1. DÜNYA SAVAŞINDA HİNT ASKERLERİ, ESİR TÜRKLERİ GÖTÜRÜRKEN..

7.231 Görüntüleme
■ BU VİDEOYU KÜLLİYE SARAYINA İTHAF EDİYORUM

Birinci Dünya Harbinde Bağdat cephesinde İngilizlere esir düşen askerlerin görüntüleri.     Esir Türk askerleri sömürgeci Anzak ve Hintli süvarileri tarafından, bölük bölük per perişan, aç susuz, ite kalka topu tüfeği ve öküz arabalarıyla esir kampına götürülüyor.

Yerli Arap halkı da bunu seyrediyor. Öyle sanırız ki içinden seviniyorlar… Tam 103 sene öncesine ait hazin sahneler. Dahası var ki görüntüler bir Sivas türküsü ile tarihsel bir hüzne boğulmuş. Anadolu insanı sitem ve öfkesini, üzüntü ve hasretini bazen kahpe felekten, bazen Sivas dağlarında dolaşan kara bulutlara dertlenerek gideriyor.
Karlı dağlar karanlığın bastı mı
Kahpe felek ayrılığın vakti mi?
Bu türkülerde yaşanan hüzün aynı zamanda bir efkar dağıtmadır. Tezkeresi gelmemiş evladını yüreğinin içine böyle gömüyor. Türkü anlamak için türküleri dinlemek gerek… Anadolu insanının türküleri de tarih kokar… Yemen türküsünü unutabilir miyiz? Anadolu delikanlısı hiç rahat yüzü görmemiş ki… Gençliğinin beş yılını sekiz yılını askerde geçirmiş. Diktiği fidanlar meyve verir olmuş, ama köyüne dönememiş… İmam Yahya’nın Yemen’inde kırılmış, Balkan dağlarında kırılmış, Sarıkamış‘ta donarak kırılmış… Çanakkale‘de kırılmış, Filistin‘de kırılmış… Galiçya’da kırılmış, Kore‘de kırılmış. Hep kırılmış…
Bilmem sizin de bu esirler arasında dedeniz, onun kardeşi veya bir akrabası var mıydı? Benim dedem Osman Çavuşun yeğeni Seyfullah amca işte bunlardan biriydi. Bağdat cephesinde sıhhıye eri iken esir düşmüş, Hindistan ve Mısır‘ı dolaştıktan sonra dönebilmişti. Ben çocuktum… Sizi bilmem ama bu Sivas türküsünü dinlerken gözlerim yaşardı. Yüreğim ezildi, ağlayarak rahatladım… Belki amcam oluşundan, belki çocukluktan, belki nostaljik bir romantizmden… Belki Birinci Dünya Harbinde yaşananları iyi bilmemden… Tarih bilgim ve bilincim ne olursa olsun halkın bağrından çıkan bu yanık türkünün duygusal hüznüne çaresiz kaldım…
Bu videoyu bana gönderip gözlerimi yaşartan, en az benim gibi hassas Mehmet Şahin dostuma teşekkürler. Ben de bu videoyu özellikle Külliye denilen Emevi Sarayının değerli tarih danışmanlarına ithaf ediyorum. Şundan dolayı… Galatasaray ve Tıbbıye öğrencileri Çanakkale‘ye gönüllü gidip şehit olurken, aralarında tek bir medrese talebesi/ mollası bulunmuyordu. Sakarya ve Afyon cephesinde de yoklardı. Çünkü o günlerde kayıtlı 18. 000 medrese talebesi Osmanlı nizamına göre askerlikten muaftı. Rahle üzerinde Mızraklı ilmihal okumak vatan savunmasından daha kutsal ve daha öncelikliydi....Bu muafiyeti cumhuriyet kaldırdı.
Duyguları tarih bilincine karışmış biri olarak ben de efkara daldım. Birinci Cihan Harbi öncesindeki en az üç asırlık ihmallerin sonucu olan fetihçi Osmanlı zihniyetini idrak ederek, gerek Türk askerini gerek Türk milletini yenilgi ve geri kalmışlık psikolojisinden kurtaran Atatürk‘tür. İttihat-Terakki Pan Türkizmine kapılmadan, artık gözlerimizi elimizdeki şu son vatan parçası Anadolu‘ya çevirelim diyen de odur. (Enver’den farkı). Mazideki yenilgiler ardından, Türk ordusuna şerefli bir zafer kazandıran da O ve arkadaşlarıdır. Ordumuz her zaman bizim göz bebeğimizdir. Cumhuriyet kurulduktan sonra, çağdaş dünya ile başetmenin rasyonel temellerini atan da tarihin doğurduğu bu adamdır. Bu kurucu neslin ruhaniyeti önünde tazimle eğilmek herkesin borcudur.
Günümüze gelince; Cumhuriyetin eksikliklerini tamamlama yerine, inanılmaz yalanlar, kumpaslar, vicdansız iftiralar, siyaset oyunları, medrese hileleri ve sahtekarlıklarla, ordumuz ve kurucuların itibarını lekeleyerek zaafa uğratmaya çalışan südü bozuk din ve siyaset bezirganlarını, lanet ve nefretle kınıyorum..
OSK/ 17 TEMMUZ 2019