<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KİM KİMDİR? &#8211; Haberal Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://haberalgazetesi.net/kategori/kim-kimdir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://haberalgazetesi.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 24 Nov 2025 21:49:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.5</generator>

<image>
	<url>https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/Screenshot_1.png</url>
	<title>KİM KİMDİR? &#8211; Haberal Gazetesi</title>
	<link>https://haberalgazetesi.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>FEDON KALYONCU ÖRNEK TC YURTTAŞI OLARAK TÜRK MİLLETİNİN MEDARI İFTİHARIDIR</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/fedon-kalyoncu-ornek-tc-yurttasidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 18:33:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİM KİMDİR?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10407</guid>

					<description><![CDATA[İsmi Fedon, soyadı Kalyoncu. Babası Rum kökenli, annesi Ermeni kökenli&#8230; Ülkemizde çok az sayıda kalan azınlıklardan biri &#8230; Ve o...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>İsmi Fedon, soyadı Kalyoncu. Babası Rum kökenli, annesi Ermeni kökenli&#8230; Ülkemizde çok az sayıda kalan azınlıklardan biri &#8230; Ve o bir sanatçı; Rum müziğini Türk halkına sevdiren şarkıcı&#8230;</h3>
<h3>‐-Adınızdan dolayı Türkiye&#8217;de hiç sıkıntı yaşadınız mı?</h3>
<h3>Benim adımın sıkıntı yarattığı adamların hepsine haddini bildirdim. Türklüğüyle gurur duyan bir insanım. Çoğu Müslüman&#8217;dan daha Türk&#8217;üm. Çoğu Türk&#8217;ten daha çok vatanımı seviyorum. Rum ilkokulunda okumama rağmen bize öğretilen &#8216;A&#8217; harfiyle başlayan üç önemli değer vardır; Allah, Ana ve Atatürk. Ben şehit torunuyum. Dedemin ismi Çanakkale&#8217;de yazılıdır. Fedon ismi yüzünden bazı sıkıntılar yaşadım, yaşamadım değil.</h3>
<h3>KOMUTANIMIN AĞZINI BURNUNU KIRDIM</h3>
<h3>&#8211;Ne yaşadınız?</h3>
<h3>Sene 1967. Amasya&#8217;da 94 gün fazla askerlik yaptım.</h3>
<h3>&#8211;Niye?</h3>
<h3>-Bir yedeksubay dövdüm ve beraat ettim enteresandır. Komutanım bana &#8216;Gâvur &#8216; deyip duruyordu. Ona, &#8220;Komutanım, ben Türk bayrağı ve silahım üzerine elimi koyup yemin ettim. Gönüllü askerliğe geldim. Taksim&#8217;de gezip de &#8216;Vatan, millet&#8217; deyip sakat raporu alanlardan değilim. Dedem burada şehit oldu. Sen bana &#8216;Gavur&#8217; diyemezsin&#8221; dedim.</h3>
<h3>O tekrar söyleyince, resmen dayak attım. Askeri mahkemede beraat ettim çünkü aşırı tahrik vardı.</h3>
<h3>Asteğmen&#8217;in yüzünü gözünü dağıttığımdan dolayı sadece 90 gün hapis cezası aldım.</h3>
<h2>YUNAN KONSOLOSUNA ÇIKIŞTIM</h2>
<h3>-Peki Rumların tepkisi size nasıl?</h3>
<h3>&#8211;Çok dışladılar beni. &#8220;Vay efendim Türküm&#8221; dedi. Tabii Türküm diyeceğim, başka ne diyeceğim. Yunanistan Gümülcine&#8217;de yaşayan Ahmet, Mehmet nedir? Yunan&#8217;dır, dini Müslümandır. Ben Türklüğümle gurur duyuyorum. Beni İstanbul&#8217;un Yunanistan konsolosu yanına çağırdı ve &#8220;Nedir bu Türküm lafları?&#8221; diye sordu. &#8220;Türküm&#8221; dedim. Durdu ve &#8220;İyi de çok söylüyorsun bu lafı&#8221; dedi.</h3>
<h3>&#8220;Çok söyleyeceğim tabii, gurur duyuyorum Türklüğümle. Türklerin bana yaptığını siz bana yapmadınız ki&#8221; diye cevap verdim. O yine bana, &#8220;Ama hoş olmuyor&#8221; dedi. &#8220;Bana bakın&#8221; dedim, &#8220;Ben burada doğdum, burada büyüdüm. Ölünceye kadar bunu söyleyeceğim. Benim mezarım da burada. Param da burada. Her şeyim burada. Siz yanlış düşünüyorsunuz. Çünkü Türkler&#8217;i tanımıyorsunuz. Siz Türklerin haklarına sahip olsanız bu ülkede, Rumlara su vermezsiniz&#8221; dedim. &#8220;Tamam, Fedon Bey anlaşıldı&#8221; dedi.</h3>
<h2>&#8220;BANA DA LEFTER GİBİ BİR CENAZE YAPILACAĞINI BİLSEM BUGÜN ÖLÜRÜM&#8221; diyerek söylemini noktaladı.</h2>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HAMİYET YÜCESES KİMDİR?</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/hamiyet-yuceses-kimdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Jun 2025 08:16:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİM KİMDİR?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10357</guid>

					<description><![CDATA[Hamiyet Yüceses Kimdir?  Hamiyet Yüceses, 20 Haziran 1916, İstanbul&#8217;da doğdu. Annesi Kadriye Hanım, babası marpuç tüccarı Halil Efendi&#8217;dir. Küçük yaşlarda...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="main-header">
<div id="widget_header_1" class="widget widget_header" data-design-widget-id="4489" data-widget="header">
<div class="main-header-nav container">
<nav class="navbar navbar-expand-lg"><button class="navbar-toggler" type="button" data-toggle="collapse" data-target="#navbarSupportedContent" aria-controls="navbarSupportedContent" aria-expanded="false" aria-label="Toggle navigation"></button>Hamiyet Yüceses Kimdir?<a target="_blank" rel="noopener"> </a></nav>
</div>
</div>
</div>
<section class="main-content main-content--subpages">
<div class="container">
<div id="widget_sanatci_detay_3" class="widget widget_sanatci_detay" data-design-widget-id="4491" data-widget="sanatci_detay">
<div class="container">
<div class="news-main">
<div class="black-box">
<div class="black-box-body black-box-body--subpages">
<div class="detail-content">
<div class="news-container">
<p><img decoding="async" class="news-container-hero news-container-hero" title="Hamiyet Yüceses" src="https://cdn1.kralmuzik.com.tr/media/img/920x570/22-02/04/hhhhhhhhh.jpg" alt="Hamiyet Yüceses" /></p>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"><em>Hamiyet Yüceses, 20 Haziran 1916, İstanbul&#8217;da doğdu.</em></span></h3>
<h3>Annesi Kadriye Hanım, babası marpuç tüccarı Halil Efendi&#8217;dir. Küçük yaşlarda sesinin güzelliği ile dikkat çekti.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Hafız Burhan</span> hayranı idi. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Haseki</span>&#8216;deki Hacı Kadın İlkokulu&#8217;nda okudu.</h3>
<h3>Babasının işlerinin bozulması nedeniyle <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">11</span> yaşındayken <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"><em>(1927)</em></span> sahnede şarkı söylemeye başladı. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">4~5</span> yıl boyunca Anadolu&#8217;nun birçok şehrinde çalıştıktan sonra <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Gaziantep</span>&#8216;te uzun bir süre kaldı. Şöhreti <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İstanbul</span>&#8216;a kadar geldi.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1932</span> yılının başlarında <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Beyoğlu</span>&#8216;nda ünlü <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Londra Birahanesi</span>&#8216;nde <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Safiye Ayla</span>&#8216;nın kadrosunda gazino çalışmalarını başlattı.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Selahattin Pınar, Sadettin Kaynak, Yesari Asım Arsoy, Mısırlı İbrahim <span style="font-family: georgia, palatino, serif;">ve</span> Bimen Şen</span>&#8216;den özel dersler aldı. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1932</span> yılı Temmuz ayında Kadıköy Mısırlıoğlu Bahçesi&#8217;nde düzenlenen yarışmada <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Türkiye Ses Kraliçesi</span> seçildi.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1933</span> yılında eski <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İstanbul Radyosu</span>&#8216;nda programlara çıktı. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Sahibinin Sesi, Columbia</span> ve <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Odeon</span> firmalarına plaklar doldurdu. Soyadı kanunu çıktığında <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Sadettin Kaynak</span> ve <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Selahattin Pınar&#8217;ın ısrarı ile &#8220;Yüceses&#8221; soyadını aldı.</span> <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Sadettin Kaynak, Hamiyet</span>&#8216;in sesine göre besteler yaptı: <span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; font-size: 18pt;">O Dudaklar, Yasemen, Kirpiklerinin Gölgesi <span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 14pt;">gibi</span>.</span> Bu plaklar, devrinde satış rekorları kırdı.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1940</span> yılında (o zamanki adı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8216;Bahriyeli Küçük Zabit</span>&#8216; olan çocukluk arkadaşı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Deniz Asb.Kd.Bşçvş. Fethi Yüceses</span> ile evlendi. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Eşi Fethi Yüceses&#8217;i 14 Temmuz 1942</span>&#8216;de, denizcilik tarihinde <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Atılay faciası</span> olarak geçen, Atılay adlı denizaltının batmasıyla kaybetti. Şehit Assubay eşinin acısıyla söylediği <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;Gitti de Gelmeyiverdi&#8221;</span> şarkısı çok meşhur oldu. Şöhreti; güftesi <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Abdülhak Hamit Tarhan</span>&#8216;a, bestesi <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Mehmet Baha</span>&#8216;ya ait olan, seslendirmesi oldukça zor,<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; font-size: 18pt;"> &#8220;Makber&#8221; </span>adlı şarkıyla daha da arttı.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1956</span> yılında Cumhuriyet Gazinosu&#8217;nda çalışmaya başladı.</h3>
<h3>  Aynı dönemde İstanbul Belediye Konservatuvarı Türk Müziği İcra Heyeti&#8217;nde görev aldı.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1946</span>&#8216;da <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Hacı Arif Bey&#8217;in Bakmıyor Çeşm-i Siyah</span> şarkısını, araya bir gazel ilave ederek okuması çok ilgi çekti.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1949</span> yılında bu şarkıyı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Odeon</span> plaklarına okudu. Rekoru bugün bile kırılamayan bir satış yaptı. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1949</span> yılında açılan yeni <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İstanbul Radyosu</span>&#8216;nda <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1953</span> yılı sonlarına kadar emisyon aldı.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1950</span> yılında radyodan aldığı tüm ücreti<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> üniversıte talebeleri&#8217;ne bağışladı</span>. Üniversite Talebe Birliği&#8217;de her yıl düzenledikleri Edebiyat Yarışması&#8217;nda <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;Hamiyet Mükafatı&#8221;</span> adı ile ödüller dağıttı.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> Taşlık Gazinosu, Maksim Gazinosu, Küçük Çiftlik Parkı, Kristal Gazinosu</span> gibi dönemin İstanbul&#8217;unun en ünlü gazinolarında <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Assolist</span> olarak sahneye çıktı.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">10 Temmuz 1996</span> tarihinde <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Marmaris</span>&#8216;de vefat etti. Cenazesi İstanbul&#8221;a getirildi. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Karacaahmet Mezarlığı&#8217;na gömüldü.</span></h3>
<h3><em><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; font-size: 18pt;">Saygı ile anıyoruz.</span></em></h3>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</section>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KENDİSİNİ *DÜNYA LİDERİ* SANAN İRAN ŞAHI AİLESİNİN SONU</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/kendisini-dunya-lideri-sanan-iran-sahi-ailesinin-sonu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 May 2025 08:51:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİM KİMDİR?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10325</guid>

					<description><![CDATA[Şah&#8217;larda Ölür. Muhammed Rıza Şah Pehlevi İran&#8217;ın son Hükümdarıydı. İsviçre&#8217;de eğitim gören Şah Rıza Pehlevi, 1941 yılında baba Şah hayattayken...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Şah&#8217;larda Ölür.</span> Muhammed Rıza Şah Pehlevi İran&#8217;ın son Hükümdarıydı. İsviçre&#8217;de eğitim gören Şah Rıza Pehlevi,<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000;"> 1941 </span>yılında baba Şah hayattayken tahta çıktı. Başından 3 evlilik geçti. İlk eşi Fevziye ve ikinci eşi Süreyya hanedanın devamı için erkek çocuk doğuramadığı gerekçesiyle uzaklaştırıldı. Üçüncü ve son eş Farah Diba ile <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000;">1959</span> yılında evlendi. 3 kızı ve 2 oğlu dünyaya geldi.</h3>
<h3>İran eski bir medeniyet, verimli toprakları ve zengin petrol yatakları olan bir ülke.<br />
Rıza Şah babasından kalan ülkesini daha zengin ve modern hale getirdi. Tarımda, sanayide hızlı gelişme sağladı <em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;Ak Devrim&#8221;</span></em> adıyla kalkınma programını hayata geçirdi. Yollar, köprüler, hastaneler, havalimanları ve çeşitli yatırımlar yaptı.</h3>
<h3>Amerikan dostuydu. Daha sonra Avrupalı liderlerle de iyi ilişkiler kurdu. İran halkının desteğini almıştı.<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000;"> 1957</span> yılında ABD&#8217;nin desteğiyle <em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İran Gizli Polis Teşkilatı</span></em> olan <em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">SAVAK</span></em>&#8216;ı kurdu. <em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000;">1961</span></em> yılında Millet Meclisi&#8217;ni kendine bağladı. Kendisine bağlı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"><em>özel koruma ordusu</em></span> kurdu.<br />
Liyakatı değil <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">sadakati ön plana aldı.</span> Yakın çevresini yandaş yalakalarla doldurdu, kendisine muhalefet yapan, eleştiren herkesi <em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">*Düşman*</span></em> gibi görmeye başladı. Siyasetçi, yazar, gazeteci, akademisyen, aydınlar, sinema sanatçıları ve hatta film senaristlerini bile SAVAK kanalıyla baskı ve zulüm altına almaya başladı. Haksız tutuklamalar, tehditler, şantajlar, faili meçhul cinayetler hızla artış gösterdi. Yandaş basın yarattı ve sonunda kendi partisi olan <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Rastahiz (<em>Diriliş</em>) Partisi</span> dışında bütün siyasi partileri kapattı.</h3>
<h3>Rıza Şah Pehlevi <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1967</span> yılında kendini K<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">rallar Kralı</span> (<em><span style="font-family: 'book antiqua', palatino, serif;">ŞEHİNŞAH</span></em>) karısı Farah Diba&#8217;yı ise en büyük imparatoriçe (<em><span style="font-family: 'book antiqua', palatino, serif;">ŞAHBANU</span></em>) ilan etti. Şah, kendisini <em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">DÜNYA LİDERİ</span></em>, İran&#8217;ı ise <em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">KÜRESEL GÜÇ</span> </em>olarak görmeye başladı.</h3>
<h3>Kibir ve gurur içinde, bütün <span style="font-family: 'courier new', courier, monospace;"><em>dünya liderlerinin kendisini kıskandığını</em></span> ve kendisine gizli hayranlık duyduğunu sanıyordu.</h3>
<h3>Saray&#8217;da ihtişam içinde, özel yetiştirilmiş gıdalarla beslenmeye başladı. Altın, mücevher ve süs tutkunuydu. Gösterişe ve itibara büyük önem veriyordu. Rıza Şah Pehlevi aslında <em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"><strong>ülkesini soyuyordu</strong></span></em>. Soygunu üç kanaldan yapıyordu.<br />
VakıfBanka Özel büro Kendisine bağlı çeşitli vakıflar, hayır işleri yapıyormuş gibi gösterip milletin kene gibi kanını emiyordu. İran&#8217;daki bütün bankalarda Pehlevi ailesinin parası vardı ama içlerinden bir tanesi özeldi ve bütün yurtdışı para transferlerini o kanaldan gerçekleştiriyordu. Ayrıca Merkez Bankası Şah&#8217;ın tam kontrolu altındaydı. Dövizlerde kur değişikliği, emisyon hacmi ve rezervlerde Şah&#8217;ın izni olmadan işlem yapılmıyordu Ve üçüncü ayak Özel Muhasebe Bürosu güçlü bir holding gibi çalışıyordu. İhaleler, finansman işlemleri, ekonomik bütün hisse hareketleri buradan yönetiliyordu. Petrol ihracatından önemli pay alıyordu. Dünyada <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">207</span> tane çok uluslu şirkette ortaklık vardı. Burası İran iş dünyasının kalbiydi. Ekonominin bütün verileri izleniyordu ve <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Şah&#8217;ın şirketi</span> olarak tanınıyordu.</h3>
<h3>Gelelim filmin sonuna. Şah, ailesi ve çok yakınlarından oluşan <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">20</span> kişilik bir grup <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">16</span> Ocak <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000;">1979</span> günü Tahran Havalimanı&#8217;ndan özel uçakla havalandı.</h3>
<h3>Bir çok ülkeye sığınma başvurusu yapmıştı.</h3>
<h3>Eğitimini yaptığı ve adeta ikinci vatanı gibi sevdiği <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İsviçre ret</span> yanıtı veren ilk ülke oldu.</h3>
<h3>Aşık olduğu ikinci karısı Süreyya&#8217;nın yaşadığı ve kendisinin de çok sevdiği ve yaşamak istediği <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Paris&#8217;in Elysee Sarayı&#8217;ndan da ret</span> cevabı geldi. Fransa&#8217;da Şah&#8217;ı istemiyordu. Fransa&#8217;nın yavrusu minik bir prenslik olan <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Monaco&#8217;dan da ret</span> yanıtı geldi. Şah&#8217;ı ve ailesini kimse istemiyordu. Oysa pek çok ülkede bankalarda serveti yatıyordu.</h3>
<h3>Şah&#8217;ın en güvendiği ülkelerden <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Meksika</span> ve <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Kanada</span> yanıt verme zahmetine bile katlanmazken, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İngiltere</span> kısa bir açıklamayla Şah&#8217;ı kabul edemeyeceğini açıkladı. Kendisini <em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">*KÜRESEL LİDER*</span></em> gibi gören Şah açıkta kalmıştı. ABD&#8217;nin efsane Dışişleri Bakanı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Kissinger</span> devreye girdi, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Başkan Carter</span>&#8216;ın aracılığıyla, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Bahama Adaları</span> Şah&#8217;ı sadece 3 aylığına misafir edebileceğini açıkladı. Şah ve yanındakiler Bahama&#8217;ya indi ve zor günleri başladı. Ancak 3 ay dolmadan Bahama bu ünlü ailenin ülkeden çıkmasını istedi. Tekrar Kissinger&#8217;e ricada bulundular ve geçici süre için <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Meksika&#8217;</span>ya sığındılar. Bu arada <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Güney Afrika</span> Cumhuriyeti&#8217;ne başvurdular ve ret yanıtı geldi. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Panama</span> ev hapsi koşuluyla Şah ve ailesini kabul etti. O günlerde imparatoriçe Farah Diba Pehlevi Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat&#8217;ın karısı Cihan&#8217;a telefon açıp, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">ağlayarak</span> yalvardı ve acil yardım istedi. Mısır, Pehlevi ailesini ülkesine davet etti. Kadın dayanışması ve annelik hissiyatı bir aileyi kurtarmıştı. Mısır Devlet Başkanı Sedat, Şah ve ailesine Kahire&#8217;de bir saray tahsis etti ve Rıza Şah Pehlevi yaşama gözlerini kapadığı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000;">27 Temmuz 1980</span> tarihine kadar burada yaşadı. Pankreas kanserinden ölmüştü ve fırtınalı geçen hayatı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">59</span> yaşında noktalanmıştı. Şah&#8217;ın kişisel ve aile fertleriyle birlikte servetinin ne olduğunu hiç kimse öğrenemedi. Halen de bilinmiyor. Ortada sadece tahminler var. Humeyni yönetime geldikten hemen sonra Şah döneminde yurtdışına milyar Dolarlar aktaran <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">177</span> kişilik bir liste açıkladı. Bu listede bazı bakanlar, belediye başkanları ve kamu yöneticileri vardı. Bu liste buzdağının sadece görünen yüzüydü! Bir başka eylem.. Tahran&#8217;daki ABD Büyükelçiliği Humeyni döneminde <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1979</span> Kasım ayında basıldı ve<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 52</span> Amerikalı rehin alındı. İran Hükümeti, ABD&#8217;den Şah&#8217;ın kendisi ile kaçırdığı servetinden <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">36</span> milyar Dolar&#8217;ın İran&#8217;a iadesini istedi, ancak ABD kabul etmedi.</h3>
<h3>Şah&#8217;ın ve ailesinin İran dışına ne kadar para kaçırdığı bilinmiyor. Zira farklı ve gizli, sahte isimlerle pek çok ülke ile vergi cenneti olarak adlandırılan bazı adalarda açılan binlerce hesap vardı.</h3>
<h3>Büyük diktatör Rıza Şah Pehlevi <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">59</span> yaşında öldü. Mahsun prenses Süreyya tek başına yaşadı, 2001&#8217;de Paris&#8217;teki evinde öldü, mirasçısı olmadığı için tüm serveti Fransa devletine kaldı. Son eş <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Farah Diba</span> <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1980</span> yılında dul olarak Kahire&#8217;den ayrıldı. Çocuklardan <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Leyla 31</span> yaşında kokain ve ilaç komasına girerek öldü. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Ali Rıza Pehlevi</span> <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">45</span> yaşında başına kurşun sıkarak yaşama veda etti. Çocukları tek başına sokağa çıktığında rahatsız edilmekten bıkmıştılar.</h3>
<h3>Pek çok ülkede yüzlerce bankaya transfer edilen fakir İran halkının paraları başka devletlerin hazine hesaplarına geçti ve bir masal noktalandı.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Savak</span> yöneticilerinden eski bir polis şefi <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Pervez Sadeghi</span> <em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;Humeyni rejiminin başarısı kendisinden değil, Pehlevi dönemindeki soygunlar, yolsuzluklar, hukuksuzluklar ve haksızlıklardan kaynaklanıyor..&#8221;</span></em> diyerek aslında geniş fotoğrafa dip notu koyuyordu. Paranın gücüne inanarak kendisini İLAH gibi gören kibirli insanlara <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Şah Rıza Pehlevi rol model olmalı</span> ve ciddi bir hayat dersi çıkarılmalıdır.</h3>
<h3>A N L A Y A N A</h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜRK ULUSUNUN MEDARI İFTİHARI PROF AZİZ SANCAR</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/turk-ulusunun-medari-iftihari-prof-aziz-sancar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Apr 2025 22:14:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİM KİMDİR?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10318</guid>

					<description><![CDATA[Bunu Biliyor muydunuz? Aziz Sancar – Bilime Adanmış Bir Hayat Doğduğu Yer: 8 Eylül 1946, Mardin, Savur ilçesi Ailesi: Okuma...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Bunu Biliyor muydunuz?</h2>
<h3>Aziz Sancar – Bilime Adanmış Bir Hayat</h3>
<h3>Doğduğu Yer: 8 Eylül 1946, Mardin, Savur ilçesi<br />
Ailesi: Okuma yazma bilen ama formal eğitimi olmayan bir çiftçi ailesinin çocuğu<br />
Çocukluğu: Küçük bir Anadolu kasabasında, kalabalık bir evde, kitaplarla büyüdü. Ailesi eğitime çok önem veriyordu. Annesi ve babası, kendi okuyamasalar da tüm çocuklarını okutmak istiyordu.</h3>
<h3>İlk Büyük Adım: İstanbul Tıp Fakültesi</h3>
<h3>Aziz Sancar, liseyi birincilikle bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;ni kazandı. Fakülteyi de birincilikle bitirdi. Doktor olarak çalışmaya başladı, ancak aklında hep “bilim” vardı. Tıp onu tatmin etmiyordu; insan vücudunu değil, hücrenin içini, DNA&#8217;nın sırlarını keşfetmek istiyordu.</h3>
<h3>Amerika’ya Gidiş</h3>
<h3>Kazandığı bursla ABD’ye, Dallas’taki Teksas Üniversitesi’ne gitti. İngilizceyi yeni öğrenmişti. İlk zamanları çok zor geçti. Dilini geliştirmek için bulaşıkçılık bile yaptı. Ama vazgeçmedi. 3 yıl içinde moleküler biyoloji ve DNA onarımı üzerine çalışmalar yapmaya başladı.</h3>
<h3>Çığır Açan Araştırma: DNA Onarımı</h3>
<h3>Sancar, hücrelerin DNA’larını nasıl onardığını keşfetti. Bu, kanser tedavisinden yaşlanma sürecine kadar birçok alanda çığır açan bir buluştu.</h3>
<h3>2015 yılında bu çalışmasıyla Nobel Kimya Ödülü kazandı. O gün, dünyaya şu sözlerle seslendi:</h3>
<h3>&gt; “Bu ödülü Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ne borçluyum.”</h3>
<h3>Aziz Sancar’ın Duruşu</h3>
<h3>ABD vatandaşı olmasına rağmen Türk kimliğini gururla taşıdı.</h3>
<h3>Bilimsel başarıya rağmen mütevazı ve disiplinli yaşam tarzını hiç bırakmadı.</h3>
<h3>Tüm ödüllerini, Türkiye&#8217;de kurduğu &#8220;Aziz Sancar Eğitim Vakfı&#8221; ve &#8220;Bilim ve Türk Kültürü Evi&#8221;ne bağışladı.</h3>
<h3>Gençlere her zaman şu mesajı verdi:</h3>
<h3>&gt; “Çok çalışın. Bilim şans değil, emektir.”Aziz Sancar – Bilime Adanmış Bir Hayat</h3>
<h3>Doğduğu Yer: 8 Eylül 1946, Mardin, Savur ilçesi<br />
Ailesi: Okuma yazma bilen ama formal eğitimi olmayan bir çiftçi ailesinin çocuğu<br />
Çocukluğu: Küçük bir Anadolu kasabasında, kalabalık bir evde, kitaplarla büyüdü. Ailesi eğitime çok önem veriyordu. Annesi ve babası, kendi okuyamasalar da tüm çocuklarını okutmak istiyordu.</h3>
<h3>İlk Büyük Adım: İstanbul Tıp Fakültesi</h3>
<h3>Aziz Sancar, liseyi birincilikle bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;ni kazandı. Fakülteyi de birincilikle bitirdi. Doktor olarak çalışmaya başladı, ancak aklında hep “bilim” vardı. Tıp onu tatmin etmiyordu; insan vücudunu değil, hücrenin içini, DNA&#8217;nın sırlarını keşfetmek istiyordu.</h3>
<h3>Amerika’ya Gidiş</h3>
<h3>Kazandığı bursla ABD’ye, Dallas’taki Teksas Üniversitesi’ne gitti. İngilizceyi yeni öğrenmişti. İlk zamanları çok zor geçti. Dilini geliştirmek için bulaşıkçılık bile yaptı. Ama vazgeçmedi. 3 yıl içinde moleküler biyoloji ve DNA onarımı üzerine çalışmalar yapmaya başladı.</h3>
<h3>Çığır Açan Araştırma: DNA Onarımı</h3>
<h3>Sancar, hücrelerin DNA’larını nasıl onardığını keşfetti. Bu, kanser tedavisinden yaşlanma sürecine kadar birçok alanda çığır açan bir buluştu.</h3>
<h3>2015 yılında bu çalışmasıyla Nobel Kimya Ödülü kazandı. O gün, dünyaya şu sözlerle seslendi:</h3>
<h3>&gt; “Bu ödülü Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ne borçluyum.”</h3>
<h3>Aziz Sancar’ın Duruşu</h3>
<h3>ABD vatandaşı olmasına rağmen Türk kimliğini gururla taşıdı.</h3>
<h3>Bilimsel başarıya rağmen mütevazı ve disiplinli yaşam tarzını hiç bırakmadı.</h3>
<h3>Tüm ödüllerini, Türkiye&#8217;de kurduğu &#8220;Aziz Sancar Eğitim Vakfı&#8221; ve &#8220;Bilim ve Türk Kültürü Evi&#8221;ne bağışladı.</h3>
<h3>Gençlere her zaman şu mesajı verdi:</h3>
<h3>&gt; “Çok çalışın. Bilim şans değil, emektir.”</h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DR ERNST MORO&#8217;NUN KURTARDIĞI BEBEKLER</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/dr-ernst-moronun-kurtardigi-bebekler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Mar 2025 21:37:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİM KİMDİR?]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10270</guid>

					<description><![CDATA[ERNST MORO: HAVUÇ ÇORBASIYLA BİNLERCE BEBEĞİN HAYATINI KURTARAN MÜTEVAZI DOKTORUN HİKAYESİ Ernst Moro ismini duyduğunuzda muhtemelen kafanızda hiçbir şey canlanmadı,...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>ERNST MORO: HAVUÇ ÇORBASIYLA BİNLERCE BEBEĞİN HAYATINI KURTARAN MÜTEVAZI DOKTORUN HİKAYESİ<br />
Ernst Moro ismini duyduğunuzda muhtemelen kafanızda hiçbir şey canlanmadı, çünkü havuç çorbasıyla binlerce bebeği kurtaran bu doktoru çok kişi tanımaz.<br />
*Ernst Moro* ismi çoğu insan için hiçbir şey ifade etmez, çünkü onun hakkında yazılmış çok fazla kitap ya da yapılmış çok fazla film ve dizi yok. Ancak doktorlar, bu Avusturyalı sıradışı uzmanı yakından tanır, çünkü onun çığır açan buluşları binlerce bebeğin hayatını kurtardı.<br />
Ernst Moro, 1874 yılında Slovenya/Ljubliana’da dünyaya geldi.<br />
O zamanlar Slovenya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun bir parçasıydı. Graz, Avusturya’da üniversite eğitimi alan Moro, daha sonra Almanya’daki Heidelberg Üniversitesi’nde pediyatri profesörü oldu.</h3>
<h3>O günlerde Avrupa’da, çocuk hastalıkları (pediyatri) bağımsız bir branş olarak yeni yeni gelişiyordu, yenidoğan ölüm oranı neredeyse %25’lere yaklaşmıştı.</h3>
<h3>O zamanlarda binlerce bebeğin ölmesinin başta gelen sebeplerinden biri ishaldi.<br />
Doktor Moro, bu bebekleri kurtarmak için bir yol aramaya başladı ve bulduğu çözüm son derece basit ve bir o kadar da dahiceydi.<br />
Ernst Moro, bebeklere kendi tarifine göre pişirilen havuç çorbası yedirmeyi öneriyordu.<br />
Moro’nun havuç çorbasında sadece üç malzeme bulunuyordu:<br />
– 500 g havuç<br />
– Su<br />
– Tuz<br />
Havuç çorbasının tarifi.<br />
Öncelikle havuçları soyup güzelce yıkayın, daha sonra yumuşayana kadar kaynatın. Süzgeçten geçirdiğiniz havuçlara karışım 1 litre olana kadar su ve bir tutam da tuz ekleyin.<br />
Bu basit havuç çorbası tarifinin bebeklerdeki, en kötü ishal vakalarını bile durdurduğu görüldü.<br />
Moro, bu tarifiyle binlerce bebeğin hayatını kurtardı. Daha sonra yapılan araştırmalar, havuçta bulunan oligosakkaritlerin,4 bakterilerin bağırsak duvarına yapışmasını önleyerek ishali durdurduğu gösterildi. Zamanla bu tedavinin yerini antibiyotikler ve ishal önleyici ilaçlar aldı. Bu çorba, o günlerde bebek ve çocuk ölüm oranlarını inanılmaz ölçüde düşürdü.<br />
Havuç çorbasının yanında, Ernst Moro’nun pediyatri dünyasında çığır açan birçok keşfi de bulunuyor.<br />
Yenidoğanlarda “spastik serebral palsi”nin tespit edilmesine yardımcı olan “Kucaklama Refleksi”ni ya da “Moro Refleksi”ni keşfetti.<br />
“İlk Trimester” terimini buldu ve hamileliğin bu dönemindeki önemli özellikleri açıkladı.<br />
Tüberküloz için, 1960’lı yıllara kadar kullanılan basit bir deri testi geliştirdi.<br />
Anne sütüyle beslenen bebeklerin, mamayla beslenen bebeklere nazaran bakterilerle çok daha etkili şekilde mücadele ettiğini keşfetti.<br />
Doktor Moro, Heidelberg Üniversitesi’nden 1936 yılında emekli oldu ve 1948 yılına kadar özel muayenehanesinde çalışmaya devam etti.<br />
Moro 1951 yılında, Almanya/Heidelberg&#8217;de vefat etti. Saygıyla anıyoryz<br />
{Murat Demirocak}</h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KARDİYOLOG DR. EROL AYDAR KİMDİR?</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/kardiolog-dr-erol-aydar-kimdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Feb 2025 13:38:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİM KİMDİR?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10241</guid>

					<description><![CDATA[02.04.1964&#8216;de KARS&#8216;da dünyaya geldi. Ebeveyni; Anne: Sevim, Baba: Mustafa 1981&#8216;de Orta Eğitimini ERZURUM İmam Hatip Lisesi&#8216;nde tamamladı. 1988&#8216;de İstanbul Üniversitesi,...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000; text-decoration: underline;">02.04.1964</span></span>&#8216;<strong>de</strong> <span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">KARS</span>&#8216;<strong>da dünyaya geldi. </strong></span><strong><span style="font-size: 14pt;">Ebeveyni; Anne:<a href="https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/earess-1.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-10251 alignright" src="https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/earess-1-225x300.jpg" alt="" width="227" height="302" srcset="https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/earess-1-225x300.jpg 225w, https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/earess-1-767x1024.jpg 767w, https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/earess-1-768x1026.jpg 768w, https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/earess-1-600x801.jpg 600w, https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/earess-1.jpg 1028w" sizes="(max-width: 227px) 100vw, 227px" /></a> Sevim, Baba: Mustafa</span></strong></h3>
<h3><span style="font-size: 14pt;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000; text-decoration: underline;">1981</span><strong>&#8216;</strong></span><strong>de Orta Eğitimini</strong> <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">ERZURUM</span> <strong><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; font-size: 18pt;">İmam Hatip Lisesi</span>&#8216;nde</span> tamamladı.</strong></span></h3>
<h3><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000; text-decoration: underline;">1988</span></span>&#8216;<strong>de <span style="font-size: 18pt;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;"><em>İstanbul Üniversitesi, Tıp Fakültesi&#8217;</em></span></span>nden mezun oldu.</strong></h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000;"><span style="text-decoration: underline;">1989/1990</span>&#8216;</span><strong>da <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">ŞANLIURFA/VİRANŞEHİR</span> <span style="font-size: 18pt;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Sınır Jandarma Taburu Tabibi</span> </span>olarak askerlik hizmetini ifa etti.</strong></h3>
<h3><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000; text-decoration: underline;">1991/1996</span></span> <strong>yıllarında <span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; font-size: 18pt;">İstanbul Üniversitesi </span><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; font-size: 18pt;">Kardiyoloji Enstitüsü</span>nde, Kardiyoloji Uzmanlık Eğitimi&#8217;</span>ni tamamladı.</strong></h3>
<h3><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000; text-decoration: underline;">1997/2008</span></span><strong> yıllarında <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; font-size: 18pt;">ADAPAZARI SGK Hastanesi</span>&#8216;nde Kardiyoloji Uzmanı</span> olarak görev yaptı.</strong></h3>
<h3><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000; text-decoration: underline;">2008 </span></span><strong>yılından iti<a href="https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/ecfa482e-21a4-4610-9e2b-55a897a02b07.jpg"><img decoding="async" class="wp-image-10253 alignleft" src="https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/ecfa482e-21a4-4610-9e2b-55a897a02b07-225x300.jpg" alt="" width="311" height="414" srcset="https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/ecfa482e-21a4-4610-9e2b-55a897a02b07-225x300.jpg 225w, https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/ecfa482e-21a4-4610-9e2b-55a897a02b07-768x1024.jpg 768w, https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/ecfa482e-21a4-4610-9e2b-55a897a02b07-600x800.jpg 600w, https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/ecfa482e-21a4-4610-9e2b-55a897a02b07-1152x1536.jpg 1152w, https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/ecfa482e-21a4-4610-9e2b-55a897a02b07.jpg 1200w" sizes="(max-width: 311px) 100vw, 311px" /></a>baren <span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;"><span style="font-size: 18pt;">ÖZEL KALPMER TIP MERKEZİ</span>&#8216;</span>nde <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Kardiyoloji Uzmanı</span> olarak çalıştı.</strong></h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-size: 18pt;">2024</span></span></span><span style="font-size: 18pt;"><span style="text-decoration: underline;">&#8216;</span><strong>den itibaren <span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Kardiyoloji Muayenehanesi Hekimi</span> olarak çalışmaya devam etmektedir.</strong></span></h3>
<h3><span style="font-size: 18pt;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Evlili</span></span><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">ği</span><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">:</span> <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000;">1988</span>&#8216;<strong>de<em><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;"> Ülkü Hanım</span></em> ile evlendi.    <em><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Ömer Faruk, Talha </span></em>ve <em><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Mustafa Harun</span></em> isimlerinde <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">3</span> evlat babasıdır.</strong></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; font-size: 18pt;"><em><strong><span style="text-decoration: underline;">Y o r u m l a r      :</span></strong></em></span></h2>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PROF.DR. KÂZIM MİRŞAN KİMDİR?</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/prof-dr-kazim-mirsan-kimdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 03:55:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİM KİMDİR?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10114</guid>

					<description><![CDATA[Prof. Dr. Kâzım Mirşan TÜRK TARİHİ Doğu Türkistan’ın İli Nehri üzerindeki Gulca Kentinde, 4 Temmuz 1919′da dünyaya geldi. 1932′de öğrenimine...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Prof. Dr. Kâzım Mirşan<br />
TÜRK TARİHİ</h2>
<h3>Doğu Türkistan’ın İli Nehri üzerindeki Gulca Kentinde, 4 Temmuz 1919′da dünyaya geldi. 1932′de öğrenimine İstanbul’da devam etti. Almanya’da Berlin Üniversitesi’nde ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nde inşaat yüksek mühendisliği okudu.</h3>
<h3>Almanca, Rusça, İngilizce, ve Türk lehçeleri (Tatarca, Özbekçe, Başkurtça, Tarançıca, Kaşkarlıkça (yani Uygurca), Kazakça, Kırgızca, Azerice, Türkiye Türkçesi ile kendi ana lehçesi olan, Tümenlikçe) dışında Yunanca, Latince, İtalyancayı meslek araştırmalarına yarayacak kadar bilen Mirşan, hayatının büyük bir kısmını Türk tarihi ile ilgili yeni tezler ortaya atarak büyük tartışmalara yol açtı.</h3>
<h3>Etrüsk Yazısını dünyada ilk defa okuyan Mirşan, Orhon-Selene Yazıtları üzerinde de incelemelerde bulundu. Atlantis olarak bilinen mitolojik uygarlığa ilişkin yeni iddialar ortaya attı. Bunun yanında Türk tarihiyle ilgili tartışma yaratacak yeni teoriler öne sürdü.</h3>
<h2>Yaşamı boyunca;</h2>
<h3>Etrüsk Yazısını dünyada ilk defa okudu.<br />
Orhon-Selene Yazıtları üzerinde eşşiz incelemelerde bulundu.<br />
Onbinlerce yıllık Türk tarihini aydınlatıcı çalışmalar yaptı.<br />
Sölgentaş Mağarasında Türkçenin 16.000 yıllık izlerini buldu.</h3>
<h2>Çeşitli Savları</h2>
<h3>* Yazı M.Ö 16.000 yılında Türkler tarafından icat edildi.</h3>
<h3>* Kürtçe’nin Ön-Türkçe’den sözcükler barındırdığı gibi bu sözcükleri Arapça ve Farsça’ya da taşımıştır.</h3>
<h3>* Anadolu’da da Ön-Türkçe yazıtlar bulunmaktadır.<br />
* Latin, Yunan, Fenike ve Kril alfabelerinin Ön-Türkçe’den oluşmuştur.</h3>
<h3>* Roma’nın küllerinden kurulduğu medeniyet olan Etrüskler Türk’tür. (Etrüskçe yazıtlar ilk defa 2004 senesinde Kazım Mirşan tarafından çözümlenmiştir.)<br />
*<br />
* Etrüskçe Türkçe’dir<br />
* Skandinavya ve Avrupa’da 5000′den fazla Türkçe yazıt bulunmaktadır.</h3>
<h3>* Mısır’daki eşteşlerinden 2000 yıl daha eski ve iki kat daha büyük olan ve şu anda yasaklanmış bölgede bulunan piramitler Türkler tarafından yapılmıştır.</h3>
<h2>Eserleri<br />
Türkçe</h2>
<h3>1. 1966: Türk Metriği<br />
2. 1970: Prototürkçe Yazıtlar<br />
3. 1978: Altı Yarıq Tigin (182)<br />
4. 1983: Prototürkçe’den Bugünkü Kürtçeye<br />
5. 1983: Urgun-Selene Yazıtları için Kabul Olunan Tarih Tespitlerinin Yeniden Gözden Geçirilmesi<br />
6. 1985: Anadolu Prototürkleri<br />
7. 1990: Prototürk Bilginlerine Göre Astrofizik<br />
8. 1991: Bolbollar<br />
9. 1993: Prototürkçe Yazıtlar Hakkında Konferans<br />
10. 1993: Yazı İşretleri<br />
11. 1993: Alfabetik Yazı Başlangıcı ve Glozel Yazıtları<br />
12. 1994: Alfabetik Yazı Başlangıcı<br />
13. 1992: Tatarcanın Türk Alfabesi İle Yazılması (12)<br />
14. 1995: Side Bitigtaşları<br />
15. 1995: Öztürkçe “-sal” eki<br />
16. 1996: Preportekiz Bitigtaşları<br />
17. 1996: Barış Yolunda Eğitim<br />
18. 1997: Bugünkü Avrupa Dillerinde Prototürkçe İzleri<br />
19. 1996: Fiillerin İsim Ve Mastar Halleri İle Sıfat-Fiil ve Zarf-Fiil Alanlarında Bugünkü Avrupa Dillerinde Etrüskçe İzleri<br />
20. 1998: Dinlerin Gelişimi, Erken Türk Dininden Doğan Dinler, Side, Pre-portegiz, Glozel, Pre-Mısır, Etrüsk, Protpgrek ve Hinduizm, Tevrat, İncil, İslam<br />
21. 1998: Etrüskler, Tarihleri, Yazıları ve Dilleri<br />
22. 1999: Türk Takvimi<br />
23. 1999: Erken Türk Devletleri ve Türük Bil<br />
24. 2000: Sölgentaş Mağarası<br />
25. 2000: Bilge Atun Uquq: Türük Bilge Qağan Nine Bitig<br />
26. 2000: Moğulstandaki Kısa Yazıtlar<br />
27. 2000: Hiyeroglifler<br />
28. 2000: Avrupa,Sibir ve Orta Asyadaki En Eski Yazıtlara Dayanılarak Deşifre Edilen Pra-Mısır Hiyeroglifleri<br />
29. 2001: Makaleler<br />
30. 2003: Erken Türklerin Skandinavya Yazıtları</h3>
<h2>İngilizce</h2>
<h3>1. 1986: Univerzum bir çerçeve gibi Statik bir sistemidir?<br />
2. 1992: Anadoludan Piktogrammlar, Petroglifler, ISUB-ÖG ve UW-ON yazıtları<br />
3. 1992: Prototürk Bilginlere göre Kozmik invariansların Manipülasyonu<br />
4. 1996: Fiillerin İsim ve Mastar Halleri ile Sıfat-Fiil ve Zarf-Fiil alanlarında Bugünkü Avrupa Dillerinde Etrüskçe İzleri<br />
5. 2000: Avrupa,Sibir ve Orta Asyadaki En Eski Yazıtlara Dayanılarak Deşifre Edilen Pra-Mısır Hiyeroglifleri<br />
6. 2002: Eski Türk Bilginlerine göre Fizik ve Astrofizik Bilimi [The Science of Physics and Astrophysics According Old Tukish Scholars]<br />
7. 2003: Erken Türklerin Skandinavya Yazıtları<br />
8. 2003: Erken Türklerin Anadolu Yazıtları</h3>
<h2>Almanca</h2>
<h3>1. 1968: Hiperstatik Sistemlerin Eşdeğer Yükler ile Hesabı<br />
2. 1973: Proto-Grekçe Yazıtların Deşifre Edilmesi<br />
3. 1993: Alfabetik Yazı Başlangıcı ve Glozel Yazıtları<br />
4. 1993: Prototürkçe Gramer<br />
5. 1996: Pro-Portekiz Yazıtları<br />
6. 1996: Türlü Dillerde Proto-Türkçe İzleri<br />
7. 1997: Etrüsk Yazıtları<br />
8. 2003 Erken Türkler Anadolu yazıtları</h3>
<h3>Türk tarihi yeterince araştırılmamıştır. Ne yazık ki Araştırmaların pek çoğu da Çin Rus ve batı kaynaklıdır. Türk Tarihi konusunda Prof. Dr. Kâzım Mirşan hocanın incelemeleri çok önemlidir. Her insanımızın Kâzım Mirşan hocamızın eserlerini okumalarını öneriyorum.</h3>
<h3>Kimileri Türk Tarihini İslam sonrası 1000 yıla kimileri 2200 yıla sığdırmaya çalışıyor . Kimileri ise Anadolu&#8217;ya gelisimizi ve Anadolu&#8217;da ki varlığımızı da 1071 Malazgirt zaferine bağlamaktadır.</h3>
<h3>Artık bu kısa ve eksik tarihe mahkum olmaktan kurtulmalıyız.</h3>
<h3>Üzüntü duyduğum bir başka husus ise İslam&#8217;a aykırı, küfür, şirk gibi düşüncelere kapılıp bir türlü *Türküm* diyemeyenleredir. İslamın yasakladığı millet gerçeği değildir. Irkçılık kavmiyetcilik ve zulümdür. *Ben türküm* demek zulüm değildir. Hakikatin kendisidir. Irkçılık değil mensubiyet duygusudur. Üstünlük taslamak değil, bir şuurdur. Çünkü üstünlük sadece takvada, insanın en iyi insan olarak davranışdadır.</h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TESETTÜRLÜ BÜYÜK SOSYALİST YAŞAR ZELİHA BÜKÜLMEZ KİMDİR?</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/yasar-zeliha-bukulmez-kimdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Dec 2024 21:45:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİM KİMDİR?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10100</guid>

					<description><![CDATA[İlk 1 Mayıs şiirini yazan oydu. Haramilerin düzenine kafa tutan bir kadın.. Adı Zeliha&#8217;ydı. Beş çocuklu yoksul bir ailenin kızıydı....]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>İlk 1 Mayıs şiirini yazan oydu.<br />
Haramilerin düzenine kafa tutan bir kadın..<br />
Adı Zeliha&#8217;ydı.<br />
Beş çocuklu yoksul bir ailenin kızıydı.<br />
Hayatları çok zordu.<br />
Bir yandan açlık, bir yandan hastalık.<br />
Hastalıklar kardeşlerini birer birer yanından aldı.<br />
Ailenin tek çocuğu kaldı.<br />
Yaşasın diye ismini değiştirdiler.<br />
Yeni adı, Yaşar Zeliha oldu.<br />
*. *. *<br />
6 yaşında annesini kaybetti.<br />
Artık yatalak bir teyze ile sarhoş bir babanın himayesindeydi.<br />
Kendisini sokaklara attı.<br />
Küçük yaşta, emeği, sömürüyü, haksızlıkları gördü.<br />
Okumaya karar verdi.<br />
Ama babası izin vermedi.<br />
Babasından gizli okula gitti; &#8220;Ben öksüzüm hoca efendi, beni okutunuz.&#8221; dedi.<br />
Kayıt oldu.<br />
Bunu duyan babası evden kovdu.<br />
Komşuları sahip çıktı.<br />
*. *. *<br />
Sadece bir yıl okulda kalabildi.<br />
Sonra hocasız kendi başına okudu.<br />
Çalışıyor, kazanıyor, kitap alıyor, okuyordu.<br />
Kuranı hatim etti.<br />
Başörtüsünü hiç çıkarmadı.<br />
Şiire merak sardı.<br />
Osmanlıca&#8217;yı iyi kullanıyordu.<br />
Cumhuriyet ile birlikte yeni alfabeye de uyum sağladı.<br />
Şiirler, kitaplar yazdı.<br />
Eğitimsiz olmasına ragmen yazıları büyük ilgi gördü.<br />
Çok eğitimli yazardan daha etkiliydi.<br />
Hep yazdı.<br />
Halkı yazdı.<br />
Emeği yazdı.<br />
Muhalif dergilerde sömürüyü yazdı.<br />
Yazdıkça başı derde girdi.<br />
1925-1927 yıllarında defalarca tutuklandı.<br />
Nazım Hikmet gibi dönemin ünlü sosyalistleriyle aynı şekilde sorgulandı.<br />
Amele Derneği&#8217;ne üye oldu.<br />
Grevleri destekledi.<br />
Nerede haksızlık var, kalemi oradaydı.<br />
Hiç eğilmedi, hiç bükülmedi.<br />
O yüzden de soyadı kanununda &#8220;Bükülmez&#8221; soyadını aldı.<br />
*. *. *<br />
1 Mayıs geldi yine.<br />
İşçi Bayramı.<br />
Yine yasaklar, yine engellemeler.<br />
Yaşar Zeliha Türkiye&#8217;de 1 Mayıs&#8217;ın işçi bayramı olarak kutlanması için çok mücadele etti.<br />
Özellikle Cumhuriyet döneminde 1 Mayıs&#8217;ın yasaklanmasına çok büyük tepki gösterdi.<br />
1 Mayıs&#8217;ın isminin &#8220;Bahar ve Çicek Bayramı&#8221; olarak değiştirmesine isyan etti.<br />
Yine yazdı, hep yazdı.<br />
Türkiye&#8217;de 1 Mayıs için şiir yazan ilk şair oldu.<br />
1923 yılında kaleme aldığı o şiirin mısraları şöyleydi:</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">EY İŞÇİ</span><br />
Bugün hür yaşamak hakkı seninken,<br />
Patronlar o hakkı senin almışlar elinden..<br />
Sa’yınla edersin de “tufeyli”leri zengin.<br />
Kalbinde niçin yok ona karşı yine bir kin?<br />
Rahat yaşıyor, işçi onun emrine münkâd;<br />
Lakin seni fakr etmede günden güne berbâd.<br />
Zenginlere pay verme, yazıktır emeğinden.<br />
Azm et de esaret bağı kopsun bileğinden.<br />
Sen boynunu kaldır ki onun boynu bükülsün.<br />
Bir parça da evlatlarının çehresi gülsün.<br />
Ey işçi<br />
Mayıs 1&#8217;de bu birleşme gününde şüphe bugün kalmadı bir mani önünde.<br />
Baştanbaşa işte koca dünya hareketsiz;<br />
Yıllarca bu birlikte devam eyleyiniz siz.<br />
Patron da fakir işçilerin kadrini bilsin<br />
Ta’zim ile, hürmetle sana başlar eğilsin.<br />
Dün sen çalışırken bu cihan böyle değildi.<br />
Bak fabrikalar uykuya dalmış gibi şimdi.<br />
Herkes yaya kaldı, ne tren var, ne tramvay<br />
Sen bunları hep kendin için şan-ü şeref say.<br />
Birgün bırakınca işi halk şaşkına döndü.<br />
Ses kalmadı, her velvele bir mum gibi söndü.<br />
Sayende saadetlere mazhar beşeriyet;<br />
Sen olmasan etmezdi teali medeniyet.<br />
Boynundan esaret bağını parçala, kes, at!<br />
kuvvetedir hak, hakkını haksızlara anlat.</h3>
<h3>*. *. *<br />
3 kez evlendi.<br />
İlk eşi Yaşar Zeliha ismini beğenmedi.<br />
Yaşar Nezihe oldu.<br />
İlk eşini kaybetti, diğerlerinden boşandı.<br />
Hem sosyalist, hem başörtülüydü.<br />
İlkelerinden hiç taviz vermedi.<br />
Ama bedeli de ağır oldu.<br />
Hayatının son günlerinde çok geçim sıkıntısı çekti.<br />
Geliri sadece babasından kalan 42.5 kuruşluk emekli maaşıydı.<br />
Aç kaldı..<br />
Sonunda dayanamadı Ankara&#8217;ya bir isyan mektup yazdı.<br />
&#8220;Rahmetli pederimden emanet kağıt para olarak 42.5 kuruş, kırk on beş de para veriyor. Bu para ile bu hayatı sürüklemek mümkün değil. İhtiyar bir kadınım, evvelki gibi çalışamıyorum. Gözlerim görmüyor. Yağsız en kuvvetli makineler bile işlemez. Hayatım daima açlık ve acılar içinde geçiyor. Açlık alçaklık değildir. Uzun müddet bu hale tahammül mümkün değil. Bir gün haber-i vefatım işitilirse açlıktan öldüğüme herkesin vicdanı emin olsun.&#8221;<br />
Ankara&#8217;dan ses çıkmayınca, bu mektubu gazetelere yolladı.<br />
Bir kaç muhalif gazete yayınladı.<br />
Olay oldu.<br />
Ankara çok kızdı.<br />
Hakkında soruşturmalar açıldı.<br />
5 Kasım 1971’de sefalet içinde öldü.<br />
Sessiz sedasız Küçükyalı Altıntepe Mezarlığı’nda gömüldü.<br />
Uğruna mücadele verdiği milyonlar adını bile duymadı.<br />
Özellikle duyurulmadı.<br />
Yaşar Zeliha Bükülmez sanki hiç yaşamamıştı.<br />
#SedatKaya</h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MİLLİ ATICI ASB. YUSUF DİKEÇ KİMDİR?</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/yusuf-dikec-kimdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Aug 2024 08:22:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİM KİMDİR?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10010</guid>

					<description><![CDATA[Yusuf Dikeç kimdir ve nerelidir? Mesleği nedir? Yusuf Dikeç&#8217;in biyografisi: Milli atıcı Yusuf Dikeç 2024 Yaz Olimpiyatları&#8217;na damga vurdu. Tek...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="container">
<header class="news-header">
<h1 class="title">Yusuf Dikeç kimdir ve nerelidir? Mesleği nedir? Yusuf Dikeç&#8217;in biyografisi:</h1>
<h2 class="spot">Milli atıcı Yusuf Dikeç 2024 Yaz Olimpiyatları&#8217;na damga vurdu. Tek eli cebinde atış yapan Türk atıcılık sporcusu Yusuf Dikeç&#8217;in yaşı ve hayatı ile ilgili detaylar araştırıldı. İşte, tüm merak edilenler&#8230;</h2>
<div class="news-info">
<div class="text-size" title="Metin Boyutu"></div>
</div>
</header>
</div>
<figure class="news-image"><img decoding="async" src="https://i20.haber7.net/resize/1280x720//haber/haber7/photos/2024/31/yusuf_dikec_kimdir_ve_nerelidir_meslegi_nedir_yusuf_dikecin_biyografisi_1722498062_622.jpg" alt="Yusuf Dikeç kimdir ve nerelidir? Mesleği nedir? Yusuf Dikeç'in biyografisi" width="100%" height="100%" /></figure>
<h3>Dikeç, 01.01.1971&#8217;de KahramanMaraş/ Göksun&#8217;da dünyaya geldi.</h3>
<h3>İlköğretim ve lise tahsilini memleketinde yaptıktan sonra Jandarma Asb. Meskek Yüksek Okulu&#8217;na devam etti. Halen başarılı bir Jandarma Astsubay olarak mesleğini devam ettirmektedir.</h3>
<h3>Mükemmel bir nışan alma kabiliyeti olan Dikeç, Türk Atıcılık Sporunda *MİLLİ ATICI* damgasını basarak Uluslararası Yarışmalarda başarılarıyla Türk Milletini Onurlandıran iyi bir askerdir.</h3>
<h3>2012 YAZ OLİMPİYATLARInda Türkiye&#8217;yi başarıyla temsil etti.</h3>
<h3>2013 AKDENİZ OYUNKARI&#8217;nda ise 1 altın, 1 gümüş Madalyayı Türkiye&#8217;ye getirdi.</h3>
<h3>2016 YAZ OLİMPİYATLARInda da başarılar sergiledi.</h3>
<h3>2024 YAZ OLİMPİYATLARUnda 2.olup, Gümüş Madalyayı Türkiye&#8217;ye getiren Jandarma Kıdemli Başçavuş Yusuf Dikeç, adını Türk Milletinin Medar İftiharı sayfasına yazdıran MİLLİ ATICImızdır.</h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BÜYÜK TURANCI PROF. CASTREN</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/buyuk-turanci-castren/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jul 2024 09:37:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KİM KİMDİR?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=9984</guid>

					<description><![CDATA[Büyük Turancı Matthias Alexander Castren 1813 Yılında Finlandiya’nın Tervola şehrinde doğmuştur. Hayatı boyuncaUral- Altay dillerini incelemiş, Turan ülkelerine yaptığı gezilerde...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Büyük Turancı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"><strong>Matthias Alexander Castren <span style="color: #800000;">1813</span></strong> </span>Yılında Finlandiya’nın Tervola şehrinde doğmuştur. Hayatı<a href="https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/download-1.webp"><img decoding="async" class="size-full wp-image-9991 alignleft" src="https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/download-1.webp" alt="" width="192" height="131" /></a> boyunca<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Ural- Altay dilleri</span>ni incelemiş, Turan ülkelerine yaptığı gezilerde oradaki Dini ve sosyal yaşamı incelemiştir, kendisi <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Turancı</span>lığın kurucusu olarak kabul edilir. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Ural-Altay Birliği</span> düşüncesini ilk meydana çıkaran odur.</h3>
<h3>Ayrıca kendisi <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Kalevela destanı</span>nı derlemiştir, büyük bir dilbilimcidir. Ural-Altay dil benzerliklerini tespit etmiş ve derlemiştir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Matthias</span>’ın babası bir rahiptir, babası <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000;">1825</span> yılında vefat etmiştir.<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> Matthias</span> okul yıllarında başarılıydı, ancak o dönem ülkede ekonomik kriz ve kıtlık vardı.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000;">1830&#8242;</span>da kasabasından ayrılıp Başkent Helsinki&#8217;ye geldi, Ailesi onun bir rahip olmasını istiyordu ancak o bunu kabul etmedi. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"><strong>Matthias</strong></span> Asya ve Ural dillerine ilgi duyuyordu. Bu yüzden <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Asya dilleri ve Etnolojisi bilimi</span> ile daha çok ilgilendi.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Matthias</span> Araştırmalarını hızla sürdürdü, Fin ve Onlarla akraba olan dilleri araştırmaya başladı. Dönemin Usta dilbilimcisi olarak bilinen <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Rasmus Christian Rask</span> ile Fincenin aslında Hint-Avrupa menşei bir dil olmadığına dair münakaşa etti. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Castren</span> daha sonra <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Sami mitolojisi ve Sami Folkloru</span> okudu.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000;">1839&#8242;</span>da Ural-Altay dilleri ile ilgili bir <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">doktora tezi</span> yazdı.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000;">1839&#8242;</span>da Matthias <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Fin Edebiyat Derneği</span>ne katıldı, dil ve folklor malzemesi toplamak için Tüm Sibirya ve Asyayı dolaştı, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Kalevela destanı</span>nı İsveççeye çevirdi.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Castren,</span> daha sonra <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000;">1841&#8242;</span>de Lapland&#8217;a seyahat ederek büyük bir araştırma gezisi başlattı. Bu gezisinde bölgedeki insanlar hakkında bilgi topladı.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000;">1842&#8242;<span style="font-family: georgia, palatino, serif; color: #000000;">de</span></span> Türk dillerini araştırmak için Sibirya&#8217;ya gitmek istedi fakat bu Rus hükümeti tarafından kabul edilmedi.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Matthias,</span> Petersburg Akademisine başvurarak gidebildi.</h3>
<h3>Sibirya&#8217;daki Nenetsleri ve diğer Türk halklarının dillerini, dini ritüellerini inceledi.</h3>
<h3>Bu araştırmalar</h3>
<h3><span style="font-size: 16px;">Finlandiya Hükümetinin hoşuna gitti ve ona burs vermeye başladı.</span></h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Matthias</span> Kasım ayında Sibirya gezisine devam etti.</h3>
<h3>Uzun süren araştırmalar sonucunda *<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Komi dilbilgisi*</span> adlı çalışmayı da tamamladı.</h3>
<h3>Kısa bir süre sonra, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Castren </span>Ural’a gitti. Önce kış başlangıcını beklemek zorunda kaldı daha sonra Ural gezisine çıktı, Fin dilleri ve akrabalık bağları hakkında önemli çalışmalarına devam etti.</h3>
<h3><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-9989 alignright" src="https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/download-300x300.webp" alt="" width="300" height="300" srcset="https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/download-300x300.webp 300w, https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/download-200x200.webp 200w, https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/download-75x75.webp 75w, https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/download-100x100.webp 100w, https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/download.webp 312w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></h3>
<p>&nbsp;</p>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000;">1843&#8242;</span>de <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Obdorskin</span>’e geldi. Ancak o sağlığı konusunda endişe etmeye başladı. Kontroller neticesinde Akciğer hastalığına yakalandığı öğrenildi fakat Matthias yine de çalışmalarına devam etti.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000;">1844</span> Mayısında<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> Castren</span>&#8216;in araştırmaları <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Bilimler Akademisi</span> tarafından <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Prestijli Demidov Ödülü</span>&#8216;ne layık görüldü.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000;">1844</span> Yılında araştırmaları kitap halinde basıldı, aynı yıl<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> Helsinki’</span>de yine bir doktora aldı.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000;">1844</span> Yılının sonbaharında <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Ural-Altay dilleri</span> konulu bir konferans verdi.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000;">1845</span> Şubat ayında <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Castren</span> Yine Sibirya yolculuğuna koyuldu ve Nisan Ayında <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Tataristan</span>&#8216;ın <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Kazan</span> şehrine geldi burada da araştırmalarına devam ederek <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000;">1845</span> yılında <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Grammerler</span> ile ilgili kitap yazısını tamamladı.</h3>
<h3>Mayıs Ayında <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Sakha Türkleri</span>nin yaşadığı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Tümen</span> ve <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Tobolsk</span> şehrine seyahat etti, çalışmalarına burada devam etti.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000;">1846</span>&#8216;da çalışmalarını tamamladı. Çalışmaları <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Ural-Altay dil benzerlikleri</span>ne çok büyük katkıda bulunmuştu. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Castren</span> Eylül Ayını <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Hanti-Mansiler</span>in yaşadığı Surgut şehrinde geçirdi, burada da çalışmalarına devam etti.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Castren Yeniseysk</span> Şehrine döndü, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Evenk </span>ve <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Tunguz</span>lar ile ilgili çalışmalarına devam etti. Castren burada bilimsel çalışmalarının yanı sıra <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Tunguz kıyafetleri</span> giyerek, avcı ekipmanları ile ava çıktı ve buradaki Tunguz ve Evenk halklarından geleneksel öğeler topladı. Bilimler Akademisine bunları gönderdi.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Castren</span> Güney Sibirya dağlarında araştırmalar yaptı buradaki halklardan bazı öğeler topladı.</h3>
<h3>Aynı zamanda <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Türk dili lehçeleri</span>ni araştırmaya başladı bunun için Orta Asya ülkelerini ve Çin’i ziyaret etti.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000;">1848</span> Mart ayında Castren Buryatları ziyaret etti, daha sonra Moğolistan&#8217;daki Baykal gölü çevresinde incelemeler yaptı ve o çevredeki bazı yazıtları okudu.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000;">1849</span> Yılının Ocak Ayında St.Petersburg’a geldi Castren&#8217;in Akciğer hastalığı hatsafaya varmıştı. Şubat ayında tüm yolculuğunu bitirdi, 4 yıl sonunda Helsinki&#8217;ye döndü.</h3>
<h3>Finlandiya’ya dönünce Castren, yeni çalışmalarını yayınlamaya başladı. Ural-Altay halklarındaki bazı Şamanik ritüel öğeleri karşılaştırdı. Türk, Moğol ve Fin dilindeki ortak noktaları buldu ve yayınladı.</h3>
<h3>Matthias, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">*Karşılaştırılmalı araştırmalar*</span> yaptı onun amacı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Ural, Türk ve Moğol dillerindeki benzerlikleri ortaya çıkarmak</span> ve bu halkların arasındaki bağı göstermekti.</h3>
<h3>Castren, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800000;">1851</span> Yılında <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Fin dili ve Edebiyatı profesörü</span> olarak atandı.</h3>
<h3>Castren Üniversitede Fince ve Fin-Ugor mitolojisi üzerine ders vermeye başladı.</h3>
<h3>Castren ölmeden önce Natalia Tengström ile evlendi, bir çocuk sahibi oldular fakat <em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Matthias Alexander Castren</span></em> aynı yıl hayatını kaybetti.</h3>
<h3>Matthias Alexander Castren, ömrü boyunca Ural-Altay dil ailesinin varlığını ispatlamak için çalıştı, hastalığına rağmen yine de çabaladı.</h3>
<h3>Bugün Finlandiya’da Yine bir Turancı olan ve Macar Turan Cemiyetinde Fin-Eston ensititüsünü açmayı başaran heykeltıraş <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Alpo Sailo</span> tarafından yapılmış bir heykeli bulunmaktadır.</h3>
<h3>Ben de <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Matthias Alexander Castren</span>’in biyografisini en detaylı şekilde Türkçeye çeviren birisi olarak, onun ruhunu şad ve bir Turancı olarak Mekanının cennet olmasını diliyorum.</h3>
<h3><span style="font-size: 18pt;"><em><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Turancı Matthias Alexander Castren’in Aziz Hatırasına.</span></em></span></h3>
<h3><span style="font-size: 18pt;"><em><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Nurhaci Cuyen</span></em></span></h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
