 Nisan 1931’de Çekoslovakyalı yetkililer tarafından civardaki bir gazinoda düzenlenen bir törenle, başköşesinde “Yaşasın Türk Tayyareciliği” yazılı bir pankartla onurlandırılarak uçuş müsaadesini almıştır.
25 Nisan 1931’de Çekoslovakya’dan uçarak Türkiye’ye gelmek için yola çıkıp 5 Mayıs 1931’de Türkiye’ye gelmiştir.
Vecihi Hürkuş, 1931 yılında, THK (Türk Tayyare Cemiyeti) yararına Türkiye turu yaptı.
Birinci Tur (02.09.1931): Ankara, Kızılcahamam, Gerede, Bolu, Ereğli, Zonguldak, Cide, Sinop, Samsun, Trabzon, Of, Rize, Gümüşhane, Bayburt, Suşehri, Zara, Hafik, Sivas, Şarkışla, Akdağmadeni, Sorgun, Yozgat, Sungurlu, Kalecik, Ankara.
İkinci Tur (09.11.1931) : Ankara, Gölbaşı, Bağla, Şereflikoçhisar, Aksaray, Konya, Beyşehir, Seydişehir, Alanya, Manavgat, Antalya, Fethiye, Köyceğiz, Muğla, Göktepe, Kale, Tavas, Karacasu, Babadağ, Denizli, Çal, Çivril, Karahallı, Ulubey, Uşak, Kütahya, Eskişehir, Çukurhisar, İnönü, Bozüyük, Karaköy, Söğüt, Geyve, Adapazarı, İzmit, İstanbul.
1932 yılında ilk Türk Sivil Havacılık Okulu’nu (Vecihi Sivil Tayyare Mektebi) açmıştır.
Okulda ilk Türk sivil kadın pilotumuz Bedriye Gökmen ile birlikte 12 pilot yetiştirmiştir.
İstanbul Kadıköy’de (Kalamış)ilk sivil uçağımız VECİHİ K-XIV, ilk eğitim ve spor uçağımız VECİHİ K-XV, 160 beygirlik Mercedes uçak motorlu deniz kızağı VECİHİ SK-X üretilmiştir.
Nuri Demirağ Bey, bir tayyare yapımı için 5000 TL vermiş, böylece 1933’te Vecihi Hürkuş tarafından NURİ BEY adı verilen VECİHİ K-XVI kabin uçağı yapılmıştır.
Vecihi Bey zor koşullarda eğitim yaparken bazı kurumların, örneğin TEKEL idaresi’nin ve İŞ BANKASI’nın reklamlarını yapmış, bazı vatansever yetkili kuruluşların da yardımları olmuştur.
1954 yılında ilk sivil havayolu şirketimiz Hürkuş Havayolları’nı kurmuştur.
Türk havacılık tarihinin en üretken ve girişimci kişilerinden olan Vecihi Hürkuş, Ankara’da 16 Temmuz 1969 tarihinde Gülhane Askerî Tıp Akademisi Hastanesi’nde vefat etmiştir.

5- HULÜSİ KENTMEN DENİZALTI ASSUBAYI-SİNEMA OYUNCUSU:
——————————————
Hulusi Kentmen, 20 Ocak, 1912‘de Tirnova (Bulgaristan)da doğdu. Kendisi küçükken göçler sırasında ailesiyle Türkiye‘ye göç ettiler. Türkiyede Deniz Assubay Okulundan mezun oldu ve emekli olana kadar Türk Deniz Kuvvetlerinde Assubay olarak görev yaptı, daha sonra emekli olarak sinemada sanat yaşamına atıldı.

1942‘de Sürtük filmiyle sinema oyunculuğuna başladı. Sinemaya başladıktan sonra da zaman zaman tiyatro oyunlarında sahne aldı. Şehir Tiyatroları’nda sahnelenen Çatallı Köy oyununda rol aldıktan sonra 1965 yılında bu oyunu, oyuna konu olan köyde (Afyon’un Emirdağ İlçesinin Çatallı Köy’ünde) Hüseyin Baradan, Şahin Tek ve diğer oyuncularla birlikte sahneledi.Kurduğu Hulusi Kentmen Tiyatro Topluluğu ile çeşitli oyunları sahneye koydu, turneye çıktı. Bazı televizyon reklamlarında rol aldı.
Tatlı-sert ve babacan tarzı ile çoğu filmlerinde baba, komiser, bahçıvan, hakim komutan gibi roller üstlendi, birçoğunda kendi adıyla oynadı. Karakter oyuncusu olarak simgeleşti. Sinemada bıraktığı etkiyle halk arasında, babacan, tatlı- sert erkek karakterini ifade etmek üzere “Hulusi Kentmen gibi” deyişi yerleşti.
Birçok filminde, Kentmen’i, Kemal Ergüvenç seslendirdi. Bazı filmlerinde ise sanatçıyı Rıza Tüzün seslendirmiştir. Kentmen, 1942-1988 yılları arasında 500’e yakın filmde rol aldı. Türk sinemasında bir klasik olan oyuncu 20 Aralık 1993‘te Böbrek yetmezliği sonucu 81 yaşında yaşamını yitirdi.

6- ASSUBAY İSMAİL AKÇAY:
————————-
1942 Yılında Balıkesir’e bağlı merkez Kesirven Köyünde doğdu.
İlk öğrenimini köyünde tamamladıktan sonra Balıkesir Erkek Sanat Enstitüsü, daha sonra Ankara Jandarma Assubay Okulunu bitirdi.
1965 yılında Maratona bu okulda başlayan İsmail AKÇAY sistemli çalışmasıyla kısa zamanda form tutarak 1966’da Yugoslavya’da yapılan Balkan Oyunlarında ilk şampiyonluğunu kazandı.
1967 yılında Amerika’nın Lasvegas şehrinde yapılan maraton yarışını baştan sona önde götüren İsmail AKÇAY, finiş yerinin yanlış gösterilmesi ile kesin birinci geleceği yarışı ikinci olarak bitirdi.
Jandarmagücü forması ile maraton çalışmalarını bilimsel olarak sürdüren bu maratoncumuz, sırası ile;
1968de Yunanistan’da,
1972’de Yugoslavya’da,
1973’de yine Yunanistan’da Balkan şampiyonlukları kazandı.
1968 Meksika Olimpiyatlarında birde birinciliği bulunan AKÇAY, 1966-1975 yılları arasında 9 yıl maraton koşarak ulaşılması zor dereceler elde etti.
En iyi derecesi Olimpiyatlarda 4.olduğu yarışta elde ettiği 2.13.40’dır.
Yurt içinde ve yurt dışında kazandığı başarılı sonuçlarla Türkiyenin en başarılı Maratoncusu olarak Türkiye Spor tarihine geçmiştir.
Bu gün emekli jandarma Assubayı olarak Balıkesir’de ikamet eden İsmail AKÇAY, atletizm il temsilciliği yanında sözleşmeli uzman kadrosunda antrenörlük görevini de sürdürmektedir.

7- HAKAN FİDAN, ASSUBAY-DOKTOR-MİT MÜSTEŞARI:
———————————————
Assubay iken tekrar Üniversite tahsil etti ve başarılarıyla komutanlarının dikkatini çekince önce Oyak Genel Kurul Üyeliğinde, daha sonra Almanya‘daki Nato Sürat Reaksiyon Kolordusu, İstihbarat Başkanlığında görevlendirildi.
ABD’ye gönderildiğinde Maryland Üniversitesi’nden Siyaset ve Yönetim Bilimi lisansını aldı.
2001 yılında emekliliği dolmadan istifa ile askerlikten ayrıldı.
Bilkent Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler dalında Yüksek lisans ve Doktora yaptı.
Uluslararası Güvenlik, Uluslararası Kalkınma ve Türk Dış Politikası konularında Akademik çalışmalar yaptı.
Çeşitli Üniversitelerde ders verdi.
İngiltere-Londra Verification Technologies Research Center‘da,
İsviçre-Cenevre Birleşmiş Milletler Silahsızlanma Enstitüsü‘nde,
Avusturya-Viyana Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu‘nda akademik araştırmalar yaptı.
Avustralya Büyükelçiliği Kıdemli Siyasi ve Ekonomik Danışmanlık görevinde bulundu.
Başbakan Erdoğan’ın dikkatini çeken bu eski asker, Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi (TİKA) Başkanlığını atandı.
Başbakanlık Dış Politika ve Uluslararası Güvenlik’ten sorumlu Müsteşar Yardımcısı oldu.(14-11-2007)
Aynı zamanda Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyetinde görev yaptı.
Uluslararası Atom Enerjisi Yönetim Kurulu Üyeliğini de yürüttü.
MİT Müsteşar Yardımcısı iken, Eski Müsteşarın emekliliği nedeniyle MİT Müsteşarlığı’na atandı. Bu göreve atananların isim ve özgeçmişleri Milli Güvenlik Kuruluna sunulur, Sn.Dr.Fidan’ın adı da daha önce birlikte çalıştığı eski komutanlarının bilgisine sunuldu ve Komutanların da onayı alınarak bu yüce göreve getirildi.
Dr.Fidan 42 yaşında büyük bir azim ve sebatla buralara kadar yükselmiştir.

8- ASSUBAY ÖMER HALİSDEMİR BORDO BERELİ ULUSAL FEDAİ:
—————————————–
Yedi çocuklu bir aileden gelen Ömer Halisdemir, çocukluğunu Niğde’nin BOR/Çukurkuyu beldesinde geçirdi.
Çukurkuyu’da okuldan eve gelince, boş zamanlarında kendi hayvanlarına çobanlık da yaptı.
Hatice Halisdemir ile olan evliliğinden Elifnur ve Doğan Ertuğrul adlarında iki çocuğu dünyaya geldi.
Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde Türkiye sınırları içinde ve dışında çeşitli görevlerde yer aldı.
Babası Hasan Hüseyin Halisdemir‘in aktardığı bilgiye göre, 2016 Türkiye askerî darbe girişimi sırasında öldürdüğü komutan Semih Terzi ile birlikte daha önceden Afganistan‘da görev yapmıştı.

16 Temmuz 2016da FETÖcü darbe girişimi sırasında Özel Kuvvetler Komutanlığı’na girmeye çalışan Özel Kuvvetler Komutan Yardımcısı Tuğgeneral Semih Terzi’yi, Özel Kuvvetler komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı’dan aldığı emir üzerine kışlaya sokmayıp alnından vurarak öldürdü.
Bunun üzerine Semih Terzi’nin korumalarından Binbaşı Fatih Şahin ve Üsteğmen Mihrali Atmaca da otuz kurşunla Halisdemir’in hayatına son verdi.
Daha sonra ise darbe yanlısı assubaylar Nedim Şahin ve Gökmen Ata ölü ele geçirilmiş;
otuz altısı ise teslim alınarak Gölbaşı Sulh Ceza Hâkimliği’nce tutuklanmıştır.

Çeşitli Türk basın kuruluşları, Kemalist ve Cumhuriyetci bir assubay olan Halisdemir’den “darbe girişimin seyrini değiştiren YİĞİT ASSUBAY” diye bahsetti.
Zira Özel Kuvvetler Komutanlığı ele geçirilmiş olsaydı, daha çok kan akacaktı..
24 Ağustos 2016‘da başlayan Fırat Kalkanı Operasyonu’na katılan Özel Kuvvetler Komutanlığı’na bağlı askerler ise üniformalarına “Şehit Ömer Halisdemir” yazan apoletler takmıştır.

Assubay Halisdemir‘in vurulduğu nokta özel bir kaplama ile koruma altına alınarak çiçeklerle süslendi.
Dursun Ali Erzincanlı, Halisdemir’in öldürülmesi sonrasında kendisine atfen “30 Kuş” adlı bir şiir yazdı ve bu şiire bir klip çekildi.
Ömer Halisdemir‘i anlatan “30 Kuş” adlı şiirle aynı isme sahip bir kısa bir film de yapıldı.
Ağustos 2016‘da Toroslar, Mersin‘deki Şehitler Parkı’na kaide ve gövde uzunluğunun toplamı 4.60 metre olan bir heykeli dikildi.
Daha sonra Türkiye‘deki birçok meydan, cadde, okul ve öğrenci yurdu gibi yerlere kendisinin adı verildi.
Ayrıca Niğde‘de kendisi için bir hatıra ormanı da oluşturulmuş ve şehirdeki üniversiteye de adı verildi.

9- İSİMLERİ BİLİNMEYEN ASSUBAYLAR:
———————————-