BURASI HUŞ’TUR

Kışlanın önünde redif sesi var
Açın çantasını acep nesi var?
Bir çift kundurayla bir de fesi var.
Burası Huş’tur,
Yolu yokuştur,
Giden gelmiyor,
Acep ne iştir?

Yemen Türküsünde adı geçen redifler Osmanlı’da 5 yıllık normal askerlik süresinden sonra ölmez de sağ kalırsa 7 yıl daha askerlik yapacaklar/yapanlardı.
Onlar Türklerin çoğunlukta oldukları Misak-ı Milli sınırlarını korumak yerine Mekke ve Medineyi korumak uğruna Yemen’e gönderiliyordu.

Osmanlı’nın Yemen’de kaybettiği askerlerinin sayısı bilinmiyor ancak bir milyona yakın olduğu tahmin ediliyor.
Akıbeti bilinmeyenlerin arasında sayıları az da olsa ölmeyip sağ kalıp sonradan oralarda evlenenler de var.

Yüzlerce hazin hikayelerden biri örnek:
Yemen’de sivil muhabere memuru olarak çalışmış Asaf Tanrıkut anlatıyor:
“Küçük karakollardan, Hilyos’ta bulunan mevkilere yakın yerlerden telgraf ile bir günlük suyumuz kaldı, yiyeceğimiz kalmadı veya günlük yiyeceğimiz kaldı, suyumuz kalmadı gibi yazılar geliyordu.
Böyle telgraflar içimizi sızlatıyordu.
Susuz ve yiyeceksiz kalan ve kendilerine bunları gönderme imkanı olmayan bu askerler ölüyorlar veya Arapların eline düşüyorlar ve onların cenbiyeleri (Yemen’e özgü ucu kıvrık özel bir hançer) altında can veriyorlardı.
İdrisi’ye gönderilen bir alay açlık ve susuzluk içinde (Cizan’daki) Asan denilen yerde su kuyularına koşuyor.
Ama su içenleri koruyacak gözcülerin konması ihmal ediliyor.
Bir anda ortaya çıkan İdrisi kabilesinin savaşçıları askerleri kurşun ve cenbiyelerle yok ediyor.
Bir kısım asker denize atlıyor, yüzme bilmeyenler ölüyor.
Askerleri takip eden katırlar da denize atlıyor, başlarını suya sokarak intihar ettikleri anlatılıyor.
Buna da ‘Katırların İntiharı’ denilmiş…”