<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KÜLTÜR-SANAT &#8211; Haberal Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://haberalgazetesi.net/kategori/kultur-sanat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://haberalgazetesi.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 25 Jul 2026 14:48:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.7</generator>

<image>
	<url>https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/Screenshot_1.png</url>
	<title>KÜLTÜR-SANAT &#8211; Haberal Gazetesi</title>
	<link>https://haberalgazetesi.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>AYHAN SARIHAN KİMDİR?</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/ayhan-sarihan-kimdir-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2026 14:48:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR-SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10956</guid>

					<description><![CDATA[Hukukçu, eğitimci, edebiyatçı yazar. 8 Mayıs 1949 tarihinde Ordu’nun Fatsa ilçesine bağlı Beyceli köyünde doğdu. Köyünün ilkokulunu, Akpınar İlköğretmen Okulunu,...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Hukukçu, eğitimci, edebiyatçı yazar. 8 Mayıs 1949 tarihinde Ordu’nun Fatsa ilçesine bağlı Beyceli köyünde doğdu. Köyünün ilkokulunu, Akpınar İlköğretmen Okulunu, Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünü, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini ve Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsünü bitirdi.</h3>
<h3>Fatsa Sayaca İlkokulunda, Samandağ Lisesinde, Ünye Endüstri Meslek Lisesinde,  Ankara Eğitim Enstitüsünde,  Ankara Demetevler Lisesinde,  Aktepe Lisesinde,  Kurtuluş Ortaokulunda kadrolu olarak, Gazi Eğitim Enstitüsünde, Çankırı Eğitim Enstitüsünde ve Erzincan Eğitim Enstitüsünde geçici görevle öğretmenlik yaptı. İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanlığı’nda hukuk danışmanlığı görevinde bulundu.</h3>
<h3>Türkiye Öğretmenler Sendikasında şube başkanlığı, TÖB DER’de bölge temsilciliği yaptı. 1990’da Eğitim İş’in kurucuları arasında yer aldı. Bu sendikada 3 dönem Merkez Yönetim Kurulu üyeliği (Merkez Hukuk Sekreterliği) görevini sürdürdü. Eğitim~İş ve Eğit~Sen’in birleşmesiyle oluşan Eğitim~Sen’in kurucuları arasında yer aldı, bu sendikada Genel Sekreterlik yaptı. Başka kitle örgütlerinin organlarında görevler aldı.</h3>
<h3>Muhalif tutumundan ötürü 3 kez meslekten atıldı, mahkeme kararlarıyla görevine döndü. Açıkta kaldığı dönemde Hukuk Fakültesine girdi, avukat oldu.</h3>
<h3>Yayın işiyle uğraştı. Öğretmen Dünyası, Sendika ve 16 Mayıs dergileri ile Öğretmen Yayınlarının kurucularından. Bunların kiminde yöneticilik de yaptı.</h3>
<h3>Dergi ve gazetelere yazılar yazdı. Dil, halkbilim, hukuk ve gezi türlerinde kitapları yayımlandı.</h3>
<h3>Emekli ve Ankara’da yaşıyor.</h3>
<h3></h3>
<h3><strong>Kitapları:</strong></h3>
<h3>Yorgo Emmi (2002),</h3>
<h3><span style="font-size: 16px;">Var Çok Piroplam Apanti Çook &#8211; Gürcistan ve Azerbaycan İzlenimleri (2002),</span></h3>
<h3>Batı&#8217;ya Akan Zenginlik &#8211; İtalya, İsviçre, Almanya, Avusturya Gezi Notları (2004),</h3>
<h3>Beyaz Geceler Rusya Gezisi İzlenimleri (2004),</h3>
<h3>Nerde Akşam Orda Sabah Akdeniz Avrupası Gezi İzlenimleri (2006),</h3>
<h3>Çöl Gelini Suriye Gezisi Notları Ayhan Sarıhan (2009),</h3>
<h3>Düşe Kalka &#8211; Öğretmenlik Anıları (2009, 2017),</h3>
<h3>Alçak Ülke Hollanda Gezisi İzlenimleri (2011),</h3>
<h3><span style="font-size: 16px;">Kazıklı Voyvoda&#8217;nın Ülkesinde &#8211; Romanya Gezisi İzlenimleri (2011),</span></h3>
<h3>Barışmayacağız Affetmeyeceğiz (2012),   Tanrılar ve Dilenciler Diyarı Nepal &#8211; Hindistan İzlenimleri (2013),</h3>
<h3><span style="font-size: 16px;">Biz Bu Sendikayı Sokakta Bulmadık &#8211; Eğitim İş Anıları (2017),</span></h3>
<h3><span style="font-size: 16px;">Beyceli Öyküleri (2019),</span></h3>
<h3>İndim Seyran Ettim Acemistan&#8217;ı &#8211; İran Gezisi İzlenimleri (2019).</h3>
<h3>Not: İyi bir hukukçu da olan Avukat Ayhan SARIHAN, Arkaşları arasında DÜRÜSTLÜK TİMSALİ olarak tarif edilir. (AjansHaberal)</h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DÜZCE TÜRK~GÜRCÜ KÜLTÜR DERNEĞİNDE GÜRCÜ YAZAR EKA SURAMELİ İLE ZEKİ MERCAN SOHBETİ</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/duzce-turkgurcu-kultur-derneginde-eka-surameli-ile-zeki-mercan-sohbeti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 22:34:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR-SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10833</guid>

					<description><![CDATA[ Gürcistan yazarlar Birliği üyesi Bayan Eka SURAMELİ yazıyor; Sevgili dostlar, merhaba… Sayfamı takip edenleriniz bilir; ben, Türkiye’de yaşayan Gürcülerin hikâyelerini...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="text-decoration: underline;"> Gürcistan yazarlar Birliği üyesi Bayan <em>Eka SURAMELİ</em> yazıyor;</span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Sevgili dostlar, merhaba…</span><br />
<span style="font-size: 14pt;">Sayfamı takip edenleriniz bilir; ben, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Türkiye</span>’de yaşayan Gürcülerin hikâyelerini kaleme alıyorum. Zamanın, tarihin ve mesafelerin aşındıramadığı köklerini yüreklerinde taşıyan insanların hikâyelerini… Çok yakında bu anlatılar tek bir kitapta buluşacak.</span><br />
<span style="font-size: 14pt;">Bugün ise sizleri, bu yolculukta kalbime en çok dokunan isimlerden biriyle tanıştırmak istiyorum:<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;"> Düzce Gürcü Kültür Derneği Yöneticisi, eğitimci Sayın</span> <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Zeki Mercan</span> <em><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">(Kobaladze).</span></em></span><br />
<span style="font-size: 14pt;">O, yalnızca kendi dilini koruyan biri değil; aynı zamanda o dili başkalarının da yüreğine nakşeden bir emekçi… Okumayı, yazmayı, doğru konuşmayı, hatta Gürcüce düşünmeyi öğreten bir gönül insanı. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Düzce</span>’de açtığı kurslar, niceleri için unutulmuş köklere uzanan bir köprüye dönüştü.</span><br />
<span style="font-size: 14pt;">Ama itiraf etmeliyim ki, beni en çok etkileyen başka bir şeydi…</span><br />
<span style="font-size: 14pt;">Onunla konuşurken, kelimelerinden dökülen Gürcüce öylesine duru, öylesine tabiiydi ki; insan, karşısında <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Gürcistan</span>’da doğup büyümüş birini sanıyordu. Oysa o, sınırların ötesinde doğmuş bir Gürcü kökenli bir Türk idi. Fakat dilini, bir insanın ruhunu korur gibi korumuştu.</span><br />
<span style="font-size: 14pt;">Bu, tarif edilmesi zor bir duyguydu…</span><br />
<span style="font-size: 14pt;">Ve işte tam da bu duyguyla, onun hikâyesini sizlerle paylaşmak istiyorum.</span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><em>     – Zeki bey, hikâyeniz sanki dağların kalbinde başlıyor… Anlatır mısınız?</em></span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Cevap: </span> Evet… Benim hikâyem 1960 yılının sonbaharında, Düzce’nin yüksek dağlarında, küçük bir köyde — <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Fındıklı Aksu</span>’da başlar. Orada doğa, insanı adeta kendi elleriyle büyütür; Berrak sular, fındık kokulu ormanlar… Ben ise ailemin onuncu ve sonuncu çocuğuydum.</span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><em>     – Kökleriniz nereden besleniyor?</em></span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Cevap:</span>  Dedem,<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 1878 Osmanlı/Rus Savaşı&#8217;</span>nın ardından <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Batum</span>’dan göç etmek zorunda kalmış. Bu bir tercih değil, kaderin dayattığı bir yoldu. Sonrasında babam da aynı yolu yürüdü… Sanki ailemiz hep yollardaydı; ama bir şeyi hiç kaybetmedik: <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Gürcistan</span>’ı. Çünkü o, bizim içimizde yaşamaya devam etti.</span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><em>     – Çocukluğunuz nasıldı?</em></span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Cevap:</span>  Ziyadesiyle Gürcülükle yoğrulmuştu… Köyde yalnızca Gürcüce konuşulurdu. O benim ilk dilim, ilk sesimdi.</span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><em>     – Peki sonra?</em></span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Cevap:</span>  Beş yaşımda, okumam gerektiğine karar verildi ve evde Türkçe konuşulmaya başlandı. Zamanla Gürcüceden uzaklaştım… Öyle ki, bir süre sonra kendi dilimin yalnızca<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;"> “bozuk bir Türkçe”</span> olduğuna inandım. Bugün bunu hatırladıkça içimde bir sızı hissediyorum…</span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">  <span style="font-family: georgia, palatino, serif;"> – Gürcüce size ne zaman geri döndü?</span></span></em></span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Cevap:</span>  <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1975</span>’te… Küçücük bir cep sözlükle. O sözlük, benim için sadece bir kitap değildi; kendime açılan bir kapıydı. Her şey oradan yeniden başladı.</span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><em>     – Gürcistan’da eğitim görmek hayali var mıydı?</em></span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Cevap:</span>  Evet… Hatta o hayale çok yaklaşmıştım. Ama dönemin şartları izin vermedi. Bu, hayatımın en derin yaralarından biri olarak kaldı.</span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><em>  – Yolunuza nasıl devam ettiniz?</em></span><br />
<span style="font-size: 14pt;">Cevap:  Hiç durmadım… Kitaplarla, mektuplarla, insanlarla yeniden kurdum bağımı. Sonra başkalarına da öğretmeye başladım. İlk öğrencim babamdı… Ve bir gün ondan Gürcüce yazılmış bir mektup aldım. O anı tarif etmek imkânsız…</span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><em>– İki dünya arasında bir köprü oldunuz…</em></span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Cevap:  </span>Belki de öyle… Akrabalık bağları yeniden kurulunca tercüme için insanlar bana gelmeye başladı; mektuplarını okumam için. Böylece çeviri yapmaya başladım… Ve bu yol hâlâ devam ediyor.</span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><em>  – Bugün ne yapıyorsunuz?</em></span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Cevap:  </span>Hâlen Gürcüce öğretiyorum. Hem sınıfta hem de çevrimiçi… Bildiğim ne varsa paylaşmaya çalışıyorum.</span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><em>  – Sizin için en kıymetli olan nedir?</em></span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Cevap:  </span>Torunumun Gürcüce öğrenmesi… Onunla oyunlar oynayarak bu dili öğretmek için sık sık İstanbul’a gidiyorum. Ailemizde Gürcü kimliğinin kaybolmaması en büyük arzum. Buna yürekten inanıyorum; yakında gerçekleşecek. Ve o gün geldiğinde yüksek sesle şunu söyleyeceğim: <span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;"><em>Dilimiz kaybolmadı… Biz hâlen varız.</em></span></span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><em>    – Okuyuculara son bir söz?</em></span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Cevap:  </span>Dil, insanın ruhudur. Onu koruyan, kendini korur.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Sayın<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> Zeki Mercan</span>’a bu içten ve derinlikli sohbet için gönülden teşekkür ederim.</span><br />
<span style="font-size: 14pt;">Saygılarımla,</span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Eka SURAMELİ</span> <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1ec.png" alt="🇬" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1ea-1f1f9.png" alt="🇪🇹" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1f7.png" alt="🇷" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1ec.png" alt="🇬" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1ea-1f1f9.png" alt="🇪🇹" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1f7.png" alt="🇷" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1ec.png" alt="🇬" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1ea-1f1f9.png" alt="🇪🇹" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1f7.png" alt="🇷" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1ec.png" alt="🇬" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1ea-1f1f9.png" alt="🇪🇹" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1f7.png" alt="🇷" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1ec.png" alt="🇬" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1ea-1f1f9.png" alt="🇪🇹" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1f7.png" alt="🇷" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1ec.png" alt="🇬" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1ea-1f1f9.png" alt="🇪🇹" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1f7.png" alt="🇷" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1ec-1f1ea.png" alt="🇬🇪" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f64f.png" alt="🙏" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f64f.png" alt="🙏" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f493.png" alt="💓" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f493.png" alt="💓" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BAŞKENT ANKARA SEMT ve İLÇE İSİMLERİ</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/baskent-ankara-semt-isimleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Jan 2026 13:26:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR-SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10743</guid>

					<description><![CDATA[ANKARA&#8217;DAKİ İLÇE VE SEMTLERİN İSİMLERİ NEREDEN GELİYOR? &#8216;Bu ismi de nereden bulmuşlar&#8217; dedirten ilçe, semt, mahalle, meydan, bulvar, cadde ve...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"><strong>ANKARA&#8217;DAKİ İLÇE VE SEMTLERİN İSİMLERİ NEREDEN GELİYOR?</strong></span></h2>
<h3>&#8216;Bu ismi de nereden bulmuşlar&#8217; dedirten ilçe, semt, mahalle, meydan, bulvar, cadde ve sokak adlarının hikayeleri duyanları şaşırtıyor.<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8221;Ankara&#8217;nın tarihi semt isimleri ve öyküleri&#8221;, &#8221;Ne demek Ankara; Balgat niye Balgat&#8221;</span> ve <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8221;Cumhuriyet ve Başkent Ankara&#8221;</span> isimli kitaplar ile çeşitli kaynaklardan derlenen bilgilere göre, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Ankara</span>&#8216;nın farklı ilçe, semt, mahalle, bulvar, cadde, sokak ve meydan isimlerinin ilginç hikayeleri bulunuyor.</h3>
<h3>Mamak&#8217;a bağlı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Saimekadın</span> Mahallesi&#8217;nin isminin <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1402</span>&#8216;de Çubuk Ovası&#8217;nda yapılan <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Ankara Savaşı</span>&#8216;nda Osmanlı ordusuna yardım eden bir kadından geldiği biliniyor.<br />
Kaynaklarda, Osmanlı askerine yardım eden Saime Kadın&#8217;ın isminin oturduğu bölgeyle anılmaya başladığı ifade ediliyor. Bir başka kaynakta ise Hacı Bayram Veli&#8217;nin soyundan gelen ve bölgede bahçeleri bulunan &#8221;<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Saime Hatun&#8217;</span>&#8216;un semte adını verdiği belirtiliyor.<br />
&#8221;Saime kadınla alışverişte bulunan biri aldığının karşılığını getirip vermiş. Saime kadın eline tutuşturulan bir tomar parayı saymaya başlayınca parayı veren eksiksiz olarak ödemede bulunduğunu anlatmak üzere, <em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8216;sayma kadın, sayma kadın&#8217;</span></em> diye uyarmış. Böylece kadının adı &#8216;sayma&#8217;dan türeyerek Saime olmuş ve bölgenin ismi de böyle anılmaya başlanmış.&#8221;</h3>
<h3>Hacı Bayram Veli&#8217;nin doğup büyüdüğü yer olarak bilinen <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Solfasol</span> semtinin gerçek adının <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Zülfazıl</span> <span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;"><em>(faziletli, erdem sahibi kişi)</em></span> olduğu çeşitli kaynaklarda yer alıyor.</h3>
<h3>Ankara&#8217;nın gözde mekanlardan <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Balgat</span>&#8216;ın isminin öyküsü ise şöyle:<br />
&#8221;Kat/gat&#8221; kelimesinin öz Türkçe&#8217;de şehir anlamına geldiği ve Balgat&#8217;ın &#8216;<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"><em>&#8216;Balşehir</em></span>&#8221; olduğu kaynaklarda yer alıyor.<br />
Balgat ismiyle ilgili halk arasındaki yaygın inanış ise şöyle:<br />
&#8221;<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Mustafa Kemal Atatürk</span>&#8216;ün yolu bir zamanlar şehrin dışında kalan Balgat köyüne düşer. Köyde soluklandığı evde çay içmek isteyen Atatürk&#8217;e gelen çayda şeker yoktur. Atatürk, &#8216;<span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;"><em>Şeker yok mu?&#8217;</em> </span>diye sorunca oradakiler de Ankara şivesiyle &#8221;Şeker yok amma bal var, <span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;"><em>bal gat Atam, bal gat&#8217;</em></span>&#8216; der. Atatürk de bunun üzerine bölgenin ismini &#8216;Balgat&#8217; koyar.&#8221;</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Cebeci</span> kelimesinin sözlük anlamı, Osmanlı&#8217;nın yeniçeri ordusunda silah yapan ve bakımıyla görevlendirilen, savaşta silah ve cephaneyi orduya ulaştıran yaya kapıkulu ocaklarından bir sınıf askerdir. Osmanlı dönemindeki Cebeci kışlalarının bugünkü Cebeci semtinde kurulmasından dolayı bölgenin ismi de buradan geliyor.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Dikmen,</span> sözlüklerde koni biçimindeki tepe, dikilerek oluşturulan ağaçlık, dik arazide orman olarak belirtilir. Ankara&#8217;nın yüksek tepelerinden biri olan Dikmen&#8217;in artık koni biçimli olup olmadığı anlaşılmamaktadır ancak semtin tepe sırtlarında kara çam ormanı bulunmasından dolayı bölgeye bu isim verilmiştir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Etlik Kasalar</span> mevkisi, meyve ve sebze kasalarının geniş bir arazide depolanmasından dolayı bu adı almıştır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Ayrancı</span> ismi bu semtte yoğun olarak yaşayan rumların genellikle çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşmaları ve rumların genellikle güğüm güğüm ayran satmalarından dolayı bu ismi almıştır.</h3>
<h3>Ankara&#8217;nın su ihtiyacının karşılanması amacıyla <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Hatip Çayı</span> üzerine bent kurulması, bu bölgenin <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Bentderesi</span> olarak anılmasına neden olmuştur.</h3>
<h3>Giysi ve çamaşır dikilen iş yeri, terzi bulunan bölgeye <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Dikimevi</span> denilmiştir.</h3>
<h3>Başlangıçta <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">40</span> hane bulunan semt, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Kırkkonaklar</span> adıyla anılmıştır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Dışkapı</span> semti, Ankara&#8217;nın giriş ve çıkış kapısı olarak nitelendirildiği için bu ismi almıştır.</h3>
<h3>Bugün büyük bir alışveriş merkezi ve metro istasyonunun bulunduğu <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Akköprü</span> semti, adını Çubuk Çayı, İncesu Deresi ve Hatip Çayı&#8217;nın birleştiği noktada<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 1222</span>&#8216;de Selçuklu Komutanı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Alaaddin Keykubat</span> tarafından yaptırılmış, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">3&#8242;</span>ü büyük toplam <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">7</span> kemerli köprüden almıştır.</h3>
<h3>Yapılaşmaya <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1980</span>&#8216;li yıllarda başlanan Yüzüncü Yıl Mahallesi&#8217;ne, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1981</span>&#8216;de Atatürk&#8217;ün doğumunun <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">100</span>. yılı kutlamalarında Yüzüncü Yıl adı verilmiştir.</h3>
<h2><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Günümüze kadar değişen semt isimleri:</span></span></h2>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Esenboğa</span>&#8216;nın asıl adı: <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İsenBuga</span>&#8216;dır. Aslında bir şahıs ismidir. Ankara Savaşı&#8217;nda başarı gösteren <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Timur&#8217;</span>un generallerinden<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> İsen Buga</span>&#8216;nın <span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;"><em>(mutlu, kutlu, güzel, iyi ve Sağlıklı Boğa</em></span>) ismi zaman içerisinde <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Esenboğa</span> olarak günümüze gelmiştir.</h3>
<h3>Evliyalar semti olarak nitelendirilen <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Bağlum, 1530</span>&#8216;da Anadolu vilayetinin Ankara kazasına bağlı bir köy olup Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünün yayınladığı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">438</span> numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri <span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;"><em>(937-1530)</em></span> isimli eserin <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">354.</span> sayfasında katip hatası olarak <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8221;Yavlum&#8221;</span> diye kaydedilmiştir. Ancak daha sonraki yıllarda <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8221;Bavlum&#8221;</span> olarak değiştirmiştir.</h3>
<h3>Telsizler bölgesindeki Türk Telekom Kültür Merkezi olarak kullanılan yapılar, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1928</span>&#8216;de telsiz istasyonu olarak yapılmış ve <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1951</span>&#8216;e kadar Ankara Telsiz İrsal İstasyonu olarak hizmet vermiştir. Çok sayıda telsiz direği olmasından dolayı semte Telsizler adını vermiştir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Gökçegöl</span> olarak da anılan <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Mogan Gölü&#8217;</span>nün adı söylentiye göre, tarikat önderi anlamına gelen <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8221;Mugan&#8217;</span>&#8216;dan gelmiş ve zamanla Mogan&#8217;a dönüşmüştür.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Elvankent,</span> adını, Ahi Elvan Hazretleri&#8217;nin türbesinden almıştır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Peçenek</span> mevkisinin adı, Oğuzlar&#8217;ın <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">24</span> boyundan<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> Gökhan kolu</span> olan &#8216;<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8216;Beçene&#8221;</span>den gelmiştir. Peçenek sözcüğünün kökü olan Beçene kelimesinin sözlük anlamı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8221;çalışkan, gayretli&#8217;</span>&#8216;dir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Adliye Sarayı&#8217;</span>nın olduğu alana geçmişte <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Çaputçu Çayırı</span> denilmiştir. Hayvanların otlağı ve çocukların oyun yeri olan Çaputçu çayırının özelliği mahalle kavgalarının burada yapılmasıdır.</h3>
<h2><span style="text-decoration: underline; font-family: 'arial black', sans-serif;">Adını coğrafik özelliklerinden alan mekanlar:</span></h2>
<h3>Ankara&#8217;nın yüksek yerlerinden <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Etlik</span>, yapılaşmanın olmadığı dönemlerde çok fazla rüzgar alan semt olmasıyla bilinirdi. Hava akımına maruz kalan bu bölgede kesilen hayvanların etleri burada muhafaza edilmiş ve bölgeye coğrafi koşullarından ötürü Etlik ismi verilmiştir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Öveçler</span>&#8216;in sözlük anlamı &#8221;<span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;"><em>2-3 yaşındaki erkek koyun</em></span>&#8221;dur. Ancak &#8221;Öveçler&#8221; kelimesi, kitaplarda yer alan bilgiye göre, <em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8221;keklikten ufak, keklik gibi öten, avcıları peşinden koşturan sevimli kuş&#8221;</span> </em>anlamına gelir ve bu kuşların bölgede çoğunlukla bulunmasından dolayı buraya Öveçler denilmiştir.</h3>
<h3>Dilimize Farsça&#8217;dan geçmiş <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8221;seyran&#8221;</span> sözcüğü &#8221;<em><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;">gezinme ve bakıp görme, geçirme&#8217;</span></em>&#8216; demektir. Üzüm bağlarının da bulunduğu Ankara&#8217;nın yüksek kesimi Seyran Bağları, zamanında gezinti yeri ve çevreyi görme imkanı veren bir alan olmasından dolayı &#8221;Seyran&#8221; ismini almıştır.</h3>
<h3>Ankara Hukuk Fakültesi ile Siyasal Bilgiler Fakültesinin arka tarafları olan Topraklık&#8217;ın da ilginç bir hikayesi var. İşi olmayan kimseler, bölgeden aldıkları killi toprağı eşeklerle mahallelerde dolaştırarak <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8221;bebe toprağı&#8221;</span> satarlardı. Tahta beşiklere serilen toprağın bebeği daha iyi uyuttuğu ve geliştirdiği söylenirdi. Bu hikmetli toprak, bölgeye ismini vermiştir.</h3>
<h3>Önceleri <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Keltepe</span> olarak anılan Hacettepe, ağaçlandırma çalışmalarının ardından 17. yüzyıl başlarında Hacıtepesi Mahallesi olmuş ve ağızlarda &#8221;<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Hacettepe&#8217;</span>&#8216;ye dönüşmüştür.</h3>
<h3>Fransızca kökenli bir kelime olan <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Şose</span>&#8216;nin anlamı ise <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"><em>&#8221;taş kırıkları veya kum kullanılarak yapılan yol&#8217;</em></span>&#8216; demektir. Eski zamanlarda taşlı ve kıvrımlı yollarının olması nedeniyle bu ismi almıştır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Tınaztepe</span>&#8216;nin sözlük anlamı, dövülerek savrulmaya hazırlanan ekin yığınıdır. Buna bağlı olarak, mahallede ekin yığınlarının bulunmasından dolayı bölge bu adla anılmıştır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Gaziosmanpaşa</span> semti Kuleli Sokak&#8217;ta bulunan ve şimdi Kuloğlu tarafından satın alınan üzüm bağı, eskiden Ermeni bir papaza ait olmasından dolayı bu <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Papazın Bağı</span> ismi ile anılmıştır.</h3>
<h3>Ankara&#8217;nın en eski semtlerinden <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Hamamönü,</span> Karaca Bey tarafından yaptırılan hamamların bölgede bulunması dolayısıyla bu adla anılmıştır.</h3>
<h3>Kaynaklarda yer alan bilgiye göre, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Karakusunlar</span> mevkisi ismini şu hikayeden almıştır:<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Atatürk</span>&#8216;ün askeriyle mola vermek için geldiği kar altındaki bölgede komutanlardan biri Paşa&#8217;ya sorar:<span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;"><em> &#8221;Paşam, çadırları nereye kursunlar?&#8221;</em></span>, Atatürk yanıtlar: &#8216;<span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;"><em>&#8216;Kara kursunlar&#8221;</em></span>. Atatürk&#8217;ün yanıtı ağızdan ağza günümüze &#8221;<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Karakusunlar&#8217;</span>&#8216; olarak gelmiştir.<br />
Öte yandan,<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 1953&#8242;</span>te hazırlanmış Ankara Şehri İmar Komisyonu Raporu&#8217;nda bu yerleşmenin adı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8221;Karakursunlar Köyü&#8221;</span> olarak geçmektedir.</h3>
<h3>Padişah ahırlarının sorumlusuna <span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;"><em>emir-i ahur, mir-i ahur</em> </span>ya da imrahor denilirdi. Buradan yola çıkılarak <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İmrahor Vadisi</span>&#8216;nde bir ahır emiri yaşadığı halk arasında söylenir.</h3>
<h3>Geçmişte bir çarşının adı olan <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Ulucanlar</span> şimdilerde semtin adıdır. Ulucanlar çarşısındaki mescide giderken koridorda üzerlerinde ayetler yazılı yeşil örtüleri bulunan ve baş uçlarında yeşil kavukları olan lahitler varmış ve bu lahitlerde yatan kişilerin ulu kimseler olmasından dolayı semte <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Ulucanlar</span> ismi verilmiş.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8221;Çinçin&#8217;</span>&#8216; kelimesinin sözlüklerde farklı anlamları bulunur. Bunlar<span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;"><em> &#8221;serçe büyüklüğünde ve toprak renginde bir çeşit kuş&#8221;, &#8221;tek ayak üzerinde sekilerek oynanan çocuk oyunu&#8221;, &#8221;ağızda ezilip çocuklara yedirilen çiğnem, yutum&#8221;, &#8221;su kuyusu&#8221; ve &#8221;hamam tası&#8221;dır.</em></span> Ancak mahallenin isminin nereden geldiğine dair bilgiye rastlanmamaktadır.</h3>
<h2><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Tarihe adını yazdıranlar:</span></span></h2>
<h3>Kurtuluş Savaşı&#8217;nda Edirne milletvekilliği ve doğu cephesi komutanlığı yapan, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Sarıkamış, Kars, Gümrü kalelerini Ermeni ordusunu yenerek geri alan Korgeneral Kazım Karabekir</span>&#8216;in <span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;"><em>(1882-1948)</em></span> adı, Ankara&#8217;nın en işlek caddesine verilmiştir.</h3>
<h3>Dönemin Ankara Valisi<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> Abidin Paşa</span>, Ankara Valiliği Ankara Hukuk Fakültesi ile Siyasal Bilgiler Fakültesinin arka taraflarını oluşturan bölgeye köşk yaptırdığından buraya Abidin Paşa adı verilmiştir. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1883</span>&#8216;te Ankara Valiliğine atanan Abidin Paşa, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">8</span> yıl boyunca Ankaralılara hizmet etmiştir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Tandoğan, 1929</span>&#8216;da Ankara valiliği ve belediye başkanlığını birlikte<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 18</span> yıl boyunca yürüten ve <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1946</span>&#8216;da vefat eden <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Nevzat Tandoğan&#8217;</span>ın soyadını taşır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Tunalı Hilmi Caddesi</span> adını Bolu Mebusu ve Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin ilk meclis üyelerinden <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Tunalı Hilmi Bey&#8217;</span>den almıştır. Tunalı Hilmi Bey,<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> işçi ve kadın haklarını</span> meclise getiren ilk milletvekili olarak bilinmektedir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Oran</span> şehrine çıkan bulvara, Bülent Ecevit hükümetinde dışişleri bakanlığı ve başbakan yardımcılığı görevlerini üstlenmiş <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Turan Güneş&#8217;</span>in <span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;"><em>(1921-1982)</em></span> adı verilmiştir.</h3>
<h2><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Yabancıların isimleri caddelerde yaşatılıyor:</span></span></h2>
<h3>Genellikle kısaca <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Kennedy Caddesi</span> olarak anılan John F. Kennedy Caddesi, ABD&#8217;nin ilk Katolik başkanı olan ve Texas&#8217;ı ziyareti sırasında bir suikaste kurban giden John Fitzgerald Kennedy&#8217;nin <em><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;">(1917-1963)</span></em> isimle anılmıştır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Çayyolu&#8217;</span>nda bulunan Bangabandhu Şeyh Mucibur Rahman Bulvarı, Bangladeş&#8217;in kurucu ve ilk devlet başkanı Şeyh Mucibur Rahman&#8217;ın adını taşır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Beşevler</span> ve <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Tandoğan</span> mevkileri arasında kalan <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Dögol Caddesi</span>&#8216;nin ismi aslında Fransızca &#8221;De Gaulle&#8221;ün okunuşudur. Fransız Generali ve Fransa cumhurbaşkanlarından <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Charles De Gaulle</span>&#8216;ün adını bu caddeye verenler, levhaya adın okunuşunu yazmıştır.</h3>
<h3>Yıldız mevkisi yakınlarındaki Rabindranath Tagore Caddesi, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1913</span>&#8216;te Gora adlı kitabıyla Nobel Edebiyat Ödülü&#8217;ne layık görülen Hintli yazar <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Rabindranath Tagore</span>&#8216;un (<span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;"><em>1861-1941</em></span>) adıyla anılmıştır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Cinnah</span> Caddesi&#8217;nin ismi, Pakistan&#8217;ın kurucusu <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Muhammed Ali Cinnah&#8217;</span>ın adını taşımaktadır. Cinnah Caddesi&#8217;nin <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1970</span>&#8216;li yıllardan önceki adının &#8221;Vali Dr. Reşit Caddesi&#8221; olduğu kitaplarda yer alıyor.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Mahatma Gandi</span> Caddesi&#8217;ne, ülkesinin bağımsızlığa kavuşması için savaş vermiş, Müslüman ve Hindular arasındaki çatışmaları sonlandırmış olan Hindistan Devlet Adamı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Mohandas Karamçand Gandi</span>&#8216;nin adı verilmiştir. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Mahatma</span> &#8221;ulu ruh&#8221; anlamına gelmektedir.</h3>
<h2><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Adını kooperatiften alan mekânlar:</span></span></h2>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Oran</span> şehri, ismini bölgeyi yaptıran Orta Anadolu Sitesi şirketinin kısaltmasından alır.</h3>
<h3>Yıldız mevkisine ilk yapılan çok katlı konut yapıları yıldız biçimini çağrıştırdığı için bölge<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> &#8221;Yıldızevler&#8221;</span> diye adlandırılmış, zaman içinde &#8221;evler&#8221; sözcüğü düşerek semtin adı &#8221;Yıldız&#8221; kalmıştır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Emek,</span> adını Emekli Sandığı Memurları Ev Yapı Kooperatifi olan konut kooperatifinden almıştır. Kooperatifin <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">8 Mayıs 1951</span>&#8216;de belediyeye verdiği dilekçede henüz semtin adı yoktur ve bölgeden &#8216;<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8216;Bahçelievler&#8217;in orta mektebi arkası&#8221;</span> diye söz edilir.</h3>
<h3>Kitaplara göre, Türkiye&#8217;nin ilk konut kooperatifi olarak nitelendirilen Bahçelievler Yapı Kooperatifi adını semte vermiştir. Bahçelievler, Ankara&#8217;da konut sıkıntısına çare aranırken inşasına <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1937</span>&#8216;de <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">150</span> konutla başlanan ilk konut yapı kooperatifidir.</h3>
<h3>Nüfusun artmasıyla konut sıkıntısının yaşandığı başkentte çözüm için kurulan kooperatiflerden biri <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Kavacık Subayevleri</span>dir. Kooperatif ortakları arasındaki subayların fazla oluşundan kooperatife Subayevleri ve Ankara&#8217;nın önemli su kaynağı olan <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Kavacık suyu</span>ndan dolayı da &#8221;Kavacık&#8221; denilmiştir.</h3>
<h3>Emek&#8217;teki <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İsrailevleri&#8217;</span>ne, İsrailli bir firmaya ait olmasından dolayı bu isim verilmiştir. İsrailevleri&#8217;nin<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 1953&#8242;</span>te milletvekilleri ve üst düzey bürokratlarının kurduğu bir kooperatif olduğu kitaplarda yazar. Kooperatifin ilk adı Dikmen Yapı Kooperatifi&#8217;dir.</h3>
<h3>Daha önceki adı Hakimiyet-i Milliye (<span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;"><em>Ulusal Egemenlik</em></span>) olan<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> Ulus</span> aslında meydanın adıdır ancak zamanla semtin ismi haline gelmiştir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Sıhhiye</span> Meydanı, ismini, eski adıyla Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti (Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı) yani Sağlık Bakanlığından almıştır. Öte yandan, Kızılay ve Sıhhiye&#8217;deki fıskiyeli havuzlar dolayısıyla <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Aşağı Havuzbaşı</span> da denilmiştir. Kitaplarda yer alan başka bir bilgiye göre, Sıhhiye, etrafı bahçe ve tarlalarla çevrili, ortası bataklık alanı olması ve üzerindeki su birikintisi neticesinde meydana gelen gölete girenlerin boğulması tehlikesine karşı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8221;Kanlı Göl <span style="font-family: georgia, palatino, serif;">yada</span> Kanlık&#8221;</span> olarak anılmıştır.</h3>
<h3>Ulus&#8217;taki<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> İtfaiye</span> Meydanı eskiden bit pazarı, ikinci el pazarı ya da Hergele Meydanı olarak biliniyordu. Buraya şehir dışından gelenlerin çok olmasından ve esnafın bir araya gelmesinden dolayı önce <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8221;Hergelen Meydanı&#8221;</span> denilmiş ancak zamanla Hergele Meydanı olarak anılmaya başlanmıştır. Meydanın adı, Ankara İtfaiyesi&#8217;nin kurulmasıyla <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İtfaiye Meydanı</span> olarak kalmıştır.</h3>
<h3>Şehrin merkezi olan<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> Kızılay</span>, ismini <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1929</span>&#8216;da yapılan Türk Kızılayı Genel Merkezinden (Hilal-i Ahmer İdari Binası) almıştır. Dönemin Belediye Başkanı Asaf Bey&#8217;in semte Avrupa malı olan su perisi kızlı fıskiyeli havuz yaptırması ve Ankaralıların bu havuzun kenarında yorgunluk atmaları nedeniyle bölgenin ismi <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Havuzbaşı</span> olarak da anılmıştır.</h3>
<h2><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Parklar ve çarşılar:</span></span></h2>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Ulus&#8217;</span>taki geleneksel Suluhan, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1508-1511</span> yıllarında Hasan Paşa tarafından inşa edilmiş olup diğer adı &#8216;<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8216;Hasan Paşa Hanı&#8221;</span>dır. Hanın meyilli bir arazi üzerinde bulunmasından dolayı zaman zaman su baskınına uğramış olması halk arasında &#8221;Suluhan&#8221; adının yaygınlaşmasına neden olmuştur.</h3>
<h3>Eskiden <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8221;Uzun Çarşı&#8221;</span> denilen <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Çıkrıkçılar Yokuşu</span>, çıkrıkçılar yol üzerinde toplandığı için bu adı almıştır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Anafartalar Caddesi</span>, ilk önce <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Karaoğlan Caddesi,</span> ardından <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Tahtakale Çarşısı,</span> <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Balıkpazarı Caddesi</span> ve son olarak da <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Anafartalar Caddesi</span> ismini almıştır. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Mustafa Kemal Atatürk</span>&#8216;ün Çanakkale Savaşları sırasında kazandığı Anafartalar Muharebesi&#8217;nden dolayı caddeye Anafartalar adı verilmiştir.</h3>
<h3>Önceki adı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Emniyet Parkı</span> olan<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> Güven Park</span>&#8216;ta, Türk ulusunun polis ve jandarmaya güvenini, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Atatürk</span>&#8216;ün Kurtuluş Savaşı&#8217;nda ve inkılap hareketlerinde beraber bulunduğu arkadaşlarını temsil eden, Türk insanının zekasını, çiftçinin tarım çalışmalarını betimleyen kabartmaların da yer aldığı anıt bulunmaktadır. Anıtın kaidesinde yer alan, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Atatürk&#8217;</span>ün <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8221;Türk, öğün, çalış, güven&#8221;</span> sözündeki &#8221;güven&#8221; kelimesi parka adını vermiştir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Cebeci&#8217;</span>deki <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">50. Yıl Parkı</span>, aşıkların sık gelmesinden dolayı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Aşıklar Tepesi</span> olarak da anılmıştır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">-KAZAN-</span> Kazan ismine ilk defa <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1530</span> tarihli Tapu Tahrir kayıtlarında rastlanıyor.</h3>
<h3>Kazan’da, İlhanlıların Ankara’ya egemenlikleri zamanında <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;Gazan Han&#8221;</span> adına basılmış sikkelerin buluntuları dikkat çekiyor. Bu rivayete dayanarak &#8220;Gazan&#8221; isminin zaman aşımına uğradığı ve &#8220;Kazan&#8221; olarak değiştiği bilgiler arasında yer alıyor.</h3>
<h3>Kuvvetli bir görüşe göre, Kazan adının,<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 1402</span> yılında Osmanlı Devleti Hükümdarı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Yıldırım Bayezit</span> ile Moğol Hükümdarı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Timur Han</span> arasında Çubuk Ovası’nda yapılan Ankara Savaşı’nda Moğol ordusuna katılan Kazan Türk’lerinden gelmiş olma ihtimali de bulunuyor. Kazan Türk’lerinin, savaş sonrasında Ankara çevresine yerleşerek kendi adlarını taşıyan bir köy (<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Kazan Köyü</span>) kurdukları iddia ediliyor.</h3>
<h3>Ayrıca yapılan Ankara Savaşı esnasında Osmanlı ordusunun yemek ihtiyacını karşılamak üzere bölgeye dev kazanlar kurulmasından dolayı ilçeye bu ismin verildiği rivayet ediliyor.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">-AKYURT-</span> Ankara’nın kuzey doğusunda yer alan Akyurt <span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;">(Ravlı),</span> Cumhuriyet döneminde ilçe merkezi olan köylerimizden birisidir. &#8220;Ravlı&#8221; adıyla bilinen bu köy, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1463</span> yılı kayıtlarında <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">30</span> haneli olduğu bilinir.</h3>
<h3>Ravlı köyünün tamamı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1.Murad</span> döneminde yaşamış hayırsever Melike (Melek, Meleki) Hatun’un Medresesinin vakfına aittir. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">21</span> köyün bağlı olduğu nahiye merkezi olan Ravlı köyü <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1990</span> yılında resmi gazete yayımlanan kanunla Akyurt olarak <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">ilçe</span> merkezi olur.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">-BEYPAZARI-</span> Beypazarı’nın tarihinde Hitit, Frig, Galat, Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu ve Osmanlılar’ın egemenliği altında kaldığı bilinmektedir.</h3>
<h3>Rivayetlere göre, M.S <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">491-518</span> yılları arasında hüküm süren Bizans İmparatoru <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Anastasios</span>’un döneminde piskoposluk merkezi olarak bilinen Beypazarı <span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;">(Lagania)</span> ziyaretinde şehrin adını &#8220;Lagania-Anastasiopolis&#8221; yani &#8220;<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Anastasios Kenti Kaya Doruğu Ülkesi&#8221;</span> olarak değiştirir.</h3>
<h3>Başka bir bilgide, Beypazarı’nın, ilk fatihi Kütahya beylerinden Germiyanoğlu Yakup Şah’ın veziri Dinar Hezar’ın olduğu ve onun için şehre <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;Germiyan Hezar&#8221;</span> da denildiğinden bahsedilir.</h3>
<h3>Bölge, Osmanlı Devleti’nin toprak rejimi ve Tımarlı Sipahi merkezlerinde ticari ve ekonomik hayatın yoğunluğundan dolayı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;Beğ Bazarı&#8221;</span> olarak da adlandırılmıştır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">-AYAŞ-</span> Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Ayaş, Ankara’nın kuzeybatısında yer alıyor. İpek yolunun durağı olan Ayaş, bir Türkmen Oymağı adı olduğunu bilinmesiyle birlikte Öztürkçe kökenli <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;Parlak, aydınlık gece&#8221;</span> anlamına da geliyor.</h3>
<h3>Gezdiği yerlerde toplumların yaşama düzenini ve özelliklerini yansıtan büyük Türk Seyyahı Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde Ayaş’tan bahsedilmektedir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">-POLATLI-</span> Menteşe köyünün <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1860</span> yılında <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Sivritepe</span> eteğine kurulan Polatlı, 1 Ağustos <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1926</span> tarihinde <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">877</span> sayılı kanunla ilçe oldu.</h3>
<h3>Frigya krallarından <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Pulat</span>’ın, bu bölgeye yerleşmesinden dolayı kendi isminin bölgeye verildiği ileri sürülmektedir. Farsça kökenli Pulat, çelik ya da kuvvetli anlamına gelmesinden dolayı Polat olarak türetilmesi ihtimaller arasında yer alıyor.</h3>
<h3>Bir diğer iddia ise şehrin adını bu bölgede yaşayan ve atlarıyla meşhur olan Yakup Ağa’dan aldığıdır. Yakup Ağa’dan bahsedenlerin kendisine <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;Bol Atlı Yakup Ağa&#8221;</span> dedikleri ve bunu daha sonra &#8220;Bol-atlı&#8221; şeklinde kısaltarak zaman içerisinde &#8220;Polatlı&#8221; olarak kaldığı halk arasında söylenir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">-ETİMESGUT-</span> Tarihi kaynaklarda Etimesgut değişik adlar almıştır. Bölge, Amaksyz, Amaksis, Amaksuz, Akmasuz, Ahi Mesud, Etimesud ve Etimesgut olarak en son haline gelmiştir.</h3>
<h3>Etimesgut Belediyesi’nin verdiği bilgilere göre, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Atatürk</span>’ün örnek nahiye olarak <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1929</span> yılında kurduğu Etimesgut’un, eski adı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Ahimesud’</span>dur. Bölgede Ahi Mesud ismiyle bir ahinin yaşamasından dolayı bu ismi aldığı bilinir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">-PURSAKLAR-</span> Pursaklar isminin doğuşunda bir çok rivayet bulunmaktadır. Pursaklar Eski Muhtarı Kemal Çelik, eski zamanlarda Pursaklar’ın ormanlık alan olması nedeniyle Pür-saklar (yapraksaklar) denildiği bilgisini veriyor.</h3>
<h3>Bir başka görüşe göre, Pursaklar isminin <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1463</span> yılında Osmanlı dönemindeki kayıtlarda <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;Busaklar&#8221;</span> olarak geçtiği belirtiliyor. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">17</span>. yüzyılda &#8220;Busaklar&#8221; isminin &#8220;Pursaklar&#8221;a dönüştürülüp, Ankara’nın merkez köylerinden birisi haline getirildiği anlatılıyor.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Ankara Savaşı’</span>nın yapıldığı yer olarak bilinen Pursaklar, Moğolların fil ordusunun bu bölgede saklandığı konusunda iddialarda, önceleri <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;Filsaklar&#8221;</span> olan bu bölgenin isminin, zamanla değişerek ilk önce <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;Pirsaklar&#8221;</span> daha sonra da günümüzdeki adı ile &#8220;Pursaklar&#8221; olduğunu söyleniyor.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">-KIZILCAHAMAM-</span> Kızılcahamam, ilk çağlara kadar uzanan tarihinde, Yabanabat, Çorba ve son olarak da Kızılcahamam ismini aldığı iddia ediliyor. Ayrıca, &#8220;Kızılcahamam&#8221; isminin yöre toprağının rengi ile yörede bulunan şifalı kaplıcalarından aldığı tahmin edilmektedir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">-ÇUBUK-</span> &#8220;Çubuk&#8221; kelimesi, Türklerde erkek ismi, aşiret ismi ve yer adı olarak kullanılmıştır. Çubuk’un isminin de <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">11.</span> yüzyılda Selçukluların, Sultan Melikşah devrinde Anadolu’daki fetih hareketlerine katılan Türk Beyi, yani Çubuk Bey’den almış olduğu biliniyor.</h3>
<h3>Başka bir rivayete göre, Çubuk yöresinin bulunduğu ovanın suyu oldukça boldur. Bundan dolayı yerleşim alanı çayırlık, çimenlik, kavak, söğüt ve bağ çubuklarıyla kaplıdır. Daha önce çayırlık olan bölgeye, çubuğu bol olmasından dolayı &#8220;Çubuk&#8221; adı verilir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">-BALA-</span> Farsça kökenli olan Bala, yüksek, yukarı anlamına geliyor. Bala’nın <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">600</span> yıl önce Kara Ali adında bir Türk tarafından veya Süleyman Gürbüz Han tarafından kurulduğuna dair söylemler bulunuyor. Aynı zamanda ilçe, tarih boyunca &#8220;Kasaba-i Bala, Bozulus Sancağı, Tabanlı Kazası&#8221; olarak adlandırılmıştır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">-MAMAK- 1983</span> yılına kadar Çankaya ilçesinin bir semti olan Mamak, daha sonra Ankara’nın merkez ilçelerinden bir haline geldi.</h3>
<h3>Geçmiş zamanlarda Ankara’da uzun zaman hüküm süren Ahiler, bölgeyi kuran ve yönetenlerin isimlerini yaşatmak için mekanların adına yönetenlerin adını verirdi. Bu bölgeler, orayı idare eden Ahi büyüklerinin isimleriyle anılırdı.</h3>
<h3>Örneğin Ahi Mamak, Ahi Mesud, Ahi Tura gibi&#8230; Ahi Mamak, bölge olarak idaresi altında olduğu için buraya ismini verdiği iddia ediliyor.</h3>
<h3>Ankara’nın Osmanlılara geçmesinden sonra burada bulunan çiftliğe Tahir komutan atanmasından dolayı bölgeye Tahir Mamak da denildiği rivayet ediliyor.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">-NALLIHAN-</span> Nallıhan adını nasıl aldığı hususunda ise iki söylenti var. İsminin, bölgedeki han ve yakınlarından geçen <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Nallı Suyu</span>’ndan veya bölgede bulunan önemli bir hanın kapısındaki naldan aldığı yönündedir.</h3>
<h3>Bir diğer söylenti ise, halk kahramanı Köroğlu buradan geçerken gece handa konaklar, ertesi gün ayrılırken hanın bahçe kısmında atının nalı düşer. Nal yerinden alınarak hanın kapısına asılır ve buradan da Nallıhan ismi çıkar.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">KEÇİÖREN-</span> Tarihte Keçiören adının nereden geldiği hakkında bir çok rivayet bulunmaktadır. Keçiören ismi ilk olarak<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 1463</span>’te &#8220;Ankara Mufassal Tahrir Defteri&#8221;nde Karye-i Kiçiviran tabi-i Kasaba&#8221; (Kasaba’ya bağlı Kiçiviran köyü) olarak geçer. Kiçiviran kelimesi <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;Küçük Viran&#8221;</span> anlamına gelir. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1530</span>’lu yıllarda bölge Keçi-viran olarak zikredilir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1955</span>’li yıllardan önce son derece temiz havası ve ünlü bağlarıyla adeta bir dinlenme yeri olan bu bölge, bahçeleri, çeşit çeşit meyve ağaçları, bağları, havuzları, kuyuları ile meşhurdu. İnsanlar meyve sebzelerini kendileri yetiştirir, özellikle üzüm ve armuda önem verirlerdi. Bu nedenle de Keçiören bağlarında yetişen üzümler ayrı bir lezzette olurdu. Bölgenin meşhur zümrüt yeşili alanlarla kaplı olduğu ve bu bağlarda otuzun üzerinde üzüm çeşidi yetiştirildiği söylenmektedir. Ankara’nın en geç olgunlaşan üzüm çeşitleri bu bölgede yetiştiği için<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> &#8220;geç veren&#8221;</span> bağları denilmesinden kaynaklı olarak, zamanla bugünün <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Keçiören</span>’ine dönüşmüştür.</h3>
<h3>Bir başka rivayete göre, Keçiören ismi söylenip yazıldığı gibi &#8220;Keçi’lerin ören yeri&#8221; kelimelerinin birleşmesiyle oluşur. Keçiören, Ankara Keçisi’nin otlak yeri olmasıyla birlikte tarihi yerleşim yeri anlamında ören kelimesiyle birleşmiştir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">-HAYMANA-</span> Osmanlı Devletinin Kurucusu Osman Gazi’nin annesi <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Hayme Ana</span>, ilçe merkezinde vefat etmesi ve buraya defnedilmesinden dolayı bölgeye &#8220;Hayme Ana&#8221; adı verildiği doğrultusunda söylemler vardır. Haymana kelimesi, Divan-ı Lügatit Türk’te mera, otlak ve yeşillik anlamına gelir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">-GÜDÜL-</span> İlçe, Anadolu Selçuklu hükümdarlarından I. Mesut’un eniştesi ve Ankara Emiri olan Şehabüldevle Güdül Bey tarafından şimdiki yerinde, tahminen <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">850</span> yıl önce kurulmuştur. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1 Eylül 1957</span> yılına kadar Ayaş ilçesine bağlı bir nahiye olduğunu bilinmektedir. İlçe isminin Güdül Bey tarafından geldiği tahmin ediliyor.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">-SİNCAN- 17</span>. yüzyılda arşivlerinde yer alan Sincan köyü, İpek Yolu’na yakın oluşundan ötürü tarihi çağlarda önem kazanmıştır. Etimolojik bakıldığında da Sincan, şen, canlı insanların yurdu anlamına gelmektedir.</h3>
<h3>Sincan,<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> Atatürk’</span>ün önerileriyle Romanya Köseabdi’den gelen soydaşların buraya yerleştirilmeleriyle tipik bir göçmen köyü görünümünü almıştır. Nüfusu hızla artan Sincan,<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 30 Kasım 1983</span> tarihinde çıkartılan <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">2963</span> sayılı kanunla ilçe haline getirilmiştir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">-ALTINDAĞ-</span> Milat önce ve sonra yerleşmelerin bulunduğu ilçeyi ilk Frig Kralı Midas kurar. İlçe, &#8220;Antik ve Osmanlı Ankara’sı&#8221; olarak bilinmesinin yanı sıra Anadolu Selçuklu’sunun &#8220;melik&#8221; şehri olmuş ve Osmanlı’nın eyalet merkezliğini yapmıştır. Zengin bir tarihe ve kültür mirasına sahip olan ilçe, başkentin ilk yerleşim alanı olması nedeniyle tarihi açıdan çok önemli eserlere ev sahipliği yapar. Bu yüzden bölge olarak değerli arsalara, evlere sahiptir. Bölgede yaşamanın pahalılığından ve değerli mekanların, arsaların olması, altın gibi değerli görülmesi ve ilçede yer yer yüksek kesimlerinin olmasından dolayı bölgeye &#8220;Altındağ&#8221; adını verildiği rivayetler arasında bulunuyor.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">-ÇAMLIDERE-</span> Kuruluşu eski zamanlara dayanan Çamlıdere, eski yıllarda &#8220;Kuzviran&#8221; olarak anıldığı bilgiler arasında yer alıyor.</h3>
<h3>İlçede türbesi bulunan Ömer’ül Faruk’un 4’üncü soyundan Şeyh Ali Semerkandi’nin yöreye gelip yerleşmesiyle bölge Şeyh Ali Köyü (Kuzviran) olarak anılmaya başlar, daha sonra da &#8220;Şeyhler&#8221; olarak değiştirilir. Bölge, Şeyh Ali Semerkandi Diyarı olarak ta bilinmektedir.</h3>
<h3>1953 tarihinde çıkarılan 6191 sayılı kanunla ilçe statüsünü kazanan Çamlıdere, bölgede bulunan dere ve etrafındaki çamlardan dolayı bugünkü ismini aldı.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">-ÇANKAYA-</span> Çankaya ilçe ismiyle ilgili olarak çeşitli rivayetler bulunmaktadır.</h3>
<h3>Bölgedeki bir su pınarının üzeri tamamen yeşil yosunlarla kaplanmış havuza benzer bir kayanın üzerinden geçmesi ve bu suyun bir çok hastalıklara şifa canlara can olmasından dolayı bölgeye &#8220;Can-Kaya&#8221; ismi verildiği sanılıyor.</h3>
<h3>Rivayete göre, zaman içerisinde harplerde yıkılan suyun geldiği gözü kapanır, daha sonra suyun gözü açılır, ama eskisi gibi dertlere deva, hastalara şifa olmaz. Lakin &#8220;Cankaya&#8221; adı bugüne kadar gelmiştir.</h3>
<h3>Başka bir rivayette, ilçede bulunan Papaz Bağı bölgesinde eski zamanlarda bir kilisenin olduğu ve bu kilisenin tapınma saatlerinde buradaki çanın sürekli çaldığı doğrultusunda söylemler bulunuyor.</h3>
<h3>Bölgede eskiden çengi oynatılmasından dolayı &#8220;Çengikayası&#8221; olarak da zikredildiği öne sürülüyor.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">-ELMADAĞ- 1530</span> yılı belgelerinde Kasaba nahiyesine bağlı bölge, &#8220;yozgad köyü&#8221; olarak bilinir. Köy, Osmanlı Devleti döneminde &#8220;Hac Yolu&#8221; üzerinde bulunması dolayısıyla bir derbent (karakol) görevi görür. Daha sonraki yıllarda Bala kazasına bağlı bir köy olan &#8220;yozgad&#8221;, milli mücadele yıllarında önem kazanmasından dolayı &#8220;küçük yozgad&#8221; adı ile nahiye merkezi olur.</h3>
<h3>1934 yılından itibaren kurulan fabrikalardan dolayı belde gelişerek büyümeye başlar. Küçük Yozgad, 27 Mart 1944 tarihinde Çankaya ilçesine bağlı Elmadağ isimli nahiye teşkilatı haline gelir. Bölgede bulunan elma ağaçları ile dolu olan tepe ve dağlarından bu adı aldığı rivayet edilmektedir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">-EVREN-</span> Evren, Ankara’ya bağlı en uzak ilçelerden birisi olup, eski yerleşim alanı 1957 yılında Hirfanlı Baraj Gölü’nün suları altında kalmış, 1958 yılında şimdiki yerine planlı ve imarlı olarak taşınarak kurulmuştur. 1963 yılında Şereflikoçhisar ilçesine bağlı köy statüsündeki bölge, eskiden &#8220;Çıkınağıl&#8221; adı ile anılırdı.</h3>
<h3>Evren Belediye Başkanı Nedim Keskin, ilçe isminin 12 Eylül 1980 askeri müdahalesini gerçekleştiren dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’e ithafen 1982 yılında verildiğini belirtti. Seçilen belediye başkanlarının 12 Eylül döneminde görevlerinden alındığını kaydeden Keskin, &#8220;Onların yerlerine atama belediye başkanları getirildi. Belediye meclisinde çıkaN kararla Kenan Evren’in soy ismine ithafen ’yardımları olur’ diye Evren isminden değişiklik için Ankara Valiliği’ne müracaat edilmiş. O gündür bugündür Evren diye geçiyor&#8221; dedi.</h3>
<h3>1990 yılında çıkarılan 3644 sayılı kanunla adı &#8220;Evren&#8221; kalmak kaydıyla ilçe statüsüne dönüştürüldüğü kaydediliyor.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">-GÖLBAŞI-</span> Gölbaşı, 1923 yılında kadar Örencik köyüne bağlı 10 haneli &#8220;Gölhanı&#8221; adıyla anılan bir mahalle iken, Bucak Müdürlüğü ve Jandarma Karakolu’nun bu bölgeye taşınması sonucunda ismi &#8220;Gölbaşı&#8221; olarak değişir ve bucak merkezi olur. Aynı zamanda ilçe bünyesinde bulunan gölden ismini almıştır. 30 Kasım 1983 tarihinde 2963 sayılı kanunla Gölbaşı, ilçe haline gelir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">-KALECİK-</span> Kalecik Kalesi’nin, Romalılar devrinde Bursa Tekfuru tarafından kızına çeyiz olarak yaptırıldığı bilinmektedir. İlçe ismini bölge ortasında, çevreye hakim tepe üzerinde bulunan küçük kaleden almıştır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">-ŞEREFLİKOÇHİSAR-</span> İsminin kökeni bölgeye Türkler yerleşmeden önceki ismi Archelais Garsaura idi. Osmanlı kaynaklarında adı, &#8220;Koşhisar&#8221; olarak geçen ilçe ismi, &#8220;Çift Kale&#8221; anlamına geldiği sanılmaktadır. Bu sözcük zamanla Koçhisar’a dönüşmüştür.</h3>
<h3>Rivayete göre, Şerefli aşiretinden ve buradaki kaleler bağlantısından ötürü de isminin başına şerefli sözcüğü konmuştur. Ancak, burada yaşayanlar Balkan, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşlarında çok şehit vermesinden ötürü de Şerefli sözcüğü yasa ile bölgeye verilmiştir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">-YENİMAHALLE-</span> Artan konut sıkıntısı yüzünden yeni bir mahalle oluşturulması için 1946-1949’lı yıllarda Ankara’nın 9. Belediye Başkanı Dr. Ragıp Tüzün’ün girişimleriyle Yenimahalle kurulmuştur.<br />
{Alıntı.#SİFİN}</h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜRK MİLLİ KÜLTÜRÜNDE KADININ YERİ</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/turk-milli-kulturunde-kadinin-yeri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2025 17:57:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR-SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10659</guid>

					<description><![CDATA[TÜRK MİLLİ KÜLTÜRÜNDE KADIN Bugünkü Türkçede kullandığımız “Kadın” kelimesinin kökeni, Göktürk yazıtlarında sıkça geçen ve “Kağan’ın eşi” anlamında bir unvan...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>TÜRK MİLLİ KÜLTÜRÜNDE KADIN<br />
Bugünkü Türkçede kullandığımız “<span style="font-family: 'courier new', courier, monospace;">Kadın</span>” kelimesinin kökeni, Göktürk yazıtlarında sıkça geçen ve “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Kağan’ın eşi</span>” anlamında bir unvan olan “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Katun”</span> kelimesine dayanır.</h3>
<h3>Mesela <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Bilge Kağan</span> yazıtında <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Bilge Kağan,</span> babası <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İlteriş</span> ile annesi <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İlbilge</span>’yi “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Kağan babam ve Katun annem” d</span>iye anar.</h3>
<h3>Eski Türkçedeki <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“Kağan”</span> kelimesinin zamanla <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“Hakan”</span> ve <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“Han”</span> kelimelerine kaynak oluşuna benzer şekilde, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“Katun”</span> kelimesi de zamanla <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“Hatun”</span> ve <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“Kadın”</span> olmak üzere<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 2</span> ayrı kelimeye kaynak olmuş ve her iki kelime de kullanılmayı sürdürmüştür.</h3>
<h3>Geleneksel Türk kültüründe en önemli sosyal birlik olan ve eski Türklerin <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“kamıg bagı</span> (<em>kemik bağı</em>)” dedikleri kan akrabalığı esasına dayanan aile, cemiyet yapısının temel çekirdeğiydi.</h3>
<h3>Ailenin temelini kadın teşkil ettiği için de kadına atfedilen yücelik ve kutsiyet çok büyüktü.</h3>
<h3>Türk destanlarında kadın ilahi bir varlık mertebesine çıkartılıyor, bazen karanlığı yararak gökten inen mavi bir ışık huzmesinden ve bazen de kutsal bir ağacın kavuğundan peydah oluyordu.</h3>
<h3>Türklerin ilksel inançlarında Ay erkek kabul edilirken Güneş’in dişi bir varlık olarak kabul edilmesi, Güneş’in hayatın kaynağı oluşu ile kadının doğurganlığı arasında kurulmuş ilişkiye dayanıyordu.</h3>
<h3>Güneş nasıl hayatın kaynağı ve doğadaki bereketin sembolüyse, kadın da aynı şekilde toplumun kaynağı ve toplumdaki bereketin sembolü idi.</h3>
<h3>Onun için Türk babaları kız evlatlarına <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“evimin bereketi”</span> diye hitap ederler ve o çağlarda kızlarını diri diri gömen kavimlerden farklı olarak bir kız evlat vermesi için <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Tanrı’</span>ya yalvarırlardı.</h3>
<h3>Keza eski Türk edebiyatında kadınlar bu devrin ideal erkek tipi olan<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> “Alp tipi”</span>ne benzetiliyorlar, tıpkı erkekler gibi at binip silah kuşanan kahramanlar şeklinde betimleniyorlar ve kesinlikle Orta Doğu ya da Avrupa’nın yerleşik medeniyet çevrelerinde teşekkül eden edebiyatlarda olduğu gibi salt haz konusu edilerek metalaştırılmıyorlardı.</h3>
<h3>Kadınların evleninceye kadar erkeklerle eşit şekilde savaşlara katıldıkları ve en az bir düşman öldürünceye kadar kocaya varmalarının yasak olduğu Türk boyları bile vardı.</h3>
<h3>Geç Hun döneminde hakanı korumakla görevlendirilmiş atlı ve okçu kadınlardan oluşan hassa orduları kurulmuştu.<br />
Göktürk ve Uygur ordularında hem süvari ve hem de piyade olarak kadın askerlere rastlamak olağandı.</h3>
<h3>Eski Türklerde kadınlar devlet yönetiminde de rol alıyorlardı ve Kağan’dan sonra sözü en çok geçen kişi Kağan’ın karısı ve naibi “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Ulu Katun</span>”du.</h3>
<h3>Tanınmış bir Türk boyunun mensubu ve gelecekteki hükümdarın annesi olarak kendine ait odacıları, ulakları, buyrukları ve muhafızları bulunan <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Ulu Katun</span>, törenlerde Kağan’ın yanında yer alır, yabancı ülkelere elçi gönderebilir, elçiler kabul edebilir, Kağan savaşa gittiğinde başkentte kalır ve<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> vekâleten devleti yönetirdi.</span></h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Hun Kağanı Atilla</span> ile karşılaşmayı bekleyen Roma elçileri Atilla’nın eşi Arıkan Katun ile görüşmek zorunda kaldıklarında <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">şaşırmış ve yadırgamışlardı.</span></h3>
<h3>Eski Türk devletlerinde <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“yarlık”</span> denen ferman veya emirnameler <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“Kağan ve Katun buyuruyor ki”</span> şeklinde başlar ve toplum üzerine Kağan kadar Katun’un da ağırlığı olduğuna işaret ederdi.</h3>
<h3>Kağan ile birlikte Katun’un da adının geçmediği ve damgasının olmadığı buyruklar geçersiz sayılırdı.<br />
Şehzadelerin Kağan babalarının otağına girdiklerinde önce analarını ve sonra babalarını selamlamaları adetti.</h3>
<h3>Türk tarihinde hükümdarlık tahtına çıkan ve devleti bizzat yöneten kadınlar da görülmüştü.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">M.Ö. 6.</span> Yüzyılda yaşayan ve tarihin bilinen ilk kadın hükümdarı olan <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Tomris Hatun,</span> bir Türk/Saka kraliçesiydi ve nice erkeklere taş çıkartacak kudretiyle Perslere dünyayı dar etmişti.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">M.S. 6.</span> Yüzyılda Kafkaslar ve Anadolu’ya kadar yayılmış olan Sabar Türklerinin hükümdarı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Balak Han</span> ölünce de onun dul eşi Boğarık Hatun Sabar tahtına geçmiş ve Bizans kaynaklarına üstün bir idareci ve savaşçı olarak yansımıştı.</h3>
<h3>Meşhur <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Hive Hanı</span> ve tarihçisi Ebul <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Gazi Bahadır Han</span>’ın <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Şecere-i Terakime</span> adlı eserine göre ise Oğuz ilinde <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">7</span> kız uzun yıllar beylik yapmıştı.</h3>
<h3>Türkçede “ana-baba” veya “karı-koca” denirken kadının daima erkekten önce anılıyor oluşu Türk milli kültüründe kadına verilen değerin alametleridir.</h3>
<h3>Türk düşüncesinin devlete “baba” derken devlete zemin teşkil eden vatanı “ana” olarak telakki etmesinde de Türk ailesinin ana-baba-evlat münasebetlerinde temellenen prensiplerini ve kadının erkekten bir parça daha önemli addedilişini görmek mümkündür.</h3>
<h3>Bugün <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Türk kadını yerlerde sürünüyor, şiddete uğruyor, eve hapsediliyor, bir mal gibi alınıp satılabiliyorsa bunda milli kültürden kopuşun payı büyüktür.</span></h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Atatürk</span>’ün dediği gibi, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Türk kadını, yerlerde sürünmeye değil, ancak ve ancak omuzlar üstünde yükselmeye layıktır.</span></h3>
<p>Türk Milli Kültüründe Kadın</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CEHALET, BEKA SORUNUDUR.</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/cehalet-beka-sorunudur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Oct 2025 18:46:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[KÜLTÜR-SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10599</guid>

					<description><![CDATA[CEHALET BİR BEKA SORUNUDUR Havalimanını yıkıyorlar, alkışlıyor. Fabrikasını peşkeş çekiyorlar, halay çekiyor. Madenini yağmalıyorlar, seviniyor. Toprağını satıyorlar, mutlu. Orman yanarken...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">CEHALET BİR BEKA SORUNUDUR</span><br />
Havalimanını yıkıyorlar, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">alkışlıyor.</span><br />
Fabrikasını peşkeş çekiyorlar, halay <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">çekiyor.</span><br />
Madenini yağmalıyorlar, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">seviniyor.</span><br />
Toprağını satıyorlar, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">mutlu.</span><br />
Orman yanarken evi tutuşuyor, telefonla resmini <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">çekiyor.</span><br />
Memleket istila edilmiş, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">memnun.</span><br />
Ekmek askıda, boş baklava, dünkü poğaça, sebze çıkma, ayçiçek yağı bardakla, karpuz dilimle, mazot <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">45</span> lira, çeyrek altın alabildiği parayla ancak bir kilo hıyar bile alamıyor. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Dış güçlerin oyunu</span> diyor.<br />
Yüreği insan sevgisiyle dolu <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Mevlana</span> bile başa çıkamamış bunlarla, <span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; font-size: 18pt;">“Cahille sohbet etmek zordur bilene”</span> demiş, “<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">cahilin yanında kitap gibi sessiz ol</span>” diye nasihat etmiş.<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İmam-ı Azam</span> iyi niyetle denemiş ama çaresiz kalmış, “<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; font-size: 18pt;">cahillerle yaptığım bütün tartışmaları kaybettim”</span> demiş.<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Hacı Bayram Veli</span>, tasavvuf felsefesini filan bir kenara bırakmış, lafı hiç eğip bükmeden gayet net ifade etmiş, “<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; font-size: 18pt;">cahilden sakınınız</span>.”<br />
<span style="text-decoration: underline;">Zaten Atasö</span><span style="text-decoration: underline;">zü bile var..</span>“<em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Cahile söz anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zordur</span></em>” denir.<br />
Anadolu imbiğinden süzülen <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Aşık Veysel</span> gönül gözüyle uyarır, “<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; font-size: 18pt;">cahil insan, gül ise de koklama</span>” der, kulağa küpedir.<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Ömer Hayyam</span>&#8216;a göre “<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; font-size: 18pt;">kör cehalet çirkefleştirir insanları</span>.”<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Platon</span>&#8216;a göre, “<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; font-size: 18pt;">kötülüklerin köküdür</span>.”<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Konfüçyüs</span>&#8216;e göre, “<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; font-size: 18pt;">aklın gecesidir ama, ay&#8217;sız yıldız&#8217;sız gecedir</span>.<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Montaigne</span>&#8216;e göre, “<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; font-size: 18pt;">en büyük cezaevi, cahil insanın kafasının içidir.</span>”<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Goethe</span>&#8216;ye göre, “<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; font-size: 18pt;">eyleme geçmiş cehaletten daha korkunç bir şey yoktur</span>.”<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Bernard Shaw,</span> hazin bir benzetmeyle izah eder, “<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; font-size: 18pt;">hiçbir şey bilmiyor, her şeyi bildiğini sanıyor, bu açıkça siyasi bir kariyere işarettir</span>” der.<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Einsten</span> daha hazin özetler: <span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; font-size: 18pt;">“Cehalet ne güzel, her şeyi biliyorsun”</span> der.<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Mustafa Kemal Atatürk</span> ise, farklı bir tarif yapar…<br />
“<span style="font-size: 18pt;"><em><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz; bizim kastettiğimiz, hakikati bilmektir, toplumun düşmanı cehalettir, en büyük savaş, cehalete karşı yapılan savaştır.</span></em></span>”<br />
<span style="font-size: 18pt; font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;">Cehaletle savaşıyor Türkiye.</span><br />
<span style="font-size: 18pt; font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;">Ve, cahilden daha yıkıcı bir kitle imha silahı icat edilmemiştir. Ne yazık ki oda bizim yaşadığımız döneme rastladı.</span><br />
<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; font-size: 18pt;">              Necdet Topçuoğlu</span><br />
(25, Ekim, 2024-Ordu)</h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KONFİÇYUS DİYOR Kİ;</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/konficyus-diyor-ki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 20:49:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR-SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10456</guid>

					<description><![CDATA[Çinli filozof, Konfüçyüs&#8217;tan altın değerinde 40 Değerli Nasihat…! 1. “Bir kelime kararını, Bir duygu hayatını, Bir insan seni değiştirebilir…” 2....]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Çinli filozof, Konfüçyüs&#8217;tan altın değerinde 40 Değerli Nasihat…!</h3>
<h3>1. “Bir kelime kararını,<br />
Bir duygu hayatını,<br />
Bir insan seni değiştirebilir…”</h3>
<h3>2. Gösteriş, bir insanın kültürel zayıflığını yansıtma halidir.</h3>
<h3>3. Denginiz olmayan arkadaşlar edinmeyin.</h3>
<h3>4. Arsız güçlü olunca, haklıyı suçlu çıkarır</h3>
<h3>5. Kötü düşünen kötüdür!</h3>
<h3>6. Devlet gemiye, halk da suya benzer. Gemiyi taşıyan sudur; ama gemiyi batıran da sudur.</h3>
<h3>7. Güneşin sana ulaşmasını istiyorsan gölgeden çık.</h3>
<h3>8. Konfüçyüs’e göre üç tehlike:</h3>
<h3>Akıllı insanların duygusuz oluşu<br />
Duygulu insanların etkisiz oluşu<br />
Etkili insanların akılsız oluşu</h3>
<h3>9. Bir işi bilen yapar, az bilen akıl verir, bilmeyen eleştirir, yapamayan çamur atar.</h3>
<h3>10 . Seveceğin bir iş seçersen, yaşamında bir gün bile çalışmış olmazsın.</h3>
<h3>11. <em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Ya bir yol bul,</span></em><br />
<em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Ya bir yol aç,</span></em><br />
<em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Ya da yoldan çekil.</span></em></h3>
<h3>12. Çok kişiyle <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">konuş</span>. Az kişiyle <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">düşün</span>. Tek başına <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">karar ver</span>.</h3>
<h3>13. Güzel düşünceler üzerine yoğunlaştıkça önce hayatınız ve en sonunda da dünyanız güzelleşecektir.</h3>
<h3>14. Kusurlu bir elmas, kusursuz bir çakıl taşından daha iyidir.</h3>
<h3>15. Elmas nasıl yontulmadan kusursuz olmazsa; insan da acı çekmeden olgunlaşmaz.</h3>
<h3>16. Bir yerde küçük adamların büyük gölgeleri görünüyorsa, orada güneş batıyor demektir.</h3>
<h3>17. Büyük insan üç değişik süreçten geçer. Uzaktan bakıldığında sert görünür, yaklaştığınızda sıcakkanlıdır. Konuşmaya başladığında ise kararlıdır.</h3>
<h3><em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">18. İyi insanlar daima kaybederler,</span></em><br />
<em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Çünkü adil dövüşürler,</span></em><br />
<em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İyi insanlar daima kaybederler,</span></em><br />
<em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Çünkü dürüsttürler,</span></em><br />
<em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İyi insanlar daima kaybederler,</span></em><br />
<em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Çünkü kazanmayı önemsemezler.</span></em></h3>
<h3>19. Öğrenip düşünmeyen insan bir kayıptır. Düşünüp öğrenmeyen insan ise büyük tehlike.</h3>
<h3>20. Bilenle tartışabilirsin, bilmeyenle tartışabilirsin. Ama <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">bildiğini sananla tartışmak ahmaklıktır.</span></h3>
<h3>21. Keşke insanlar güzelliğe düşkün oldukları kadar dürüstlüğe düşkün olsa.</h3>
<h3>22. Sizi iki defadan fazla üzen birine güvenmeyin. İlk seferinde bu sizin için bir uyarıdır. İkincisi ise bir derstir ve bundan daha fazlası saygısızlıktır. Size gerçekten değer veren insanları ayırt edin.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">23. Yalan söyleyenler, doğru söyleyenlere inanmazlar.</span></h3>
<h3>24. Zayıf insanlar intikam alır, güçlü insanlar affeder, zeki insanlar ise umursamazlar.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">25. İyi insan</span>, güzel söz söyleyen değil, söylediğini yapan ve <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">yapabileceklerini söyleyen insandır.</span></h3>
<h3>26. Uzun bir yolculuk tek bir adımla başlar.</h3>
<h3>27. İyi niyetli insanlar yalana çabuk kanarlar;<br />
Fakat boşa giden iyi niyeti asla unutmazlar.</h3>
<h3>28. Bana balık verme, balık tutmayı öğret.</h3>
<h3>29. Sevdiğin işi yap, hayatın boyunca çalışmak zorunda kalma.</h3>
<h3>30. Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır.</h3>
<h3>31. Güneşin sana ulaşmasını istiyorsan gölgeden çık.</h3>
<h3>32. İyi insanlar daima kaybeder. Çünkü adil dövüşürler.</h3>
<h3>33. Konuşmaya değer insanlarla konuşmazsan insanları, konuşmaya değmez insanlarla konuşursan kelimeleri yitirirsin. Sen öyle biri ol ki, ne insanları, ne de kelimeleri yitir.</h3>
<h3>34. Yüksek insanlar adalet için, alçak insanlar ise menfaati için çaba gösterir.</h3>
<h3>35. Bir gün,<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> Konfüçyüs</span>&#8216;u görenler ona sormuş,</h3>
<h3><span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;">&#8220;Bu kadar kitap okumuşsun, ne anladın, neyi bildin?&#8221;</span><br />
Konfüçyüş istifini bozmadan cevaplamış:<br />
<em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;Ne kadar cahil olduğumu.&#8221;</span></em></h3>
<h3>36. İnsanların umutlarıyla oynamayın, belki tek sahip oldukları şey odur.</h3>
<h3>37. Eş seçmek, kitap seçmeye benzer; iyi tasarlanmış bir kapak ve cilt ilginizi çekebilir ama içeriği sağlam olmadıkça, sonunu getirmek zordur.</h3>
<h3>38. İyi idare edilen bir ülkede yoksulluk utanılacak bir şeydir.</h3>
<h3>Kötü yönetilen bir ülkede zenginlik utanılacak bir şeydir</h3>
<h3>39. Onurlu insanın üzerine titrediği şey karakteridir, bayağı insanın ise makam ve mevki.</h3>
<h3>40. Küçükler ot gibidir, büyükler ise rüzgâr: Rüzgâr ne yöne eserse, otlar o yöne eğilir.<br />
#konfüçyus</h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MATEMATİKSEL LİSAN:TÜRKÇE</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/matematiksel-lisanturkce/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 16:01:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR-SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10450</guid>

					<description><![CDATA[Türkçe yoğun bir dildir, derindir. Kökü çok diplerde olduğundan, uzun yıllar içinde fazlalıklardan arınmıştır. Bir fikir kısa sözcüklerle rahatça anlatılabilir....]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Türkçe yoğun bir dildir, derindir. Kökü çok diplerde olduğundan, uzun yıllar içinde fazlalıklardan arınmıştır. Bir fikir kısa sözcüklerle rahatça anlatılabilir.<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;Okutturdu&#8221;</span> sözünü Farsça söyleyebilmek için kaç kelimeye ihtiyaç vardır mesela?<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">7</span> mi ?<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 10</span> mu?<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 13</span> mü? <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f914.png" alt="🤔" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f60a.png" alt="😊" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;Okutturmuştum&#8221;</span> sözünü söyleyebilir misiniz peki ? <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f609.png" alt="😉" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;Gelemeyecekmiş&#8221;</span> kelimesinin İngilizcesine bakalım : <em>&#8220;it has been learned that he will not be abla to come&#8221; <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f9d0.png" alt="🧐" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></em></h3>
<h3>Öyle kelimelerimiz vardır ki, bir İngiliz dil bilimci bir sayfa yazsa bile o anlamı çıkartamaz.<br />
Beyin yanması garanti !</h3>
<h3>Türkçeyi sonradan öğrenmiş İngiliz bir arkadaşım vardı. Bir türlü <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;işe gidiyorum&#8221;</span> diyemezdi. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;İşemeye gidiyorum&#8221;</span> derdi. Bizi gülmekten öldürürdü. Söylediği tek şey <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;Bu dili matematikçiler mi yaptı?&#8221;</span></h3>
<h3>Tam da burda Türk bilim adamı rahmetli <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Oktay Sinanoğlu</span>&#8216;na kulak vermek gerekir ki kendisi Yale Üniversitesi&#8217;nde (ABD) <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;tam profesörlük&#8221;</span> ünvanını en genç yaşta kazanan öğretim üyesidir ve dünyanın sayılı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">dahi</span>leri arasında ismi anılır.<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"><em>&#8220;Türk dilinin yapısı matematikseldir. Türkçe okunduğu gibi yazılan, yazıldığı gibi okunan bir dil olduğundan bilgisayar için en yatkın dildir.&#8221;</em></span><br />
Tüm bu sebeplerden de bilim dili olmayan en layık olanıdır.</h3>
<h3>Dünyada, geçmişi<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 4000</span> yıl öncesine giden diller bir elin parmaklarını geçmez. Türkçe bunlardan biridir.<br />
Kaldı ki Türk medeniyeti bugüne kadar yok olmadan gelebilmiş dünyanın en eski <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">3 </span>medeniyetinden biri olarak kabul edilir. Kökleri çok derinlere dayanan bir dil elbette ki güçlü olacaktır.</h3>
<h3>Esasında Türk&#8217;ün hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, kendisinden başka&#8230;</h3>
<h3>Bugün günlerden yine <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;Türkçe&#8221;</span> olsun dedik.</h3>
<h3><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; font-size: 18pt;">Türkçe düşün, Türkçe sev&#8230;</span></span><br />
<span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; font-size: 18pt;">Umudun Türk&#8217;çe olsun.</span></span></h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Tūrkçe, dünyanın en matematiksel dilidir.</span><br />
Bu dile hakim olan ve bu dille dūşünen kişinin beyni de matematik gibi çalışır.. bunun yanında da bir iki dile hakimseniz ve sõzcūk dağarcığınız ve bilgi hazineniz de genişse dūşünceye devrim yaptırabilirsiniz.<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Tūrkler pratik dūşünūr</span> denir.<br />
Bu, Tūrkçenin verdiği hızlı düşūnmekten ileri gelir.<br />
Arkadaşımız yukarıda ingilizce bir örnek vermiş, biz de bir almanca õrnekle destekleyelim.</h3>
<h3>Tūrkce =<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">yaptırdım</span>.<br />
Almanca =ich habe es machen lassen.</h3>
<h3>Tūrkce =<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">yaptırttım</span><br />
Almanca=ich habe es zu ihn machen lassen.</h3>
<h3>Bir eylemi biz bir sözcük ile ifade edebiliyorken almancada bir cümle kurmanız şart .<br />
Ne kadar hızlı ve pratik değil mi?</h3>
<h3>Elinizde böyle hazine gibi bir dil varken bozmayın.<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Absurt mapsurt</span> demeyin.<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Okey mokey</span> demeyin.<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Jenerasyon menarasyon</span> demeyin.<br />
Tam ve õz Tūrkçe konuşun.<br />
Konuştuğunuz Tūrkçeyi geliştirin.<br />
Tūrkler dünyanın en zeki milletlerinden biridir<br />
Bunun iki nedeninden birisi konuştuğu matematik gibi dildir &#8230;<br />
Eğitiminizi de buna göre yönlendirin.</h3>
<h3>Sevgi ve saygılarımla.<br />
<span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;"><em>Burhan TOKCAN</em></span></h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KÖY ENSTİTÜKERİ VE SÖZDE AYDINLAR</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/koy-enstitukeri-ve-aydinlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Sep 2025 19:35:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR-SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10440</guid>

					<description><![CDATA[Bizde Köy Enstitülerinin kapatılmasının sorumlusu olarak toprak ağaları gösterilir. Enstitüleri kapatan da DP iktidarı ve Adnan Menderes&#8216;tir, denir. Bu sav...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Bizde Köy Enstitülerinin kapatılmasının sorumlusu olarak toprak ağaları gösterilir. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Enstitüleri kapatan da DP iktidarı ve Adnan Menderes</span>&#8216;tir, denir. Bu sav yanlış değildir ama <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">eksiktir.</span></h3>
<h3><span style="text-decoration: underline; font-size: 18pt;">Anlatayım:</span></h3>
<h3>Bilindiği gibi Köy Enstitülerinden önce <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1936</span> yılının Temmuz ayında Eskişehir&#8217;in Çifteler bucağına bağlı Hamidiye köyünde bir Eğitmen Kursu açıldı. Bu kurstan iyi sonuç alınınca <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1937</span> yılında ülkemizin birçok yerinde Eğitmen Kursları ile Çifteler ve İzmir Kızılçullu&#8217;da <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">2</span> Köy Öğretmen Okulu da açıldı. Bu iki okul Eğitmen yerleşkelerinde açıldı. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1938</span>&#8216;de Trakya&#8217;da gene Eğitmen Kursu yerleşkesine bir Köy Öğretmen Okulu, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1939</span>&#8216;da da Kastamonu Göl Köy Eğitmen Kursu&#8217;nun yerleşkesinde Köy Öğretmen Okulu açıldı.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1936- 1939</span> yılları arasında açılan Eğitmen Kurslarını sayısı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">11</span>&#8216;i geçmişti. Bu süre içinde 4 de Köy Öğretmen Okulu açılmıştı.</h3>
<h3>Bu tarihsel süreci ayrıntılarıyla vermemin nedeni <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1940</span> yılının <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">17</span> Nisan&#8217;ına gelmeden, yani Köy Enstitüsü Yasası TBMM&#8217;den çıkmadan önce, tam <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">3</span> yıl Köy Enstitüsünün uyguladığı iş eğitimi ilkesi, uygulamalı eğitim, sözünü ettiğim bu eğitim kurumlarında uygulandı.</h3>
<h3>Köy Enstitüsüne giden süreç Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan ile başlamıştı. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Atatürk</span> yaşamını yitirdiğinde Saffet Arıkan Milli Eğitim Bakanlığından ayrıldı, yerine Hasan Ali Yücel atandı (<em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Aralık 1938</span></em>). Görüldüğü gibi Yücel Bakan olduğunda da enstitüler konusunda çok yol alınmıştı. İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç daha Temmuz <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1937&#8242;</span>de arkadaşı Ferit Oğuz Bayır&#8217;a yazdığı mektupta,<em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> &#8220;Senin çok sevineceğin bir okul açmak istiyoruz. Köy Enstitüsü açacağız.&#8221;</span></em> diyordu.</h3>
<h3>Hasan Ali Yücel,<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 1939</span> yılında Birinci Eğitim Şurasını topladığında Köye eğitim konusunun çerçevesi çizilmişti. Köyde uygulanacak eğitim, yalnızca <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">abc</span> öğretmekle kalmayacak, köylüye modern tarımı, hayvancılığı, yapıcılığı, arıcılığı, o günün teknolojisini.. öğretecek ve kooperatif yoluyla köylüyü örgütleyecekti. Köye gönderilen öğretmenin kaynağı köy çocuğu olacak ve bu çocuklar donanmış yeniden köye gönderilecekti. Köyde eğitim sorunu, köyün diğer sorunlarından ayrı değil, o sorunların bir parçası olarak görülüyordu. Köyde eğitim sorununa çok geniş açıdan bakılıyordu. İsmail Hakkı Tonguç, yıllardan beri yazdığı makalelerde ve kitaplarda köyde eğitimin boyutlarını anlatıyordu.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">17 Nisan 1940</span>&#8216;ta Köy Enstitüsü Yasası çıktığında ilk iş, daha önce açılan <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">4</span> Köy Öğretmen Okulu hemen Köy Enstitüsü&#8217;ne dönüştürüldü. Aslında bu kurumlarda <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">3</span> yıldan beri iş eğitimi uygulanıyordu. Eğitmen Kurslarında da uygulanan iş eğitimiydi. O yıl <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">10</span> Köy Enstitüsü açılmasına karar verildi. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1946</span>&#8216;da toplam sayı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">20&#8242;</span>ye ulaştı.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1946</span> yılının Temmuz ayında seçim yapıldı, Ağustos ayında açıklanan bakanlar kurulunda Milli Eğitim Bakanı, Reşat Şemsettin Sirer idi. Hasan Ali Yücel <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">7</span> yıl, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">7</span> ay, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">7</span> gün Bakanlık yapmıştı. Reşat Şemsettin Sirer ilk iş olarak Köy Enstitülerinin kuramcısı ve kurucusu İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç&#8217;u görevden aldı. Tonguç&#8217;tan sonra okul müdürleri<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 1947</span> yılı içinde neredeyse tümüyle görevden alınıp ülkemizin çeşitli okullarına sürüldüler. Aynı yıl içinde ve daha sonra <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">deneyimli Köy Enstitüsü kadrosu çil yavrusu gibi dağıtıldı.</span></h3>
<h3>Köy Enstitüsü Yasası <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1940</span>&#8216;ta çıkmıştı ama programı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1943</span>&#8216;te yayımlandı. Bu arada <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1942</span> yılında Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü de açılmıştı. Yüksek okul enstitülere öğretmen ve denetmen yetiştirecekti. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1943</span> yılından itibaren yedi enstitüde de Sağlık Kolları açıldı.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1943</span> Programı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1947</span>&#8216;de değiştirildi. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1936</span>&#8216;dan beri eğitimde uygulanan iş eğitimi anlayışı budandı. Enstitülerde tarım, teknik derslerinin ders sayıları azaltıldı. Yasa&#8217;da belirtilen, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;Köye yarayışlı eleman yetiştirmek&#8221;</span> anlayışından vazgeçilmiş, yeniden köye öğretmen yetiştirme anlayışına dönülmüştü. Köy öğretmenini köy lideri olması istenmiyordu. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">4274</span> Sayılı Köy Enstitüsü Örgüt Yasası budanmış, öğretmenin yetkileri sınırlandırılmıştı. Yüksek Köy Enstitüsü kapatılmış,<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 6</span> enstitünün Sağlık Kolu Bölümü de kapatılarak yalnız Hasanoğlan Köy Enstitüsü&#8217;ndeki açık kalmıştı. Mezun olan öğretmene verilen tarım araç- gereçleri ve hayvanlar geri alınmıştı.</h3>
<h3>Köy Enstitüsü mezunları enstitüde <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">5</span> yıl içinde öğrendiklerini gittikleri köylerde uyguladılar. Modern tarım, hayvancılık yaptılar, köyü ağaçlandırdılar, meyvecilik yaptılar, köye arıcılık öğrettiler, köye yol yaptılar, su getirdiler. Kooperatifler kurarak köylünün örgütlenmesini sağladılar. Köyün sağlıkçısı, veterineri oldular. Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin köydeki temsilcisi idiler. Köyün çocuklarını kız- erkek ayrımsız ve de yetişkinlerini okuttular ve mezun ettikleri öğrencilerin ilkokuldan sonra okumalarını sağladılar. Köyde ışık oldular&#8230;</h3>
<h3>Yazar, ozan, sanatçı, öğretim üyesi oldular. Gazete, dergi, kitap yayımladılar. Yazdıklarıyla genç kuşakların bilinçlenmesini sağladılar. Bu dünyanın nasıl döndüğünü öğretmekle kalmadılar, dünyanın içinde neler döndüğünü de öğrettiler. Öğretmen örgütçülüğüne önderlik ettiler. Türkiye Öğretmenler Derneği Fedrasyonu (TÖDMF)&#8217;nu kurdular. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1965</span> yılında Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS)&#8217;nın kurulmasına öncülük ettiler. TÖS&#8217;te yöneticilik yaptılar.</h3>
<h3>Şimdi gelelim konunun başlığına. Köy Enstitüleri yalnız toprak ağalarını rahatsız etmedi. Ne yazık ki o günlerin akademisyenleri, eğitimcileri, siyasetçileri, yazarları, gazetecileri, devletin valileri, kaymakamları hatta aydın sayılan insanların çoğu da Köy Enstitülerine karşıydı. Meclis Başkanı Karabekir ile Fevzi Çakmak da bu okullara şiddetle karşıydı.</h3>
<h3>Önce CHP içindeki okumuş yazmış toprak ağası olmayan genç milletvekilleri enstitüleri istemiyordu.<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 1946</span>&#8216;da Milli Eğitim Bakanı olan <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Reşat Şemsettin Sirer</span> ve <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1948</span>&#8216;de Milli Eğitim Bakanlığına atanan <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Tahsin Banguoğlu</span> Köy Enstitülerinin en azılı düşmanlarıydı. Başını <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Nihat Erim</span>&#8216;in çektiği <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">45&#8242;</span>e yakın milletvekili bu okulları istemiyordu. CHP Genel Sekreteri ünlü yazar Memduh Şevket Esendal, Tonguç&#8217;a, <em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;Bunu köy köy neden gezdiriyorsun&#8221;</span></em> diyordu. Bunu dediği Cumhurbaşkanı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İsmet İnönü</span>&#8216;ydü. Milli Eğitim Örgütü&#8217;nün büyük bölümü, en başta Yüksek Öğretim Müsteşarı Hıfzırrahman <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Raşit Öymen (<em>Altan Öymen&#8217;in babas</em>ı)</span> karşıydı. Eğitime yön veren Gazi Eğitim Enstitüsü&#8217;nün Pedagoji (Eğitimbilimleri) Bölümü de karşıydı. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Kemal Tahir</span>&#8216;in &#8220;<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Bozkırdaki Çekirdek&#8221;</span> romanını okudunuz mu? Bizim ünlü romancı ve Sosyalist de karşıydı ve Köy Enstitüleriyle ilgili çok kötü bir roman bile yazmıştı. Niyazi Berkes&#8217;in <em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8221; Türkiye&#8217;de Çağdaşlaşma&#8221;</span> </em>kitabını okursanız, bakanlıkların ve bürokrasinin enstitülere olan düşmanlığını ayrıntılarıyla öğrenebilirsiniz. İstanbul Münevveri (<em>aydını</em>) <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"><em>böyle eğitim mi olurmuş! Öğretmen mi yetiştiriliyor amele mi,</em></span> diye soruyordu.</h3>
<h3><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; font-size: 18pt;">Uzatmayalım:</span></span></h3>
<h3>Köy Enstitülerinin eğitim anlayışı<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 1947</span> yılında büyük ölçüde budandı. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1947</span>&#8216;den itibaren enstitüler özgünlüğünü yitirdi. Öğretmen kadrosu dağıtıldı. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1953</span>&#8216;te programı İlköğretmen Okulu programıyla birleştirildi ve öğretimi altı yıla çıkarıldı. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1954</span>&#8216;te de tabelası indirildi.</h3>
<h3>Ne yazık ki, <span style="font-family: tahoma, arial, helvetica, sans-serif;"><em>Sabahattin Eyüboğlu, Sabahattin Ali, Niyazi Berkes, Ruhi Su, Ahmet Emin Yalman, Vedat Günyol, Yaşar Kemal</em></span> gibi bir avuç aydın dışında Köy Enstitülerinin kapatılmasına üzülen aydın çıkmadı ama bu cinayete sevinen sözde aydın çoktu.</h3>
<h3>Biliyorum, Murat Bardakçı&#8217;yı soracaksınız. Bardakçı da <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">2</span> gün önce enstitülere kin kusmuş. Adamın Cumhuriyet Devrimleri ve Atatürk&#8217;le sorunu var. Cumhuriyet&#8217;in çağdaş eğitim atılımına karşı olmaz mı? Dedesi vali, babası Türkiye&#8217;den kaçmak zorunda kalmış, Osmanlı hayranı İstanbul Münevveri Köy Enstitülerine karşı olmasaydı, yadırganırdı.</h3>
<h3><span style="font-family: 'trebuchet ms', geneva, sans-serif; font-size: 18pt;"><em>Cengiz Öksüz</em></span></h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİRKAÇ BÖLÜCÜ KÜRT KÖKENLİ, KÜRTÇE EĞİTİM İSTEMİŞ, BURASI TÜRKİYE&#8217;DİR</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/bolucu-kurtler-kurtce-egitim-istemis-burasi-turkiyedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Aug 2025 11:50:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR-SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10431</guid>

					<description><![CDATA[‘Eğitim dili Kürtçe olsun’ söylemi yayılıyor. Aşağıdaki bilgiler elinizin altında bulunsun, çünkü konu büyüyecek. İTALYA; Alman, Fransız, Ladino, Sloven asıllı...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>‘<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Eğitim dili Kürtçe olsun</span>’ söylemi yayılıyor. Aşağıdaki bilgiler elinizin altında bulunsun, çünkü konu büyüyecek.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İTALYA;</span><br />
Alman, Fransız, Ladino, Sloven asıllı topluluklar kendi dillerini de öğrenir, ama anayasanın 139&#8217;uncu maddesine göre eğitim dili<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> İTALYANCA</span>dır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">FRANSA;</span><br />
Breton, Katalan, Bask, Korsika, Alman, Karayip, Malenezya, Kanak, Guyan, Flaman, Oksitan, İtalyan kökenli topluluklar kendi dillerini de öğrenir, ama anayasanın 2&#8217;nci maddesinde eğitim dili <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">FRANSIZCA</span>dır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">POLONYA</span>; Alman, Belarus, Ukrayna, Rus kökenli topluluklar kendi dillerini de öğrenir, ama anayasaya göre eğitim dili <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">LEHÇE</span>dir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">ALMANYA;</span><br />
Danimarka, Slav kökenli Sorblar, Cermen kökenli Frizler, Rumen kökenli Sintilerin kendi dillerini de öğrenirler, ama eğitim dili <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">ALMANCA</span>dır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">RUMENYA;</span><br />
Macar, Roman, Alman, Türk, Rus kökenli topluluklar kendi dillerini de öğrenir, ama Anayasanın 13&#8217;üncü maddesine göre eğitim dili <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">RUMENCE</span>dir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">MACARİSTAN;</span><br />
Bulgar, Yunan, Alman, Hırvat, Sloven, Sırp, Slovak, Ukrayna kökenli topluluklar ana dillerini de öğrenir, ama anayasanın 1&#8217;inci maddesine göre eğitim dili<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> MACARCA</span>dır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">BREZİLYA;</span><br />
Alman, Hollanda, İtalyan, İspanyol, Japon, Arap, Portekiz, Fransız asıllı topluluklar ana dillerini de öğrenir, ama anayasaya göre eğitim dili <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">PORTEKİZCE</span>dir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">SLOVAKYA;</span><br />
Macar, Rumen, Ukraynalı, Alman, Çekyalı, Rutenyalı, Moravyalı, Polonyalı, Rus, Bulgar, Hırvat topluluklar kendi dillerini de öğrenir, ama anayasaya göre eğitim dili <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">SLOVAKÇA</span>dır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">MEKSİKA;</span><br />
80 civarında yerli dilin de konuşulduğu Meksika&#8217;da, anayasanın 2&#8217;nci maddesine göre eğitim dili <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İSPANYOLCA</span>dır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İSVEÇ;</span><br />
Finli, Lapon, Rumen, Meankieli, Yidiş kökenli topluluklar anadillerini öğrenir, ama anayasaya göre eğitim dili <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İSVEÇÇE</span>dir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">NORVEÇ;</span><br />
Lapon, Finli, Roman kökenli topluluklar ana dillerini öğrenir, ama eğitim dili <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">NORVEÇÇE</span>dir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">YUNANİSTAN;</span><br />
Arnavut, Makedon, Pomak, Türk toplulukları ana dillerini öğrenir, ama anayasaya göre eğitim dili <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">YUNANCA</span>dır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">AVUSTURYA;</span><br />
Macar, Hırvat, Sloven, Çek, Slovak, Roman kökenliler ana dillerini öğrenir, ama anayasanın 8&#8217;inci maddesine göre eğitim dili <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">ALMANCA</span>dır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">HOLLANDA;</span><br />
Cermen kökenli Frizya, Karayip kökenli Papiamento topluluklar ana dillerini öğrenir, ama anayasanın 23&#8217;üncü maddesine göre eğitim dili <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">HOLLANDACA</span>dır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">UKRAYNA;</span><br />
Rus, Romen, Macar, Moldava asıllı toplulukların yaşadığı ve kendi dillerini konuştuğu, öğrendiği, ama Rusya ile savaşın dengeleri alt üst ettiği Ukrayna&#8217;da, anayasaya göre<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> UKRAYNACA</span> resmî dil ve eğitim dilidir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">ARJANTİN;</span><br />
Alman, İtalyan, İspanyol, Japon, Fransız, İrlanda, Galler, Arap, Ermeni asıllı topluluklar ana dillerini de öğrenir, ama anayasanın 3&#8217;üncü maddesine göre eğitim dili <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İSPANYOLCA</span>dır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">BULGARİSTAN;</span><br />
Türk, Ulah, Makedon, Roman, Ermeni kökenli topluluklar ana dillerini de öğrenebilir, ama anayasanın 4&#8217;üncü maddesine göre eğitim dili<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> BULGARCA</span>dır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">DANİMARKA;</span><br />
Eskimo, Faroe ve Alman kökenli topluluklar ana dillerini de öğrenir, ama anayasaya göre eğitim dili <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">DANCAd</span>ır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">TÜRKİYE</span>’de ana dil eğitimi hakkı zaten var.<br />
Ama resmi eğitim dili olan Türkçeyi bir kenara bırakır, Kürtçe ana dilde eğitim diye dayatırsanız, Gürcü, Zaza, Çerkez, Abhaz, İngiliz, Bulgar, Boşnak gibi diğer kökenliler de haklı olarak aynı hakkı isteyecektir.</h3>
<h3>O zaman bu iş dağılma tehlikesini getireceğinden; Biz asil Türk kimliği taşıyan yurtseverler, gereken önlemi alır, Vatan savunmasına geçeriz.</h3>
<h3>YUKARIDA ADI GEÇEN ÜLKELERDE OLDUĞU GİBİ;</h3>
<h3><em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Türkiye&#8217;de yaşayan her can TÜRK adı alır,</span></em></h3>
<h3><em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Herkesin Dili Dini Kökeni onda kalır.</span></em></h3>
<h3><em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">TÜRKÜM demeyen kişi TC kimlik taşımaz,</span></em></h3>
<h3><em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Taşıyorsa KALLEŞçe Dini Irkı kaşımaz.</span></em></h3>
<h3>SAKIN OLA, BÖYLE ALÇAKÇA OYUNA ALET OLMAYINIZ.</h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AYDIN İHANETİ NE DEMEK?</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/aydin-ihaneti-ne-demek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 08:12:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR-SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10392</guid>

					<description><![CDATA[▪ Osmanlı&#8217;nın en namlı vezirleri, Kumandan ve Akıncı Beyleri aile bağlarından koparılan/devşirilen İsevi çocukları arasından çıkardı. Saray Dalkavukluğu ve Kapıkulu...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/25aa.png" alt="▪" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Osmanlı&#8217;nın en namlı vezirleri, Kumandan ve Akıncı Beyleri aile bağlarından koparılan/devşirilen <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İsevi</span> çocukları arasından çıkardı. Saray Dalkavukluğu ve Kapıkulu Sistemi ile annesi kadınlar pazarından alınan <em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;KUL CİNSİ&#8221;</span></em> cariye çocukları Osmanlı toplumunun bir gerçekliğidir.<br />
Devşirmeler <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Enderun</span>da yetişerek, soyu ve kökenine yabancılaşıp efendilerine uygun karakter almıştır. Osmanlının tımara dayalı toprak sisteminde dağıtılan arpalıklar, para, memuriyet ve dalkavukluğa zemin hazırlamış, Enderun zamanla kapıkulu ve Yeniçeri ocağının beyni olmuştur.<br />
Kapıkulu travmasına uzanan ahlâk bozukluğu Namık Kemal, Ziya Paşa ve Tevfik Fikret&#8217;in şiirlerinde hicvedilir. Abdülhamid sarayının bazı kapıkulları ve dönekleri şöyledir. Baba Tahir, Basiretçi Ali, Midhat Paşa yetiştirmesi Ahmed Midhat Efendi, Dağıstanlı Mizancı Murat v.s&#8230; Mütareke de Ali Kemal, Rıza Tevfik, Refii Cevat, Ebüzziya ve Refik Halit gibi işbirlikçileri yaratmıştır.<br />
<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/25aa.png" alt="▪" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Döneklik fikir olgunlaşması ve yanlıştan arınma duygusu olmayıp, makam ve çıkar uğruna dalkavukluğa yamanma güdüsüdür. Osmanlı kozmopolitizminin etno- kültürel travmaları daha sonraları kaypak zeminli öğretiler eliyle, formika aydınlar hazırlamıştır.<br />
Din sömürgenliği ve ahlak sürüngenliği ile kul toplumu olmanın zihinsel arkaplanı hep diri tutulmuştur.</h3>
<h3>Günümüz sosyal medya sektörü, döneklik ve köpekliğin en aşağılık, en şerefsiz, en yalaka ve Türk düşmanı diaspora tazılarıyla dolmuştur. Günümüzün bu ahlaksız bu gerici yeni ortaçağ haşeratı ile nitelik ve nicelik olarak Yıldız sarayı bile boy ölçüşemez hale gelmiştir&#8230;<br />
<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/25aa.png" alt="▪" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Hakikat duygusunu kenara iten din sömürgenliği ve ahlak sürüngenliğinin en kötüsü aydınlar arasında görülendir. Aydın dönekliğine en ağır eleştiri Fransız aydını <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Julien Benda</span>&#8216;dan (<em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1867- 1956</span></em>) gelmiştir.</h3>
<h3>Şöyle: &#8220;&#8230;<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"><em> Gerçek aydın, çıkar peşinde koşan, ikbal ve mevki gayretinde olan kişi değildir. Siyasi iktidarın yakını olmak için el etek öpmezler. Zengin sofralarında yemlenmek için şaklabanlık yapıp kralın soytarısı rolüne soyunmazlar. Entelektüel, kazığa bağlanıp yakılma, sürgüe gönde<span style="font-size: 16px;">n</span><span style="font-size: 16px;">rilme ve çarmıha gerilme riskini göze alan kişidir. Bu yüzden sayıları çok olamaz; gelişleri de belli bir rutine bağlı değildir zaten&#8230;&#8221;</span></em></span></h3>
<h3><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/25aa.png" alt="▪" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Edward W. Said</span> de (1935-2003) aynen Julien Benda gibi düşünür:<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"><em>&#8220;&#8230; Julien Benda&#8217;nın dediği aydınlar sıradan okumuşlar gibi maddiyatla ilgilenmezler. Şahsi çıkar peşinde koşmak, ikbal ve mevki kovalamak onların işi değildir. Siyasal iktidarın yakını olmak için el etek öpmezler; zengin sofralarında yemlenmek için şaklabanlık yapıp kralın soytarısı rolüne soyunmazlar; siyasi iktidarın yetkisini kötüye kullanmasını kınayıp topluma haykırırlar. Entelektüel dönekliğinin ilkesiz davranışlarından infiale kapılan Julien Benda, sözünü esirgemeyip aydın ihanetinden sözetmiştir&#8230;&#8221;</em></span><br />
<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/25aa.png" alt="▪" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Küfür icadı günümüz görsel, sosyal ve bilişim medyası döneklik ve aydın ihanetini kolay görünür hale getirmiştir.</h3>
<h3>Namuslular korkudan sinmiş, sağdan soldan her cins namussuz ortaçağ yobazı zehir saçmaktadır. En iğrenç olanları da akademik kariyerli yalakalar olup sessiz kalarak hakikatin beynine paslı çivi saplamaktadır.<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Satılık vicdanların</span> zihin sapkınlığı yeni ortaçağın idare merkezi olan KÜLLİYE sarayından yönetilmektedir. İhanete yönelmiş zihin sapkınlığını Nobel ödüllü<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"><em> (1922)</em></span> <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Einstein</span>&#8216;in İzafiyet Teorisiyle değil, ancak Freud teorisinde analiz edebiliriz.<br />
HÜKÜM: <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"><em>Yeni ortaçağın Külliye Sarayı öyle bir zihin yapısı var ki, uygarlık ve insanlığa ileriyi 1400 sene gerilerde arayarak ulaşma hevesindeler. İslam dünyasının ilk defa gördüğü Atatürk ve Cumhuriyet devrimlerine, anadan doğma kin ve nefret içindeler. Setre pantalon yerine şalvarı özler, mercedesle cumaya gider, ama deve sırtında türkü söylerler&#8230; Kâfir clozetine oturmayı beceremeyince, cebinde taş bulundururlar.</em></span><br />
Uşak takımının kanı ve sütü uygarlık nazarında bozuk sayıldığı için, bunu anlamaya Julien Benda&#8217;nın yorumu bile yetersiz kalır. Katip Çelebi&#8217;nin <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"><em>&#8220;behime sürüsü, ümmet-i büleha ve öküz oğlu öküz&#8221;</em></span> nitelemesi bu kültür üzerinedir.<br />
Arasıra Prof. Münir Aktepe&#8217;nin Patrona Halil isyanı ve ŞAMDANİZÂDE tarihi de karıştırılırsa, Külliye&#8217;nin hangi asırda yaşadığı daha iyi anlaşılır.<br />
☆OSK/14.07.2025/ Burhaniye</h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
