<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>EKONOMİ &#8211; Haberal Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://haberalgazetesi.net/kategori/ekonomi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://haberalgazetesi.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 10 Oct 2024 19:48:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.5</generator>

<image>
	<url>https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/Screenshot_1.png</url>
	<title>EKONOMİ &#8211; Haberal Gazetesi</title>
	<link>https://haberalgazetesi.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ÜRETİCİ TÜRKİYE, DİLENCİ GİBİ BAŞKASINDAN İSTER DURUMA GETİRİLDİ.</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/uretici-turkiye-dilenci-gibi-baskasindan-ister-duruma-getirildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Jul 2024 07:42:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10006</guid>

					<description><![CDATA[Kanada&#8216;da mercimek yoktu, 1972 yılında üniversitelerinde mahsül üretim merkezi kurdular, mercimek araştırmalarına başladılar, hatta ürün çeşitliliği için Türkiye&#8217;den mercimek örneği...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Kanada</span>&#8216;da mercimek yoktu,<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 1972</span> yılında üniversitelerinde mahsül üretim merkezi kurdular, mercimek araştırmalarına başladılar, hatta ürün çeşitliliği için Türkiye&#8217;den mercimek örneği aldılar.</h3>
<h3>Bizim çok da umurumuzda olmadığı için,<em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> bugün Kanada&#8217;dan mercimek ithal ediyoruz,</span></em> mercimek ithalatımızın yüzde <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">80</span>&#8216;i Kanada&#8217;dan.</h3>
<h3>Yoğurt… Biz icat ettik, adını biz koyduk, dünyanın hangi lisan konuşulan ülkesine giderseniz gidin, yoğurdun üzerinde Türkçe <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“yoğurt”</span> yazar, gurbet ellerde marketleri dolaşırken, rafta akrabanı görmüş gibi olursun, sarılasın gelir.</h3>
<h3>Ama bizim çok da umurumuzda olmadığı için, durup dururken yoğurdumuzun standardı değiştirildi, AB&#8217;ye uyum ayağıyla protein oranı düşürüldü, yüzde <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">12</span> oranında yağsız kuru madde bulunması şartı tamamen kaldırıldı.</h3>
<h3>Geleneksel olarak sade tüketilen, kıvamlı, koyu Türk yoğurdu, cıvık hale getirildi. Böylece, Türk pazarında yer bulamayan, meyveli, cıvık Avrupa malı yoğurtlara yol açıldı. Çok kısa sürede çocuklarımızın yoğurt konusundaki damak zevki değişti.</h3>
<h3>İnek ithal ediyoruz, koyun ithal ediyoruz, çok da umurumuzda değil, aynı zamanda, uğurböceği ithal ediyoruz. Hani “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">uç uç böcecik annen sana terlik pabuç alacak</span>” var ya, işte onu ithal ediyoruz. Tarımdaki zararlıları yok etmeye yarıyorlar. İthal tarım ilaçlarıyla bizim uğurböceklerinin neslini yok ettik, şimdi, tarımdaki zararlıları yok etsinler diye İspanyol uğurböceklerini ithal ediyoruz.</h3>
<h3>Süt ürünlerinde kullanmak için <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“bakteri</span>” ithal ediyoruz. Çok da umurumuzda olmadığı için “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">yerli ve milli</span>” bakterimiz yok mu birader diye düşünmüyoruz!</h3>
<h3>Fare ithal ediyoruz, laboratuvarlarda deney yapmak için memlekette<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> fare</span> bulamıyoruz iyi mi…</h3>
<h3>Memleketin adı Turkey, çok da umurumuzda olmadığı için <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">hindi</span> ithal ediyoruz.</h3>
<h3>Angola, Eritre, Kongo gibi Afrika&#8217;nın gelişmiş ülkelerinden (!) <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">saman</span> ithal ettiğimizi zaten biliyorsunuz…</h3>
<h3>Çok da umurumuzda olmadığı için <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">solucan</span> ithal ediyoruz.</h3>
<h3>İthal ettiğimiz solucanlarla gübre yapıyoruz. Çünkü sadece toprağın üstünü değil, toprağın altındaki yaşamı da kuruttuk. Elalemin solucanını ithal etmezsek, bu memlekette gübre bile üretemiyoruz.</h3>
<h3>Narenciye para etmiyor, dalında çürümeye bırakıyoruz, ağaçları söküyoruz. Çok da umurumuzda olmadığı için, ilaç ve çay üretimi için, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">portakal kabuğu, mandalina kabuğu, limon kabuğu</span> ithal ediyoruz.</h3>
<h3>İskenderun demir çelik, Ruslar yaptı, parasını domatesle ödedik.</h3>
<h3>Seydişehir alüminyum, Ruslar yaptı, parasını portakalla ödedik.</h3>
<h3>Aliağa rafinerisi, Ruslar yaptı, parasını salatalıkla ödedik.</h3>
<h3>Oymapınar barajı, Ruslar yaptı, parasını mandalinayla ödedik.</h3>
<h3>Türk tekstilinin temeli, Nazilli Sümerbank basma fabrikası, Ruslar yaptı, bir lira bile vermedik, kabak biber greyfurtla ödedik.</h3>
<h3>Sebzemiz meyvemiz narenciyemiz işte bu kadar kıymetliydi.</h3>
<h3>Çok da umurumuzda olmadığı için, hem bu hayati tesislerimizi sattık savdık, peşkeş çektik, imha ettik, hem de sebzemizi meyvemizi artık “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">çöp</span>” fiyatına bile ihraç edemez hale geldik.</h3>
<h3>Üç tarafımız denizlerle çevrili, iç denizimiz var, deniz büyüklüğünde göllerimiz var, çok da şeyimizde olmadığı için <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">barbun Senegal&#8217;</span>den geliyor, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">kalamar Hindistan</span>&#8216;dan, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">ahtapot İspanya</span>&#8216;dan, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">karides Endonezya&#8217;</span>dan, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">midye Şili</span>&#8216;den <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">lagos Mısır&#8217;</span>dan, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">kalkan Romanya&#8217;</span>dan, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">uskumru Norveç</span>&#8216;ten, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">sinarit Gana</span>&#8216;dan, lüks otellerde yediğiniz <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">kılıç</span> şişler aslında <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Çin</span>&#8216;den ithal köpek balığı…</h3>
<h3>Karadeniz&#8217;de <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">26</span> balığın neslini kuruttuk, Marmara&#8217;da <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">125</span> balığın neslini tükettik, tarlada çipura yetiştirmeye çalışıyoruz. Sardalya festivali düzenliyoruz ama, çok da umurumuzda olmadığı için <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">sardalya Yunanistan&#8217;</span>dan geliyor.</h3>
<h3>Çok da umurumuzda olmadığı için, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">2002&#8242;</span>den beri, toplam tarım alanımız <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">26</span> milyon hektardan<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 23</span> milyon hektara geriledi.</h3>
<h3>Ekilen tarım alanımız<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 18</span> milyon hektardan <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">15</span> milyon hektara geriledi.</h3>
<h3>Ayrıca, şu anda <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">4</span> milyon hektarlık alan, maddi imkansızlıklar nedeniyle ekilemiyor.</h3>
<h3>Hal böyleyken, Türk tarımının ocağına incir ağacı dikilirken ne yaptık biliyor musunuz?</h3>
<h3>Çok da umurumuzda olmadığı için Afrika&#8217;da tarla kiraladık. Bastık tiko parayı, Sudan&#8217;da<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 7 milyon 805 bin dönüm a</span>razi kiraladık. Hem de <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">99</span> seneliğine kiraladık. Kim çalışacak bu arazide? Sudanlı köylüler çalışacak. Sudanlı köylüler bizim araziyi ekip biçecek, ürün yetiştirecek, ihraç edecek!</h3>
<h3>Kiraladığımız arazinin büyüklüğü, Sivas kadar… Kayseri, Eskişehir, Diyarbakır, Yozgat, Çorum ve Manisa&#8217;nın tarım arazisinden daha büyük.</h3>
<h3>Türkiye&#8217;nin kendi kendine yetebildiği tek ürünü “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">şeker pancarı</span>” kalmıştı. Çok da umurumuzda olmadığı için mısır şurubuna yol verildi, şeker fabrikaları satıldı, çok da umurumuzda olmadığı için hem şeker pancarımız imha edildi, hem diyabette milletçe rekora gidiyoruz.</h3>
<h3>Boşnaklar için ağlıyoruz Sırp Kasabı&#8217;ndan kıyma ithal ediyoruz.</h3>
<h3>Son beş sene içinde<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 568</span> milyon kilo tohum ithal ettik.</h3>
<h3>Nereden ithal ediyoruz bu tohumu…</h3>
<h3>Türkiye&#8217;nin topraklarının yarısından fazlası tarım arazisi ama, Filistin için ağlayıp umurumuzda olmadığı için, topraklarının yarısından fazlası çöl olan <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İsrail&#8217;den tohum ithal ediyoruz.</span></h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YA TARİH TEKERRÜR EDERSE, ASIL SUÇ SEÇİLENDE Mİ, SEÇENDE Mİ?</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/ya-tarih-tekerrur-ederse-asil-suc-secilende-mi-secende-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Aug 2023 15:52:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=9495</guid>

					<description><![CDATA[Ekonomik iflasını açıklayan Osmanlı Devleti&#8217;nin 1881 yılında bütün varlıklarına el konuldu. İğneden ipliğe Yahudi, İtalyan, Ermeni, Fransız tacirler İstanbul&#8217;a dolmuştu....]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Ekonomik iflasını açıklayan Osmanlı Devleti&#8217;nin 1881 yılında bütün varlıklarına el konuldu.</h3>
<h3>İğneden ipliğe Yahudi, İtalyan, Ermeni, Fransız tacirler İstanbul&#8217;a dolmuştu.</h3>
<h3>Abdülhamid bu kadar borcun üzerine yeni borçlar ekledi. Osmanlı 15 defa büyük borç aldı. Ama faizini bile ödeyemez olmuştu.</h3>
<h3>Osmanlı&#8217;nın hazinesine el koyan Avrupa, bugün<br />
&#8220;İstanbul Erkek Lisesi&#8221; olan binaya &#8220;Duyun-u Umumiye&#8221; Başkanlığını yerleştirip borçları tahsil etmeye çalıştı. Yani hazine ecnebilerin yönetimine geçti.</h3>
<h3>Borçlar ödenmedikçe Abdülhamid Avrupa&#8217;lı tefecilere Tekel İdaresini verdi, teker teker milli varlıkları kaybettik;</h3>
<h3>Demir yolları, iplik, fındık, pamuk, kömür, tekstil, demir çelik, tuğla kireç&#8230; ne iş varsa Avrupalılara satıldı.</h3>
<h3>Haliç ecnebi fabrikalarla doldu. Tarlabaşı, Avrupa&#8217;dan gelen tüccarların görkemli evleriyle bezendi.</h3>
<h3>Zenginler İstiklal Caddesi ve Sıraselviler&#8217;e yerleşti. Bugün İstanbul&#8217;da gördüğümüz şahane binaların çoğu o dönemlere aittir.</h3>
<h3>Türkler ise yüzlerce yıldır tamir gören yamalıklı bohçaya benzer tahta evlerde otururdu. Bu evler Fatih ve Süleymaniye&#8217;nin arka sokaklarında bulunurdu.</h3>
<h3>Abdülhamid döneminde Yüzlerce kilise ve sinagog açıldı&#8230;</h3>
<h3>İşte o tarihte Avrupa&#8217;dan gelen zenginleri ağırlamak için 5 yıldızlı bir otel yaptılar: Pera Palace.</h3>
<h3>Pera Palace Rumca, &#8220;YOKUŞ SARAYI&#8221; demek.<br />
Fransa&#8217;dan trene binip Sirkeci&#8217;de inen Avrupa jet sosyetesi tren garından bu otele Türk hamalların sırtında özel tahtlarla taşınırdı.</h3>
<h3>Aslında batı emperyalizmi İstanbul&#8217;u Vahdettin döneminde değil, Abdülhamit döneminde çoktan ele geçirmişti.</h3>
<h3>Atatürk, Cumhuriyeti kurduğunda Türklerin elinde sadece çarık kalmıştı.</h3>
<h3>Sanayi ve tarım hamlesi başlattı.</h3>
<h3>Yerli malı haftası o tarihte başladı, çocuklarımız milli üretimin ve milli kalkınmanın önemini anlasın diye.<br />
Türklere ait banka bile yoktu.</h3>
<h3>Adında Osmanlı olan banka bile ecnebilerindi. İşbankası bu yüzden kuruldu.</h3>
<h3>Osmanlı Devletinin iflas ilan ettiği meşhur<br />
RAMAZAN KARARNAMESİ <em>(Nisan 1876)</em><br />
Vergi gelirlerinin devredildiği<br />
MUHARREM KARARNAMELERİ <em>(1879 ve 1881&#8217;deki iki kararnamedir)</em><br />
Pek bilinmez, gündeme de getirilmez.<br />
Hep saklanır…</h3>
<h3>Dolmabahçe sarayı 1856,<br />
Çırağan sarayı 1863,<br />
Beylerbeyi sarayı 1864,<br />
Yıldız sarayı 1880&#8217;de yapılmıştır.</h3>
<h3>Yani Osmanlı&#8217;nın çöküş döneminde.<br />
Dünya;<br />
Sanayiye,<br />
Eğtime,<br />
Bilime<br />
ağırlık verirken,</h3>
<h3>Osmanlı çöküşü gizlemek için saray yapımına ağırlık vermiş.</h3>
<h3>Umarım, sonumuz aynı olmaz!<br />
Ali Aksakal</h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ALMAN AMELE HANS, FRANSIZ DOKTOR MARIANNA, KARADENİZ&#8217;DE BULUNAN DOĞALGAZ</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/alman-amele-hans-fransiz-doktor-marianna-karadenizde-bulunan-dogalgaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Dec 2022 18:41:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=9286</guid>

					<description><![CDATA[Tatilini geçirmek için dün İstanbul&#8217;a gelen Alman Amele Hans Fisher ayağının tozu ile açıklama yaptı : &#8220;Turkey is good, Rakı...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Tatilini geçirmek için dün İstanbul&#8217;a gelen Alman Amele Hans Fisher ayağının tozu ile açıklama yaptı : &#8220;Turkey is good, Rakı is good, Boğaz is good, Dansöz is very good.&#8221;<br />
<span style="font-size: 16px;">&#8211; Doğru mu söylüyor lan bu herif? Bu söyledikleri gerçekten &#8220;Good.&#8221; mu?</span></h3>
<h3>&#8211; Tabii ki doğru söylüyor. O Türk değil ki. O bir Cermen.</h3>
<h3>&#8211; Televizyonda izledim. Fransız Pratisyen Hekim Dr.Marianna Decker, yumurtanın çok sağlıklı olduğunu söyledi.<br />
&#8211; Yok yahu? Bizim Profesör Canan Karatay bunu yıllardır söylüyor. Ne yani? Onun söylediğini dikkate almadınız da Marianna söyleyince mi&#8230;?<br />
&#8211; Olur mu? O Türk değil ki? O bir Frenk.</h3>
<h3>TPAO Karadeniz&#8217;de 710 Milyar Metreküp Doğalgaz keşfetti.<br />
&#8211; Yok yahu?<br />
&#8211; Yalandır,<br />
&#8211; Doğru mu lan?<br />
&#8211; Hani nerede?</h3>
<h3>Kökeni 1900&#8217;lü yılların başına dayanan ABD&#8217;li, işi rezerv tespiti yapmak olan De Golyer and Mac Naughton isimli bağımsız bir şirket 3 boyutlu çalışma ile TPAO&#8217;nun Karadeniz&#8217;de 710 Milyar Metreküp doğalgaz keşfini teyit etti.</h3>
<h3>&#8211; Bu şirket doğru mu söylüyor lan?<br />
&#8211; Olur mu O Türk değil ki. Full Amerikan.<br />
&#8211; O zaman inanalım, susalım. İtibarsızlaştırma kampanyasını bırakalım.</h3>
<h3>EZİKLİĞİN, AŞAĞALIK KOMPLEKSİNİN HİMALAYALARI</h3>
<h3>Şüphecilik mi?<br />
İnkarcılık mı?</h3>
<h3>Şüphecilik : Bilimselliğin ön şartıdır, ispat için araştırmaya çalışmaya yöneltir.</h3>
<h3>İNKARCILIK :</h3>
<h3>BUGÜN ÜLKEMİZDE YAŞANMAKTA OLAN DURUM.</h3>
<p>Sabahattin TERZİ</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2009, HARP AKADEMİLERİ’NDE ENERJİ SEMPOZYUMU</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/2009-harp-akademilerinde-enerji-sempozyumu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Oct 2022 09:39:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=9074</guid>

					<description><![CDATA[2009 yılıydı. Harp Akademileri Komutanlığı&#8217;nda “enerji güvenliği” konusunda uluslararası sempozyum düzenlendi. Cumhuriyet tarihinde o güne kadar düzenlenmiş en kapsamlı, en...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>2009 yılıydı.</h2>
<h2>Harp Akademileri Komutanlığı&#8217;nda “enerji güvenliği” konusunda uluslararası sempozyum düzenlendi.</h2>
<h2>Cumhuriyet tarihinde o güne kadar düzenlenmiş en kapsamlı, en geniş katılımlı enerji sempozyumuydu.</h2>
<h2>★Petrolün ve özellikle doğalgazın “silah” olarak kullanılacağına dikkat çeken, Türkiye&#8217;nin de içinde yeraldığı bölgede enerji odaklı savaşların kaçınılmaz olduğunu öngören, bu tehdide yönelik güvenlik stratejileri geliştirmeyi hedefleyen, beyin fırtınasıydı.</h2>
<h3>★Atom Enerjisi Ajansı, Uluslararası Enerji Ajansı, Avrupa Komisyonu, NATO genel sekreter yardımcısı, ABD enerji bakanlığı Rusya ve Avrasya dairesi başkanı, İngiltere Savunma Akademisi, Bulgaristan enerji bakanı, Hollanda ekonomi bakanı, Yunanistan kalkınma bakanı konuşmacı olarak katıldılar.</h3>
<h3>Massachusetts Teknoloji Enstitüsü profesörlerinden, Shell&#8217;in üst düzey yetkililerine, uluslararası ekonomistlere kadar, dünya çapında saygın konuklar görüşlerini dile getirdi. Rahmi Koç başta olmak üzere Türk iş dünyasının ileri gelenleri dinleyici olarak oradaydı.</h3>
<h3>★Bu küresel sempozyumun zamanlaması bile muhteşemdi.</h3>
<h3>Üç ay önce patlak veren bir enerji güvenliği krizine denk gelmişti.</h3>
<h3>Rusya&#8217;yla Ukrayna arasında doğalgaz krizi başlamıştı!</h3>
<h3>★Rusya&#8217;nın ana doğalgaz boru hattı olan Trans Sibirya Boru Hattı tee 40 yıl önce 1981 yılında açılmıştı.</h3>
<h3>4.500 kilometre uzunluğundaydı. Sibirya&#8217;dan başlıyor, Rusya&#8217;yı komple geçiyor, Ukrayna&#8217;ya giriyor, oradan Avrupa ülkelerine ulaşıyordu. Almanya başta olmak üzere 18 Avrupa ülkesi bu hattan gelen doğalgazı kullanıyordu.</h3>
<h3>Ukrayna hem uygun fiyat ödeyerek bu boru hattından gelen doğalgazı kullanıyor, hem de geçiş ücreti alıyordu.</h3>
<h3>Ama…</h3>
<h3><span style="color: #993300;"><em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">2004</span></em></span> yılındaki Turuncu Devrim&#8217;den itibaren Ukrayna&#8217;nın tavrında enteresan değişiklikler başladı, Rusya&#8217;ya 2 milyar dolardan fazla borcu birikmişti, doğalgazı kullanıyor, parasını ödemiyordu.</h3>
<h3><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; color: #003300;"><em>“Bana mecburlar, nasıl olsa gaz vermeye devam edecekler, benim gazımı keserlerse Avrupa&#8217;nın da gazı kesilmiş olur”</em></span> diye düşünüyordu.</h3>
<h3>Bir yandan da Avrupa&#8217;ya mesaj gönderiyordu, <span style="color: #003300;"><em>“beni korumazsanız siz de gaz alamazsınız”</em> </span>diyordu.</h3>
<h3>ABD yönetimi, Rusya&#8217;nın Avrupa&#8217;ya doğalgaz vermesine Reagan döneminden beri karşı çıktığı için, Trans Sibirya Boru Hattı&#8217;nın açıldığı günden beri karşı çıktığı için, Ukrayna&#8217;nın sırtını sıvazlıyordu.</h3>
<h3>Bugün Ukrayna&#8217;da yaşanan savaşın temeli, işte böyle atılmıştı…</h3>
<h3>ABD tarafından sahip çıkılan Ukrayna, kendisini iyice güçlenmiş hissediyordu, NATO&#8217;ya alınacağını düşünüyordu, Rusya&#8217;ya rest çekerek Avrupa Birliği&#8217;ne gireceğini düşünüyordu.</h3>
<h3>Sırtını ABD&#8217;ye yaslamanın özgüveniyle, borcunu ödemediği gibi, geçiş ücretine zam yapmaya kalkıyordu.</h3>
<h3>Moskova&#8217;ya posta koyuyordu,<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; color: #003300;"><em> “eşşek gibi hem gaz vereceksin, hem bize daha fazla para ödeyeceksin”</em></span> demeye getiriyordu.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">2009</span> yılbaşı…</h3>
<h3>Şak… Rusya vanayı kapattı, gazı kesti.<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; color: #003300;"><em> “Ukrayna hem doğalgazımı çalıyor, hem paramı çalıyor, bu böyle devam edemez, biraz da siz düşünün”</em></span> dedi.</h3>
<h3>Avrupa tutuştu. Avrupa Birliği acilen toplandı.</h3>
<h3>O güne kadar salağa yatıyorlardı, koştura koştura devreye girdiler, ABD&#8217;yi ve Ukrayna&#8217;yı ikna ettiler, Rusya&#8217;nın parası ödendi, Rusya&#8217;nın fiyatları kabul edildi. Rusya vanayı açtı.</h3>
<h3>★ (Makarayı az ileri saralım.)</h3>
<h3>★ (Rusya, Ukrayna yüzünden bu tür krizler yaşayacağını tahmin ettiği için, Ukrayna&#8217;da turuncu devrim olur olmaz,<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;"> 2005</span> yılında Kuzey Akım boru hattının temelini attı, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">2011</span> yılında açıldı.</h3>
<h3>Kuzey Akım boru hattı Rusya&#8217;dan başlayarak, başka hiçbir ülkenin toprağına girmeden, Baltık Denizi üzerinden Almanya&#8217;ya bağlandı.</h3>
<h3>Ukrayna&#8217;yı devre dışında bırakan, Almanya üzerinden Avrupa&#8217;ya bağlanan bu boru hattına, Kuzey Akım 1 adı verildi.)</h3>
<h3>★ (Şu anda Ukrayna savaşı nedeniyle, ABD&#8217;nin yoğun baskısı üzerine, Almanya tarafından iptal edilen Kuzey Akım 2 boru hattı, işte bu Kuzey Akım 1&#8217;in bitişiğine, aynı güzergaha inşa ediliyordu.</h3>
<h3>Kuzey Akım 2 tamamlanırsa, Rusya&#8217;nın artık Avrupa&#8217;ya doğalgaz iletmek için Ukrayna&#8217;ya asla ihtiyacı olmayacaktı.</h3>
<h3>Ukrayna halkı ateşe sürüldü, savaş başlatıldı.</h3>
<h3>Böylece Kuzey Akım 2 durduruldu.)</h3>
<h3>★ (Makarayı tekrar 2009&#8217;a geri saralım.)</h3>
<h3>★ Harp Akademileri Komutanlığı&#8217;nda düzenlenen “uluslararası enerji güvenliği” sempozyumu, işte tam olarak 2009 yılındaki bu doğalgaz kriziyle, Rusya-Ukrayna kriziyle örtüşüyordu.</h3>
<h3>★ Türk genelkurmayı, petrolün ve özellikle doğalgazın “silah” olarak kullanılacağını, Türkiye&#8217;nin de içinde yeraldığı bölgede enerji odaklı savaşların kaçınılmaz olduğunu açıkça görüyordu.</h3>
<h3>Bu tehdide karşı, Türkiye&#8217;nin güvenlik stratejisini geliştirmek üzere kafa yoruyordu; sempozyum bu amaçla düzenlenmişti.</h3>
<h3>★ Harp Akademileri&#8217;nde böylesine kapsamlı bir uluslararası toplantının yapılması, her nedense (!) sayın medyamızdaki bazı arkadaşları fena halde rahatsız etmişti.</h3>
<h3>İkinci cumhuriyetçi ve AB&#8217;ci olduğunu saklamayan gazeteciler, o sırada Akp yancısıydılar, “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #003300;">asker neden enerji işiyle ilgileniyor?</span>” diye makaleler döşeniyorlardı.</h3>
<h3>Güya Akp&#8217;yi uyarıyorlar, “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #003300;">bak askerler senin arkandan gizli gizli işler çeviriyor</span>” diyorlardı, <span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; color: #003300;">“sivil hükümet varken, askerler hangi hakla bu meseleye burnunu sokuyor</span>” diyorlardı, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #003300;">“demokrasiye aykırı”</span> diyorlardı, <span style="color: #003300; font-family: 'arial black', sans-serif;">“vesayetçi bunlar” </span>diyorlardı.</h3>
<h3>★ Halbuki gizli saklı filan değildi. Hükümet aleyhine de değildi.</h3>
<h3>Akp&#8217;nin enerji bakanı Hilmi Güler sempozyuma katıldı. Konuşmacı olarak katılmakla kalmadı, açılış oturumunu yönetti.</h3>
<h3>Hatta, Hilmi Güler de, sempozyumdaki konuşmasında Batı&#8217;yla Rusya arasında Ukrayna üzerinden yaşanan krize dikkat çekiyordu.</h3>
<h3>★ <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">28 Nisan 2009. </span>Sayın medyamızdaki ikinci cumhuriyetçilerin şiddetli eleştirilerine rağmen, sempozyum toplandı.</h3>
<h3>Bütün davetliler yerine oturdu. Tam açılış konuşması başlamıştı ki… Bum! Harp Akademileri Komutanlığı&#8217;nın burnunun dibinde bomba patladı. Ses bombasıydı.</h3>
<h3>★ (<span style="color: #666699;"><em>O güne kadar Türkiye&#8217;de örneği görülmemiş bir bombaydı. İnceleme yapıldı. Spekülasyon olmasın diye yazmıyorum, yabancı ve dost (!) bir istihbarat teşkilatına ait olduğu saptandı.</em></span>)</h3>
<h3>★ Belli ki, Harp Akademileri&#8217;ndeki sempozyum, sadece ikinci cumhuriyetçi gazetecilerimizi rahatsız etmekle kalmamıştı. Başka rahatsız olanlar da vardı.</h3>
<h3>Rahatsızlıklarını –tam sempozyumun başladığı saniyede- göstermek istemişlerdi.</h3>
<h3>★ Her şeye rağmen, sempozyum başladı. Son derece başarılı şekilde gerçekleştirildi.</h3>
<h3>★ İki gün sürdü. 28 Nisan&#8217;da başladı. 29 Nisan&#8217;da sona erdi.</h3>
<h3>30 Nisan… Enerji bakanı Hilmi Güler görevden alındı!</h3>
<h3>★ (<span style="color: #666699;"><em>Spekülasyon olmasın diye isim vermiyorum, doğalgaz ve petrol sektöründe iş yapan, o sempozyuma katılan ve Türkiye&#8217;nin tezlerini savunan işadamlarının, o sempozyumdan sonra başına gelmeyen kalmadı</em></span>.)</h3>
<h3>★ Sempozyuma katılan herkes sivildi. 3 kişi hariç…</h3>
<h3>Sadece 3 subay vardı.</h3>
<h3>Kara, Deniz, Hava kuvvetlerini temsil ediyorlardı.</h3>
<h3>★ İsmet Çıngı. Hava kurmay albaydı.</h3>
<h3>Harp Akademileri Komutanlığı Stratejik Araştırmalar Enstitüsü&#8217;nde Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Başkanı&#8217;ydı. Sempozyumun genel yönetmeniydi, Harp Akademileri adına bu uluslararası sempozyumu konukları dahil, a&#8217;dan z&#8217;ye organize eden subaydı.</h3>
<h3>Ahmet Küçükşahin. Piyade kurmay albaydı.</h3>
<h3>Harp Akademileri Komutanlığı Stratejik Araştırmalar Enstitüsü müdürüydü, kara kuvvetleri adına konuşma yaptı.</h3>
<h3>Cem Gürdeniz. Tümamiral idi. Deniz kuvvetleri adına konuştu.</h3>
<h3>★ Bu 3 subay…</h3>
<h3>Enerji güzergahlarının odağındaki Türkiye&#8217;ye yönelik askeri ve ekonomik tehditlere dikkat çekiyor, Akdeniz, Karadeniz ve Irak üzerindeki bölgesel çıkarlarımızı “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Türk tezi</span>” ile tarif ediyordu.</h3>
<h3>★ Bu 3 subay…</h3>
<h3>Asrın iftirası Balyoz&#8217;la hapse atıldı!</h3>
<h3>★ O sempozyumu düzenleyen, o sempozyuma katılan, o sempozyumda Türk tezini temsil eden, enerji savaşlarının Türkiye&#8217;ye hem ekonomik hem askeri tehdit oluşturduğunu anlatan, bu konuda <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“bağımsız strateji”</span> geliştirmek gerektiğini söyleyen herkes imha edildi.</h3>
<h3><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; color: #800080;">İlhami HAN</span></h3>
<h3></h3>
<h3>★</h3>
<h3>Amaaann boşver be canım kardeşim…</h3>
<h3>Sen bu tür antin kuntin detaylarla hiç canını sıkma.</h3>
<h3>Aç bak televizyonları, hava durumu gibi şehir şehir anlatıyorlar, Harkov&#8217;dan girdi, Kiev&#8217;den çıktı, Melitopol sağanak füze yağışlı filan…</h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜRKİYE, BOR MADENİNDE SÖMÜRÜLÜY0R!</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/bor-somurusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Mar 2022 03:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=8618</guid>

					<description><![CDATA[BOR CEHALETİ VE REZALETİ… “Ankara’da toplanan Bor Çalıştayı&#8216;nda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı övünerek Türkiye’nin 2021 yılında 2,5 milyon ton...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #003366; text-decoration: underline;"><em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">BOR CEHALETİ VE REZALETİ…</span></em></span></span><a href="https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/unnamed-12.jpg"><img decoding="async" class=" wp-image-8620 alignright" src="https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/unnamed-12.jpg" alt="" width="299" height="102" /></a></h2>
<h3>“Ankara’da toplanan <span style="color: #808000;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Bor Çalıştayı</span>&#8216;</span>nda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı övünerek Türkiye’nin 2021 yılında <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">2,5 milyon ton BOR</span> <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">madeni ihraç ettiği</span>ni, karşılığında da <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1 milyar dolar</span> gelir elde ettiğini açıkladı.</h3>
<h3>Esasında bakanın övündüğü rakam, Türkiye’nin ne denli büyük ölçüde <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">yağmalandığı</span> ve sömürüldüğünü gösteriyor. Bu rakam övünme değil utanç vesilesidir. Şöyle ki;</h3>
<h3>Türkiye, dünya bor madeni rezervlerinin <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">yüzde 72</span>’sine sahip.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Bu rezervler bugünkü talep yapısıyla dünyanın 500 yıllık ihtilacını karşılayabilecek düzeyde.</span><a href="https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/download-194.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-8622 alignleft" src="https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/download-194.jpg" alt="" width="299" height="169" /></a></h3>
<h3>Ancak madenleri işlemeyi bir kenara bırakıp hammadde olarak ihraç edince, Afrika ülkelerinden beter bir sömürü ortaya çıkıyor.</h3>
<h3>Bugün Türkiye, BOR madenini tonu<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 384 dolar</span>dan satıyor.</h3>
<h3>Bor madenin işlenmesi sonucu, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">175</span> civarında uç ürün elde ediliyor.</h3>
<h3>Bizim tonu<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 384 dolar</span>dan sattığımız bor madeni işlendiğinde, lazer teknolojisinde kullanılan kristalin borun tonu tam<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">13 bin kat değer kazanarak 5</span> milyon dolara;<br />
askeri alanda kullanılan amorf borun tonu tam <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">5 bin kat değer kazanarak tonu 2</span> milyon dolara satılıyor.</h3>
<h3>Biraz daha düşük teknolojili ürünlere gelirsek,<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> bor triklorür 63 bin dolara,</span> bildiğiniz cam elyafı sodyum <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">bor hidrürün tonu 46 bin dolara</span> satılıyor.</h3>
<h3>Esas bir <span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; font-size: 18pt; color: #993300;">lityum </span>var ki, müthiş önemli ve stratejik bir ürün, Tonu tam <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">137 bin dolar.</span></h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Bor</span> madeni ve elde edilen uç ürünler, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000080;">uzay teknolojisi, silah sanayi, enerji üretimi</span> ve depolanması gibi alanlarda stratejik öneme sahip.</h3>
<h2><span style="text-decoration: underline; color: #003366;"><em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Güneş Enerjisini BOR İle Depolamak Mümkün…</span></em></span></h2>
<h3>Bugün dünyada yenilenebilir enerji üretiminde, özellikle güneş enerjisi ile elektrik üretiminde çok büyük yol alındı.<a href="https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/unnamed-14.jpg"><img decoding="async" class=" wp-image-8624 alignright" src="https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/unnamed-14.jpg" alt="" width="267" height="139" /></a></h3>
<h3>Esas sorun, güneşten elektriği üretmekte değil, üretilen enerjiyi depolamakta.</h3>
<h3>Ham bor madeninin atıklarından elde edilen bir ürün var:<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; font-size: 18pt; color: #993300;"> Lityum.</span></h3>
<h3>Şu anda pil ve elektrikli araçların akülerinde kullanılıyor.</h3>
<h3>Bu teknoloji giderek daha gelişecek ve güneşten elde ettiğiniz enerjiyi, çok daha küçük ve çok daha hafif olarak akülerde, pillerde depolayabileceksiniz.</h3>
<h3>Gece vakti de, üstelik herhangi bir iletim ve dağıtım ağına da bağlı kalmadan, otomobillerde, trenlerde, uçaklarda, gemilerde, evlerde, sanayide güneşten elde ettiğiniz yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanabileceksiniz.</h3>
<h3>Dünyanın en zengin insanlarından<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #808000;"> Elon Musk</span>’ ın sık sık Türkiye’yi ziyaret etmesinin nedeni, Türkiye’nin dünya bor madeni rezervlerinin yüzde <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">72</span>’sine sahip olması.</h3>
<h3><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #003366; text-decoration: underline;"><em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">DIŞ BORÇLARIN 14 KATI, MİLLİ GELİRİN 8 KATI DAHA FAZLA</span></em></span></span><a href="https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/unnamed-17.jpg">:<img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-8627 alignright" src="https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/unnamed-17.jpg" alt="" width="238" height="230" /></a></h3>
<h3>Türkiye <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1 ton bor madenini 384 dolara</span> satıyor. Karşılığında sadece <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">150 gram işlenmiş bor</span> uç ürünü ithal edebiliyor.</h3>
<h3>Türkiye’nin sattığı BOR’ u işleyip alanlar, aynı ürünü Türkiye’ye 7 bin kat daha fazla değerle satıyor.</h3>
<h3>Türkiye, büyük emperyalist devletlerin kumpasında borç batağında debeleniyor.</h3>
<h3>Emperyalistlerin kuklası karşı devrimci yobazların marifeti ile akıl ve bilimden uzak kindar Arap kültürü eğitimi ile her geçen gün çağdaş dünyadan, bilimden, teknolojiden uzaklaşıyor.</h3>
<h3>Sadece bu sene ihraç ettiğimiz 1 milyar dolar değerindeki 2.5 milyon tonluk <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Bor madeni</span>ni işleyip satabilecek beceri ve teknolojiye sahip olsaydık, bir yıllık kazancımız tam <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">6 trilyon 250 milyar dolar</span> olacaktı. Türkiye’nin <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">500 yıl boyunca sürecek böyle bir potansiyeli var</span>. Ama emperyalizmin tutsağı olmuş karşı devrimcilerin elinde ağır bir sömürü altındayız.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Türkiye’nin toplam dış borcunun 490 milyar dolar oldu</span>ğunu, Türkiye’nin bir yıllık milli gelirinin 880 milyar dolar olduğunu hatırlarsak, ne kadar büyük bir değerden bahsettiğimiz ortaya çıkar.</h3>
<h2><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #003366; text-decoration: underline;">ÇÖzüm Atatürk’te!</span></span></h2>
<h3>Bu sömürü düzeninden çıkış yolu belli.</h3>
<h3>Türkiye’de tüm madenlerin ham olarak ihraç edilmesi yasaklanmalıdır.</h3>
<h3>Tüm maden arama ve işleme ruhsatları iptal edilecektir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Atatürk</span> döneminde olduğu gibi, madenlerin araması MTA’nın, işlenmesi Etibank’ın tekelinde olacaktır.</h3>
<h3>Maden işleme teknolojisine sahip yerli ve yabancı şirketler, ancak MTA ve Etibank’la adil şartlarda ortaklık kurabilecektir.</h3>
<h3>Tüm doğal kaynaklarımızda olduğu gibi, madenlerimiz de üç beş kişinin değil, tüm Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının müşterek malıdır, buradan elde edilecek gelir tüm Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına aittir ve madenlerden elde edilecek gelir hem Türkiye’nin kalkınmasına hem de tüm yurttaşlarımıza eşit olarak dağıtılmalıdır.</h3>
<h3>Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözlerini unutmamalıyız:<a href="https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/unnamed-15.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-8625 alignleft" src="https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/unnamed-15.jpg" alt="" width="336" height="188" /></a><br />
“Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.”</h3>
<h3>Ekonomik bağımsızlık sağlanamazsa,<br />
tam bağımsızlık da sağlanamaz.</h3>
<h3>Bilimde, teknolojide ilerlemek ve en önemli hedefimizdir.</h3>
<h3>Geleceğimizi kendimiz mi şekillendireceğiz, yoksa emperyalist güçlere ve onların yerli işbirlikçilerine boyun mu eğeceğiz ?</h3>
<h3>Bu soruya <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #003366;">Gazi Mustafa Kemal Atatürk</span>’ün verdiği cevap nettir:</h3>
<h3><em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000080;">“Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş toplumlar, önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini kaybetmeye mahkumdur.”</span></em></h3>
<h3>Bazı Bor Uç Ürünlerinin Ton Başına Satış Fiyatları (USD=$ Olarak):</h3>
<h3>Kristalin bor(Lazer Teknolojisinde) 5.000.000$</h3>
<h3>Amorf bor (Askeri Sahada) 2.000.000$</h3>
<h3>Bor Triklorür 63.422$<a href="https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/unnamed-16.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-8626 alignright" src="https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/unnamed-16.jpg" alt="" width="432" height="286" /></a></h3>
<h3>Sodyum Bor Hidrür 46.500$</h3>
<h3>Ferrobor 10.233$</h3>
<h3>Bakır Metaborat 8.849$</h3>
<h3>Sodyum Fluoborat 6.748$</h3>
<h3>Amonyum Pentaborat 3.340$</h3>
<h3>Sodyum Pentaborat 2.610$</h3>
<h3>Çinko Borat 2.538$</h3>
<h3>Bilgilerinize sunulur, paylaşımınız rica olunur,<br />
<span style="color: #800080;">HAKAN AKKURT…</span></h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MANİSA MORİS ŞİNASİ HASTANESİ MACERASI</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/manisa-morris-hastanesi-macerasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Jan 2022 05:45:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=8287</guid>

					<description><![CDATA[BİR YAŞAM HİKÂYESİ Yıl 1855, Manisa&#8217;da Sefarad Yahudilerinden fakir bir ailenin bir oğlu olur, ismini Moris koyarlar.. Morris, 9 yaşında...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><span style="text-decoration: underline;"><em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">BİR YAŞAM HİKÂYESİ</span></em></span></h3>
<h3>Yıl <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1855,</span> Manisa&#8217;da Sefarad Yahudilerinden fakir bir ailenin bir oğlu olur, ismini <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Moris</span> koyarlar..</h3>
<h3>Morris, 9 yaşında kuşpalazı hastalığına yakalanınca ölümle burun buruna gelir.<br />
Şinasi isimli bir doktorun tedavisi neticesinde iyileşince, ailesi ona <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Şinasi</span> ismini de verdiler..<br />
Bu bir vefa borcudur. Bu vefa anlayışı Moris&#8217;in ruhuna da işleyecektir..</h3>
<h3>Derken Morris 15 yaşına gelince fakir olan ailesine yardım etmek için Yahudi mezarlığında bekçi olarak işe girer..<br />
Okuma yazması olmadığından işten atılır..<br />
Sebebi ise, dışardan bir Yahudi ailesi gelir ve mezarlıktaki yakınlarının mezarını görmek isterler..<br />
Fakat mezarın yerini bilmiyorlar, Morris ise okuma bilmediğinden mezarın yerini gösteremez..<br />
Bu aile durumu bölgenin Yahudilerine bildirerek Moris&#8217;i işten attırırlar..</h3>
<h3>İş arayan <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Moris Şinasi<span style="color: #993300;"> 1870</span></span> yılında henüz 15 yaşlarında yine bir Yahudi olan <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Garofolo</span> isimli bir tütün tüccarının yanında işe girer..</h3>
<h3>Kısa zaman da patronunun gözüne giren Morris, gösterdiği başarıdan dolayı patronu tarafından Mısır&#8217;a götürülür.<br />
Orda da gösterdiği başarılardan dolayı artık patronuyla iyice dost olmuştur..</h3>
<h3>Morris Şinasi <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1890</span> yılında Amerika&#8217;ya gitmeye karar verir..<br />
Patronundan aldığı 25 bin dolarla yeni dünyaya geçer..<br />
Orada Chicago Beynelmilel Fuarında kendi icadı olan bir sigara yapıştırma makinası sergiler.. Makina oldukça ilgi görür..<br />
Buradan kazandığı parayla hem Garofolo&#8217;ya olan borcunu öder, Hem de bir iş kurma imkânı bulur..</h3>
<h3>Yıl <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1903</span>&#8216;e geldiğinde ABD Devleti Akdenizde ticaret yapabilmek ve gemilerini geçirebilmek için <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Sultan Abdülhamit</span>&#8216;e başvurur..</h3>
<h3>Sultan bu teklifi Osmanlı&#8217;ya haraç vermesi karşılığı kabul eder.. Yalnız bir şart daha koşar ve &#8220;<em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Bizden tütün de alacaksınız&#8221;</span></em> der..<br />
Amerika bunu da kabul eder ve tarihinde ilk ve tek olarak <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Osmanlı</span>&#8216;ya haraç verir..<br />
İşte bu tütün anlaşması <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Moris&#8217;</span>in yolunu açar.</h3>
<h3>Ege tütününü iyi tanır ve bağlantıları da vardır ve bu avantajını iyi kullanır..<br />
Kısa sürede önünde geniş ufuklar açılan Morris, erkek kardeşi <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Salomon</span>&#8216;uda <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Manisa</span>&#8216;dan getirterek iş alanını iyice geliştirir..</h3>
<h3>New York &#8216;ta Brodway 120 Sokakta <span style="color: #333399;">SCHİNASİ BROTHERS COMPANY</span> isimli bir sigara fabrikası kurar. <span style="color: #666699;"><em>(Bu bina hâlâ ayakta kalmayı başarmıştır.)</em></span><br />
Kurduğu bu fabrikada Türkiye&#8217;den götürdüğü tütünleri kullanan Moris, kısa zamanda Türk tipi sigaralarla üne kavuşur.</h3>
<h3>Türkiye&#8217;den özellikle Manisa ve Akhisar civarından aldığı tütünleri, yine bu bölgeden götürdüğü usta ve kalifiye işçilerle yüksek kalite mamuller elde etmeyi başarır..</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1903 </span>yılında, Selanik&#8217;te iş arkadaşı olan Jozef Ben Rubi&#8217;nin kızı Laurette ile tanışıp evlenir. 3 kız ve 1 oğlu olur..<br />
Artık Moris çok zengindir..<br />
Hatta Yunan Yahudisi eşi için o döneme göre oldukça gösterişli bir malikâne yaptırır..<br />
Malikânenin 52 odalı olduğu rivayet edilir..</h3>
<h3>Morris Şinasi, Yunanistan&#8217;da bir basın açıklaması yapar. Bir gazeteci bir kâğıda bir soru yazar ve Morris Şinasi&#8217;ye verir..<br />
Morris kâğıdı yanındakine verir ve &#8220;<em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Ben okuma bilmem, sen oku</span></em>&#8221; der..<br />
Ardından başka bir gazeteci; <em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;Okuma yazma bilmeden bu kadar zengin oldunuz.. Birde tahsilli olsanız kim bilir ne olurdunuz?&#8221;</span></em> der..</h3>
<h3>Morris şöyle yanıtlar; <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;İyi bir mezar bekçisi olurdum!!&#8221;</span><br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1916 </span>yılında şirketin tüm haklarını Amerikan Tabacco Company&#8217;e satar ve iş hayatından çekilir..</h3>
<h3>Bu arada çocuklarını kurduğu ve Morris&#8217;in arkadaşı Philip&#8217;in de ortak olduğu<br />
Morris bizzat kurmuştur ve şu an dünya tütün devi olan Philip Morris Company doğmuştur..<br />
Gerisini bilirsiniz..</h3>
<h3>Peki hâlâ Manisa&#8217;da hizmet veren Morris Şinasi hastanesinin hikâyesi nedir?<br />
Morris<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;"> 1928 </span>yılında memleketi olan, doğup büyüdüğü yer olan Manisa&#8217;yı hiç unutmadı..</h3>
<h3>O kadar ki, yaptırdığı evi Türk stili yaptırır ve içini de yine Türk Şark tarzı ile döşer..<br />
Çocukluğunda çektiği hastalığı ve gördüğü vefayı da unutmaz..<br />
Bu amaçla bir milyon dolarlık bir bütçe ayırır.<br />
Bunun<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 800 bin dolar</span>ı ile bir hastane yaptırır. Bu hastane çocuk hastanesidir..</h3>
<h3>Çok geniş arazisi vardır ve burada inek, koyun, keçi ve tavuk gibi hayvanlar beslenir ve sebze, meyve yetiştirilir ki, çocukları taze besinlerle beslesinler diye..<br />
Yine bu hastanenin faytondan ambulansı ve başhekimin faytondan makam aracı vardır..<br />
Bütün bu ayrıntılar bizzat Morris tarafından düşünülmüştür..</h3>
<h3>Geriye kalan 200 bin dolarla da devlet tahvili alarak, bu tahvillerin getirisi olan <em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">33.000 dolar her yıl 2 taksit halinde, Morris Şinasi Çocuk Hastanesine gönderilir..</span></em><br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000080;">Morris Şinasi</span> kurduğu bu vakıfla hastanenin geleceğini de düşünmüştür..</h3>
<h3>Chemical Bank Of New York&#8217;u da mutemet tayin etmiştir.<br />
3 yılda bir kurduğu vakfın mütevelli heyeti Türkiye&#8217;ye gelerek, Manisa&#8217;da hastaneyi ziyaret etmekte ve yapılan işleri yerinde denetlemekteydiler taaa ki bu yıla dek..</h3>
<h3>Bu yıl <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Sağlıkta devrim(!)</span> yapan Hükümetimiz meşhur hasta garantili şehir hastanelerinden birini de Manisa’ya yapar ve <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #333399;">Morris Şinasi Çocuk Hastanesi</span> kapatıldı.!<br />
Arazisi mi? Şimdilik atıl durumda..<br />
Akibetini tahmin etmek zor olmasa gerek.</h3>
<h3>Moris Şinasi <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">10.09.1928&#8242;</span>de NewYork&#8217;da hakkın rahmetine kavuştu..</h3>
<h3><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f49e.png" alt="💞" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f340.png" alt="🍀" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSTANBUL’DA IBB ARSA DALAVERESİ</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/istanbulda-ibb-arsa-dalaveresi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Jan 2022 05:20:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=8285</guid>

					<description><![CDATA[1. 2011 yılında Fatih’te Vatan Caddesi&#8217;nde yeşil alan olan bir arsa özel bir şirket tarafından 25 milyon liraya satın alınıyor....]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>1. <span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; color: #993300;">2011 </span>yılında Fatih’te Vatan Caddesi&#8217;nde yeşil alan olan bir arsa özel bir şirket tarafından <span style="color: #000080; font-family: 'arial black', sans-serif;">25 milyon </span>liraya satın alınıyor.<br />
2. Daha sonra, yeşil alan olan bu arsa için <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İBB’</span>den imar izni çıkarılıyor. Bu yöntemle, İstanbul’un göbeğindeki bu alan inanılmaz derecede değerleniyor.<br />
3. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İBB<span style="color: #000080;">, 25 milyon</span></span> liralık arsaya imar izni vererek değerini katlıyor ve arsayı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">2017</span> yılında imarlı haliyle<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000080;"> 430 milyon</span> liraya o şirketten satın alıyor. Şirket<span style="color: #000080; font-family: 'arial black', sans-serif;"> 25 milyona</span> aldığı arsayı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İBB&#8217;</span>ye <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000080;">430 milyon</span>a satmış oluyor.<br />
4. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İBB</span> <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000080;">430 milyon</span>a aldığı arsayı ne yapıyor dersiniz? Tekrar imar değişikliği ile eski haline <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #008000;">-yeşil alana-</span> çeviriyor. Yani kendi malını değersizleştiriyor.</h3>
<h3>5. Ekrem İmamoğlu yönetimindeki yeni <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İBB</span> yönetimimiz TSKB Gayrimenkul Değerleme Anonim Şirketi’ne değerleme raporu hazırlatıyor. Rapora göre arsanın bugünkü değeri: <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000080;">10 milyon 381 bin dolar.</span><br />
6.<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000080;"> 430 milyon</span> liraya alındığı gün ise<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> İBB</span> kasasından <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000080;">116 milyon 870 bin dolar çıkmış</span> oluyor. Yani <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000080;">106,5 milyon dolar</span> buharlaştırılıyor.<br />
7. Yeni<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> İBB</span> yönetimi tarafından bu dosya İçişleri Bakanlığı müfettişlerine teslim ediliyor. Bu kadar aleni, bu kadar çıplak bir dosyadır bu. Bakalım, bakanlığımız bu dosya için ne karar verecek?</h3>
<h3><span style="color: #993366;">Murat ONGUN</span></h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">AjansHaberal;</span> Bilin bakalım, belediyenin kasasından kime kazandırmak için bu dalavere çevrildi?</h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>450 TON ALTINIMIZ NİYE İNGİLTERE’YE EMANET EDİLDİ?</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/450-ton-altinimiz-niye-ingiltereye-emanet-edildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Jan 2022 20:54:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=8282</guid>

					<description><![CDATA[YASTIK ALTINI BIRAK BURAYA BAK.! Neden? 450 ton altınımız niye İngiltere’de? Nerden çıktı demeyin! Türkiye’nin 490 ton altını olduğu, ama...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>YASTIK ALTINI BIRAK BURAYA BAK.!</h3>
<h3>Neden? 450 ton altınımız niye İngiltere’de?</h3>
<h3>Nerden çıktı demeyin!<br />
Türkiye’nin 490 ton altını olduğu, ama bu altının sadece 40 tonunun Türkiye’nin hazinesinde, 450 ton altınının ise <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İngiltere merkez bankası</span>nda olduğu, bizzat maliye bakanı tarafından açıklanmıştı.</h3>
<h3>Türkiye devamlı suni gündemlerle meşgul edildiğinden, bu açıklama üzerinde bir yıldan fazla bir zaman geçti ama halk olayın ne olduğunu duymadı bile…<br />
Duysa ne olur, ayrı bir konu!..</h3>
<h3>Prof. Dr. Haydar Baş, bu ülkenin para oyunlarıyla, nasıl soyulduğunu yıllardır anlattı. “<em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Türkiye’nin kendine ait parası yoktur</span></em>” dedi. “<em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Elimizdeki para, ‘dolar tercümesi’</span></em>dir” dedi.</h3>
<h3>“<em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Kaynaklarını devreye koymayan bir ülke kalkınamaz</span></em>” dedi.<br />
Neler demedi!<br />
O kadar uyardı.<br />
Ne oldu?<br />
Hiç.<br />
“<em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Durmak yok yola devam</span></em>” yaptılar.</h3>
<h3>Soyuldukça, soyulduk.<br />
Şimdi, deniz bitti! Ama keriz bitmedi!</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“Varlık Fonu</span>” adı altında toplanan, birkaç parça şey kaldı. Şimdi bunu gösterip para çekmek istiyorlar. ABD’nin THY’ye yönelik atraksiyonu ve Halk Bankası yöneticisini tutuklaması, tam da işte bununla alakalı…</h3>
<h3>Amaç bu varlıkları ucuza kapatmak!<br />
Yani ABD’den gelecek yeni darbeyi halen, askerden bekleyen saflar, yanlış yerde nöbet tutuyorlar.<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> “Darbe”</span> ekonomik koldan gelecek çünkü. THY ve Halk Bankası bu yüzden hedef… Sarraf, marraf işin başka boyutu…<br />
Neyse…<br />
Demem o ki, Türkiye’nin topyekun varlığı tehdit altında. Referandum’da ister “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">EVET”</span> çıksın, ister “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">HAYIR</span>”, sonuç asla değişmeyecek. İki durumda da Türkiye ayvayı yiyecek…<br />
İstedikleri kadar “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Varlık Fonu</span>” oluştursunlar, sonuç yokluk olacak. Türkiye’nin kendine ait olan 450 ton altını bile İngiltere’de olduktan sonra, Türkiye’nin neyi kalmış?!</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Bu altın niye mi verildi:</span> Türkiye’deki altın “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">rezerv para”</span> olarak görülmediğinden, İngiltere ve FED kasasında altın bulundurarak, Türkiye’ye borç verdiler. Hükümetin ülkeye ait olan bu paradan hiç bahsetmemesi ve istememesi, çok manidar…</h3>
<h3>İngiltere, bu altınları asla vermeyecek. Göreceksiniz!<br />
İngiltere, Libya’nın paralarını verdi mi? Batı, Libya’ya ait 200 milyar dolara oturdu. Ben altınlarımı saklayamıyorum da, İngiltere saklayacak!<br />
Şu kafaya bak!</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; font-size: 18pt;">Tavuklar tilkiye emanet!</span></h3>
<h3>ABD, Irak’ı işgal ettiğinde, tırları Irak hazinesi önüne çekmiş ABD askerleri, ne kadar altın var, havaalanına taşıdılar, oradan da alıp ABD’ye…<br />
Irak işgal oldu, bize ne oldu da altınlar, İngiltere’ye taşındı. “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İngiltere bizi kandırdı!</span>” açıklaması duyarsanız, şaşmayın. İngiltere allem eder, kallem eder, o altınlar üzerine yatar.<br />
2002’de 120 milyar dolar olan dış borç bugün 500 milyar doların üstünde. Zaten o altın kasalarında olduğu için, bu kadar borç edilebildiler.<br />
Şimdi Varlık Fonu’ndakiler aynı sebeple elden çıkarsa, ey Türkiye ne yapacaksın!<br />
Bor Madenleri, bu fonun içinde şuanda… Dünya bor rezervinin yüzde 70’ne sahip Türkiye, bu varlığını küresel soygunculara kaptırırsa, neyi kalır geriye?</h3>
<h3>Arap’ın <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">petrol</span>ü ne ise Türk’ün <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Bor’</span>u odur.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Duyun-i Ummumi</span> ile her kıymetini kaybeden Osmanlı, daha dün aynı yolla parçalanmadı mı? Hiçbir şeyden ders almıyoruz. “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Osmanlı</span>” dizileriyle uyutuluyoruz. Yazık, bu millete çok yazık. Akşam yediğini bile hatırlamıyor ki, İngiltere’ye uçan altınları konuşsun.<br />
Almanya, Hollanda ve Avusturya gibi ülkeler ikinci dünya savaşı sonrasında iki kutuplu dünyada Rusya korkusuyla, altın varlıklarını İngiltere ve ABD’nin altın mahzenlerine emanet etti.<br />
ABD’de morgate krizi çıktığında bu ülkeler bu varlıklarını istediler. ABD, önce diretti ama AB’yi karşısına alamayacağı için, bir takvime göre, bu altınları büyük ölçüde teslim etmeye razı geldi.<br />
Almanya, 2020’ye kadar teslimi söz verilen bu altınların, hemen hepsini çekti.</h3>
<h3>Peki, Türkiye ne çekecek? Bence bir ah çekecek!</h3>
<h3>İnsanlar için altın, nasıl kara günler için saklanır, devletler içinde öyledir. Bugün ülkeler altın topluyor. En çok altını, Rusya ve Çin topluyor.<br />
Ülkeler, dünya savaşı öncesinde, mutlaka altına sarılırlar. Ülkeler için altınları korumak, toprakları korumaktan önce gelir. Çünkü vatan bile o altınlarla korunur.<br />
ABD altınları Ford Knox denilen bir kalede saklanır. Bizim altınlarsa, İngiltere’de!..<br />
Bizim altınlar İngiltere hazinesinde saklanırken, bizim hazinede Amerikan doları saklanır. Karşılığı olmayan ABD doları!..</h3>
<h3>Keşke ülke kurtuluşunun, küresel güçlerin para ve altın oyunlarına karşı koymaktan geçtiğine anlasaydık.</h3>
<h3>Keşke Prof. Dr. Haydar Baş’ı duysak ve gereğini yapsaydık.<br />
Ülkeler, artık sadece askerlerle değil, askerlerle birlikte ekonomilerle korunur. Ekonomi deyince, akla sadece kendi ekonomileri gelenlerin Sayın Baş’ı anlamamaları çok doğal.</h3>
<h3>Yusuf Karaca</h3>
<p>https://www.yeniakit.com.tr/haber/ulkemizin-tonlarca-altini-neden-ingilterede-397187.html</p>
<p>https://www.yenimesaj.com.tr/450-ton-altinimiz-ingilterede-rehinli-H1298600.htm</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜRKİYE&#8217;DE KAĞIT DALAVERELERİ</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/turkiyede-kagit-dalavereleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Jan 2022 08:44:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=8237</guid>

					<description><![CDATA[Kağıt ve selüloz ve diğer mühim ana maddeler için endüstrisi gelişmiş olan milletler, sömürecekleri ülkeleri kendi aralarında paylaşmışlardır. Türkiye’de merkezi...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Kağıt ve selüloz ve diğer mühim ana maddeler için endüstrisi gelişmiş olan milletler, sömürecekleri ülkeleri kendi aralarında paylaşmışlardır.<br />
Türkiye’de merkezi <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000080;">Avrupa Kağıtçılar Birliği</span>’nin payına düşmüş idi.<br />
Bunun için <em>Türkiye’de kağıt fabrikası kurulmasını istemiyorlardı.</em><br />
Bunun içinde <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Mehmet Ali Kağıtçı’</span>ya &#8220;bu fabrikayı kurma&#8221; demişler, para teklif etmişler.<br />
<em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">&#8220;Sen kuracağın fabrikada sadece müdür olursun, gel bu işten vazgeç, çünkü sen Türkiye’deki tek kağıt mühendisisin&#8221;</span></em> derler. Avrupa’daki kağıt ihracatının da yüzde 3&#8217;ünü vermeyi teklif etmişler.<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Keçiborlu kükürtleri işletmesi</span> ile ilgili de hazin bir durum vardır. Keçiborlu kükürtlerinin <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1.Dünya harbi</span>nde müttefiklerle birlikte işletilmesine rağmen bunu işlevsiz bırakmak için çalışanlar olmuştur.<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Keçiborlu kükürt işletmeleri</span> de bu şekilde atıl bırakılarak, içimizdeki işbirlikçi bir firma, Türkiye&#8217;ye yapılan kükürt ihracatından pay alarak Türkiye’deki kükürt üretiminin önüne geçti.<br />
Kağıt fabrikasının açılması için gerekli alımlar ve işlemler başlar. İhale şartları hazırlandıktan sonra <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Mehmet Âli kağıtçı&#8217;</span>ya ihaleye gelmesi söylenir ve ihaleye gittikten sonra Ankara’dan &#8220;<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">şimdilik ihalesi dursun&#8221;</span> diye bir emir gelir.</h3>
<h3>Kağıtçılar lobisi<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> İsmet paşa</span>&#8216;yı ikna eder ve Cumhuriyetin ilk fabrikası zarar etmesin diye <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İsmet Paşa</span> ihaleyi durdurur.</h3>
<h3>Lobi fabrikanın çok zarar edeceğini ve Cumhuriyetin ilk fabrikasının zarar etmesinin iyi bir intiba olmayacağını söyler&#8230;<br />
Yabancıların <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">fabrika kurulmasın</span> diye yürüttüğü lobi ve propaganda faaliyetlerini Rahmetli <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Mehmet Ali Kâğıtçı</span>&#8216;nın kendisinden dinleyelim:<br />
<em>Almanlar, kağıt fabrikasının kurdurulmaması için Türkiye’de çıkarmış oldukları bir gazetede gerekli bütün propagandaları yaptılar.</em><br />
<em>Londra para konferansında eğer ağızlarındaki baklayı çıkarmamış olsalardı Türkiye’ye kağıt fabrikası asla kurulmuş olmayacaktı, çünkü Atatürk Londra’daki olaydan sonra haberi olmuştur tüm olanlardan.</em></h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Londra Para Konferansı</span>na gidilmeden önce Mecliste <em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Kendi kaynaklarımızdan faydalanılması ve üretime geçilmesi</span></em> üzerine bir yasa çıkar ve Kağıt Fabrikası kurması için ikinci kez meclise çağrılır.<br />
Fabrikanın yapımı için Kağıtçıya, bir rapor hazırlatılır ve bu rapor gizli tutulur.</h3>
<h3>Hem günümüzde hem de geçmişte var olan içimizdeki işbirlikçiler daima kendi menfaatlerini ülke menfaatinden üstün tutmuştur.<br />
O gün bu işbirlikçilerin oyunlarının bozulması sürecini ne güzel anlatmış Rahmetli&#8230;</h3>
<h3>Dananın kuyruğu <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Londra Para konferansı</span>nda kopar&#8230;</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">SEKA</span>&#8216;nın kurulmasının önündeki engellerin kalkmasına vesile olan <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Londra Para Konferansı</span>nda yaşananlar;<br />
40 kişilik bir heyet ile <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Londra para konferansı</span>na katılan<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> Celal Bayar,</span> kağıt fabrikası üzerine dönen dümenleri görüyor ve bunu rapor ediyor.</h3>
<h3>Kağıt fabrikasının kurulmasının temeli ilk olarak <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Londra Para Konferansı</span>nda atılıyor aslında.</h3>
<h3>Londra Konferansı&#8217;nda bulunan Alman temsilcinin &#8220;<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;"><em>Biz ihracat ile geçiniyoruz, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1.Dünya Savaşı</span>ndan sonra artık her devlet kendi fabrikasını kurmaya başladı,</em></span><br />
<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;"><em>kendi kaynaklarını işlemeye başladı, kendi ihtiyaçlarını karşılamak için o fabrikalardan faydalanacaklar, bizim halimiz ne olacak! Anlaşalım biz aramızda</em></span>” diyor. Ve bunu duyan <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Celal Bayar, Atatürk</span>’e acil mektup ile durumu bildiriyor.</h3>
<h3>Fabrikanın kuruluş aşmasında da türlü engeller yaşanıyor…</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Celal Bayar</span>’ın iktisat vekili olması ile Fabrikanın kuruluşu sağlanabiliyor.</h3>
<h3>Cebini düşünen siyasiler hiç bir dönem bitmez, işte<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> SEKA fabrikası</span> İzmit&#8217;e kurulurken yaşananlar..</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İzmit</span>&#8216;te fabrikanın kuruluş aşamasında kendi arazisi üzerine fabrikanın kurulması için yapılan kumpaslar emrivakiler ve sessiz sedasız atılan temel atma töreni…<br />
Çeşitli dalaverelerle selülöz kısmı iptal ediliyor.</h3>
<h3><em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Selüloz Fabrikalarından Selüloz Tütün vermeyiz&#8221;</span></em> diyerek alınabilmiş ve verdikleri selüloz ise işlenemez durumdadır. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Mehmet ali Kağıtçı</span> Buna bir formül bulur ve buluşu bir keşif olur&#8230;</h3>
<h3>Merdanelerden çıkan ilk Türk kağıdı&#8230;</h3>
<h3>Sabotajlar durmak bilmez, Fabrika sabote üstüne sabote edilir&#8230;</h3>
<h3>Bunca zorluklar ile yapılan fabrikayı, ancak kuruluşunu sabote edenlerin torunları kapatır&#8230;</h3>
<h3><em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000080;">Atatürk, Makbule hanım</span></em> ile birlikte fabrikaya geliyor!</h3>
<h3>Türkiye&#8217;de Petrol var mı, yok mu? Krom yatakları ne durumda dinleyelim&#8230;</h3>
<h3>Yer üstündekileri inkar edenler yer altındakileri neden inkar etmesinler&#8230;</h3>
<h3>Fransa&#8217;daki Petrol mühendislerinde Türkiye petrol yatakları haritaları mevcuttur.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1.Dünya savaşı</span>nda Ruslar Erzurum&#8217;da petrol çıkarmıştır ve geldiklerinde nereye kuyu kazacaklarını bile düşünmeden önceden bilgileri dahilinde kuyuyu kazmışlardır.</h3>
<h3>Hora Ganosta İngiliz ve Yunan petrol çıkarmış ancak <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">şimdi yoktur</span> diye rapor verilmektedir.</h3>
<h3><span style="color: #000080;"><em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">SONUÇ;  </span></em></span>   Yaşamamız için ekmek ne ise, medeniyetin yaşaması içinde kağıt odur&#8230; Medeniyet hamuru olan kağıdın fabrikası <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">SEKA</span>&#8216;nın kurulma süreci&#8230;</h3>
<h3>Türkiye&#8217;ye ilk kağıt Fabrikası Cumhuriyet döneminde kurulmuştur!</h3>
<h3><span style="color: #800080;"><em>(Mehmet Ali Kağıtçı)</em></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FATİH’DEN CUMHURİYETE PARA POLİTİKASI</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/fatihden-cumhuriyete-para-politikasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Dec 2021 21:40:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=8138</guid>

					<description><![CDATA[FATIH&#8217;TEN CUMHURİYETE ENFLASYON VE PARA Tarih, geçmiş dönemde meydana gelen olayları ortaya koyan bir bilimdir. Osmanlı&#8217;da, daha Fatih Sultan Mehmet...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><span style="color: #000080; font-family: 'arial black', sans-serif;"><em>FATIH&#8217;TEN CUMHURİYETE ENFLASYON VE PARA</em></span></h3>
<h3>Tarih, geçmiş dönemde meydana gelen olayları ortaya koyan bir bilimdir.</h3>
<h3>Osmanlı&#8217;da, daha <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Fatih Sultan Mehmet</span> döneminde, yani 15. Yüzyıl&#8217;da altın ve gümüş darlığı başlıyor. Avrupa&#8217;da coğrafi keşiflerden sonraki altın ve gümüş bolluğunun bir sonucu olarak Osmanlı piyasaları “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Duka”, “Real”</span> gibi yabancı paraların istilasına uğruyor.</h3>
<h3>Osmanlı akçesinin değeri düşüyor. Piyasada “kalp” paralar çoğalıyor. Mal fiyatları yükseliyor. Enflasyon artıyor. Bitmeyen askeri harcamalar hazineyi sarsıyor. Devlet, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1550&#8242;</span>den sonra akçeyi sürekli küçültmek zorunda kalıyor. Para darlığı “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">tefeciliğe</span>” ve “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">faizciliğe”</span> yol açıyor.<em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> İslam şeriatı en çok yüzde 15&#8217;lik bir faize izin verirken</span></em> Osmanlı&#8217;da uygulamada yüzde 30 ile yüzde 60 arasında faizle borç verip zenginleşenler oluyor.</h3>
<h3>Sonunda Osmanlı&#8217;da <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1584</span> devalüasyonu gerçekleşiyor. Akçenin değeri yüzde 70 oranında düşüyor. 14.Yüzyıl sonunda <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Sultan Orhan</span> döneminde 100 dirhem gümüşten 269 akçe kesilirken, 16.Yüzyıl sonunda 3.Murat döneminde 100 dirhem gümüşten 525 ile 950 akçe kesiliyor. Akçeler gittikçe inceliyor.</h3>
<h3>Öyle ki <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1584</span> devalüasyonu sonrası 100 dirhem gümüşten 1000 akçe kesilmesi gündeme geldiğinde Darphane Mültezimi Ali Efendi, “<em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Bir badem ağacı kadar ince, bir şebnem katresi kadar hafif</span></em>” akçelerden söz ediyor. İran ve Avusturya savaşları para darlığını daha da artırınca 1 akçe, 4-5 parçaya bölünerek piyasaya sürülüyor. Anlayacağınız para pul olmaya başlıyor&#8230;</h3>
<h3>Daha 16.Yüzyıl&#8217;ın başlarında Osmanlı&#8217;da halk ve devlet para sıkıntısı çekiyor. Öyle ki <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">II.Bayezid</span>&#8216;in illerde valilik yapan oğulları, aylıklarının azlığı nedeniyle zor geçinebiliyorlar. Buna karşın <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Rüstem Paşa, İbrahim Paşa gibi bazı devlet adamları rüşvet ve yolsuzlukla büyük servet yapıyorlar.</span></h3>
<h3>16.Yüzyıl&#8217;da devlet, para bulabilmek için vergileri artırıyor. Böylece özellikle köylü ezilmeye başlıyor. (<span style="color: #666699;"><em>İstanbul halkı, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1876</span>&#8216;ya kadar emlak vergisi bile ödemiyor</em></span>) Osmanlı&#8217;da vergi yükünün yüzde 87&#8217;si, milli gelirin yarısından az pay alan köylüye yıkılıyor. (<span style="color: #666699;"><em>Vedat Eldem, Osmanlı Imp. İktisadi Şartları Hakk. Bir Tetkik, s. 246</em></span>).</h3>
<h3>Osmanlı&#8217;da halkı, köylüyü ezen sadece vergiler değil: <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1585- 95</span> arasında fiyatlar artıyor, pahalılık baş gösteriyor. Özellikle buğday fiyatlarındaki artış halkı derinden etkiliyor. Buğdayın fiyatı Edremit&#8217;te 40-50, Orta Anadolu&#8217;da 20 akçeden aşağı düşmüyor.</h3>
<h3>150 yıl içinde buğday fiyatı 10 kat artıyor. Osmanlı&#8217;da asıl büyük pahalılık ve yüksek enflasyon<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;"> 1596-1607</span> arasındaki <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800080;">“Celali Fetreti</span>” ve “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #800080;">Büyük Kaç günlük</span>” döneminde görülüyor.</h3>
<h3>Uzun Avusturya ve İran savaşları sırasında gelişen Celali isyanları nedeniyle köylünün üçte ikisi köyünü, evini, barkını bırakıp “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">çift bozup</span>” kaçıyor. Bunlar ya “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Levent</span>” ya “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">suhte”</span> olarak büyük şehirlere akıyorlar. Büyük şehirler kahveler ve bekâr odalarıyla doluyor. Fuhuş, içki, eşkıyalık, cinayet şehirleri sarsıyor. Köylerin terk edilmesiyle tarımsal üretim azalıyor.</h3>
<h3>Buğday üretimi azalınca Osmanlı Avrupa&#8217;ya buğday satışını yasaklıyor. Fakat kaçakçılar gizlice Avrupa&#8217;ya buğday satmayı sürdürüyor. Buğday darlığı kıtlığa yol açıyor. Osmanlı&#8217;da ilk büyük kıtlık <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1494-1503</span> arasında görülüyor. İkinci büyük kıtlık <span style="color: #993300;">1564&#8242;</span>te görülüyor. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1573-1576 </span>arasında kıtlık daha da artıyor.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1603&#8242;</span>te Anadolu&#8217;da yine “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">buğdaysızlık</span>” ve “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">kıtlık”</span> baş gösteriyor. Balıkesir&#8217;de buğdayın kilesi 90 akçeye kadar çıkıyor. Ekmeğin fiyatı iyice yükseliyor. Sonunda hububat alım satımı<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> “vesikaya”</span> bağlanıyor. Öyle ki İngiliz elçisi bile<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;"> 1607&#8242;</span>de İstanbul&#8217;da yiyeceği ekmeğin buğdayını ancak vesikayla satın alabiliyor.</h3>
<h3>Osmanlı tebaası tam 15 yıl ekmek bulamıyor, halk açlıkla pençeleşiyor. (<span style="color: #666699;"><em>Mustafa Akdağ, Türk Halkının Dirlik ve Düzenlik Kavgası, s. 33-43, 89, 421-425)</em></span>.</h3>
<h3>Osmanlı&#8217;da son büyük kıtlık <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1873-1875</span> arasında görülüyor. Ankara, Kırşehir, Yozgat, Çankırı ve Sivas&#8217;ta on binlerce insan açlıktan ölüyor.<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;"> 12 Mayıs 1874</span>&#8216;te Ankara&#8217;dan Basiret Gazetesi&#8217;ne gönderilen bir mektupta şöyle deniliyor<br />
&#8220;24<span style="color: #333399;"><em> saatte bir defa arpa unundan bir bulamaç içiyoruz. Bu da bitmek üzeredir. Öküz ve diğer hayvanların tamamı telef oldu… Çoluk çocukların <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">ekmek</span> diye feryatlarına tahammül etmek mümkün değildir.</em></span> &#8220;</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1873-1875 </span>arasında Ankara&#8217;nın Keskin kazasındaki 160-170 köydeki 52.000 kişiden 20.000 kişi açlıktan ölüyor, 7000&#8217;i başka yerlere dağılıyor. (<span style="color: #666699;"><em>Türk Ziraat Tarihin Bir Bakış, İstanbul, 1938, s. 210, 211-213).</em></span></h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">II. Mahmut</span> döneminde paranın adı ve şekli 35 kez değiştirildi.</h3>
<h3>16.Yüzyıl&#8217;dan itibaren akçenin değer kaybı önlenemiyor. Yabancı paralar akçe karşısında çok değer kazanıyor. Örneğin, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1611</span>&#8216;de 1 florin, 200 akçeye yükseliyor.</h3>
<h3>17.Yüzyıl&#8217;da Osmanlı büyük bütçe açıklarıyla karşılaşmaya başlıyor.<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;"> 1887/1888&#8242;</span>den <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1910/1911</span>&#8216;e kadar, bütçe 4.2 milyar kuruş açık veriyor. (<span style="color: #666699;"><em>Eldem, s. 246)</em></span>.</h3>
<h3>Osmanlı, paranın tağşişi (<span style="color: #666699;"><em>değerini düşürme)</em></span> yoluyla sorunu çözmek istiyor. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1810</span>&#8216;dan itibaren paranın içindeki değerli maden oranı sürekli azaltılıyor. Paranın değerinin düşürülmesi, Yeniçeri isyanlarını, fiyat artışlarını ve kalpazanlığı körüklemekten başka bir işe yaramıyor.</h3>
<h3>Osmanlı, Rus Savaşı ve Küçük Kaynarca Antlaşması&#8217;ndan sonra<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;"> 1775</span>&#8216;te “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Esham</span>” yani “<span style="color: #666699;"><em>Hazine Bonosu</em></span>” yoluyla iç borçlanmaya gidiyor. Zorunlu iç borçlanma olan “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İmdadiye</span>”ye ve özel kişilere toprak satışı anlamında <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“Malikâne Sistemi</span>”ne başvuruyor.</h3>
<h3>Olağanüstü hallerde alınan vergileri kalıcı hale getiriyor.<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;"> 1770</span>&#8216;lerde savaş masraflarını karşılamak için <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">ölen şahısların terekesinin yüzde 60&#8217;ına zorla el koyuluyor.</span> Bazı tasarruf tedbirleri uyguluyor. Ancak yine de ekonomi düzelmiyor.</h3>
<h3>Osmanlı&#8217;da 18.Yüzyıl&#8217;da para basacak yeterli maden olmadığı için halk, bir emirle elindeki altın ve gümüş eşyayı devlete satmaya mecbur kılınıyor. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1789</span>&#8216;da Şeyhülislam, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“altın ve gümüş eşya kullanmak haramdır</span>” diye bir fetva yayımlıyor.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1789 </span>başında padişahın altın ve gümüş özel eşyaları, devlet adamlarının gümüş takımları darphanede eritilerek para basılıyor. İstanbul&#8217;daki Türk tüccardan 20.000, gayrimüslim tüccardan 12.000 okka saf gümüş isteniyor ve bunlar da eritilip para basılıyor. (<span style="color: #666699;"><em>Mübahat Kütükoğlu, Baltalimanı&#8217;na Giden Yol, s. 271</em></span>)</h3>
<h3>Osmanlı&#8217;da <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1780-1860</span> arasında enflasyon çok yükseliyor. Fiyatlar ortalama 12 ile 15 kat artıyor.<span style="color: #993300;"> 1814</span>&#8216;te 1 İngiliz Sterlini 23 Osmanlı kuruşuna eşitken, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1839</span>&#8216;da 1 İngiliz Sterlini 104 Osmanlı kuruşuna eşitleniyor. (<em><span style="color: #666699;">Şevket Pamuk, Türkiye&#8217;nin 200 Yıllık İktisadi Tarihi, s. 112</span></em>). Kütükoğlu&#8217;na göre; <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1839</span>&#8216;da 1 sterlin 130-135 kuruşa eşittir. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1844</span>&#8216;te 1 sterlin 110 kuruşa eşitleniyor. (<span style="color: #666699;"><em>Kütükoğlu, s. 233</em></span>).</h3>
<h3>Osmanlı <span style="color: #993300; font-family: 'arial black', sans-serif;">1839&#8242;</span>da piyasaya kağıt para ve hazine bonosu şeklinde “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">kaimeler</span>” çıkarıyor. Kolayca sahtesi yapılabildiği için kısa sürede enflasyona neden olan kaimeler <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1862</span>&#8216;de piyasadan çekiliyor. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1876</span>&#8216;da bir kere daha piyasaya “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">kaime</span>” sürülüyor. Fakat onlar da 3 yıl sonra kaldırılıyor.</h3>
<h3><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #000080; text-decoration: underline;"><em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">GÜMÜŞ KURUŞA GEÇİŞ</span></em></span></span><br />
Osmanlı,<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1844</span>&#8216;te “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">altın lira</span>” ve “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">gümüş kuruş</span>” şeklinde çift metalli sisteme geçiyor. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1881&#8242;</span>de çift metalli sisteme son veriliyor ve para birimi sadece altın üzerinden tanımlanıyor.</h3>
<h3>Osmanlı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1848</span>&#8216;den itibaren Galata bankerlerinden, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Kırım Savaşı</span>&#8216;ndan sonra, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1854</span>&#8216;ten itibaren de İngiltere ve Fransa gibi Avrupa ülkelerinden yüksek faizle borç alıyor. Borçları yatırıma yönelik olarak kullanamıyor. Bu yüksek faizli borçlarla Boğaz&#8217;da <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">saraylar bile inşa ediliyor</span>.</h3>
<h3>Osmanlı&#8217;nın 14 ve 15.yüzyıllarda Batılı ülkelere verdiği kapitülasyonlar, 18. ve 19.yüzyıllarda daha da genişletiliyor. Özellikle <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1838</span> <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Baltalimanı Ticaret Antlaşması</span> sonrasında Osmanlı pazarları İngiliz mallarıyla doluyor. Çünkü daha önce ithalat ve ihracatta yüzde 3 olan gümrük vergisi, ihracatta yüzde 12, ithalatta yüzde 5 oluyor. Ayrıca İngiliz tüccarlar, yerli tüccarların ödediği yüzde 8 oranındaki iç gümrük vergisinden de muaf kılınıyor.</h3>
<h3><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #000080; text-decoration: underline;"><em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1.DÜNYA SAVAŞINDA</span></em></span></span><br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1914&#8242;</span>te <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1.Dünya Savaşı</span>&#8216;na girerken Osmanlı&#8217;nın toplam dış borcu <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">153.7 milyon</span> Osmanlı Lirası… Savaşa girerken devlet hazinesinde sadece <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">92.000</span> altın lira var. Osmanlı artan savaş masraflarını karşılamak için Almanya&#8217;dan borç alıyor.</h3>
<h3>Savaş sonunda Almanya&#8217;ya <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">150 milyon</span> lira borçlanıyor. Böylece I.Dünya Savaşı sonrasında, Osmanlı&#8217;nın toplam dış borcu <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"><strong>303.7 milyon</strong> </span>liraya ulaşıyor. Üstelik bu borçların sterlin, frank ve mark gibi yabancı paralarla ödenmesi gerekiyor.</h3>
<h3>I.Dünya Savaşı sırasında Osmanlı&#8217;da her alandaki üretim neredeyse yarı yarıya azalıyor. Savaş koşullarında fiyatlar 18-20 kat artıyor. Buna karşın maaşlar artmıyor. İnsanların alım gücü yüzde 80 oranında azalıyor. (<span style="color: #666699;"><em>Pamuk, s. 1782</em></span>). Korkunç bir enflasyon baş gösteriyor. Öyle ki savaş başında, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"><span style="color: #993300;">1914</span>&#8216;</span>te 100 olan tüketici fiyat endeksi, savaş sonunda, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1919&#8242;</span>da 1215&#8217;e yükseliyor.</h3>
<h3>Savaş yıllarında,<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;"> 1914-1922 </span>arasında gerçekleşen toplam enflasyon yüzde 1200 ile 1700 civarında… Örneğin<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;"> 1914&#8242;</span>te ekmeğin okka fiyatı 1.25 kuruşken, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1920</span>&#8216;de 16 kuruşa çıkıyor. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1914</span>&#8216;te 4 kişilik bir ailenin gıda harcaması 225 kuruşken,<span style="color: #993300; font-family: 'arial black', sans-serif;"> 1920</span>&#8216;de 3049 kuruşa yükseliyor.</h3>
<h3><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #333399; text-decoration: underline;"><em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">KAGIT PARAYA GEÇİŞ</span></em></span></span><br />
Osmanlı savaş başında <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1915&#8242;</span>te piyasaya kağıt para çıkarıyor. Bu kâğıt paralar, önceleri 1 lira ile satın alınırken üç yıl içinde 4-5 altın Osmanlı Lirası&#8217;yla satın alınabilen bir mal oluyor. Paranın değeri sürekli düşüyor. Vedat Eldem, I.Dünya Savaşı&#8217;nda Osmanlı parasının yüzde 85 değer kaybettiğini belgeliyor. (<span style="color: #666699;"><em>Eldem, s. 204</em></span>) Savaşlardan sonra<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;"> 1923</span>&#8216;te 1 dolar 120 kuruş, 1 sterlin 810 kuruş oluyor.</h3>
<h3>I. Dünya Savaşı başında, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1914</span>&#8216;te seferberlik ilan edilince başlayan panikte İstanbul ekmeksiz kalıyor. Halk fırınlara hücum ediyor. Savaş öncesinde Rusya&#8217;dan buğday alan Osmanlı, savaşta Rusya ile cephe cepheye gelince buğdaysız kalıyor. Malların fiyatları yükselince karaborsacılık başlıyor.</h3>
<h3><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #000080; text-decoration: underline;"><em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">DIŞ BASINDA ISTANBUL</span></em></span></span><br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1915&#8242;</span>ten itibaren halk açlıkla boğuşuyor.<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;"> 11 Nisan 1917</span>&#8216;de New York Times, İstanbul halkının durumunu şöyle özetliyor: <em>“<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Istanbul&#8217;da açlık başlamış durumda. Orta gelirli ve emekçi sınıfların sefaleti nefes kesecek ölçüde. Tifüs salgınının önü güçlükle alınabilmiş.</span> (…)</em><br />
Sokaklarda rastladığımız insanların yüzleri sarı, elmacık kemikleri zayıflıktan fırlamış, gözleri bütün anlamlarını yitirmiş; dik ve zayıf bakıyor&#8230;</h3>
<h3>Eskilerin en önemli gıdası çeyrek ekmek, peynir ve zeytin, 1.25 dolara zorlukla bulunabiliyor. Tereyağının kilosu 5, peynirin 7 ve zeytinin 1.5 dolar civarında…</h3>
<h3>Hükümet, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1918&#8242;</span>de İstanbul halkına ekmek bulabilmek için 3 milyon lira borç almak zorunda kalıyor.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">Mayıs 1919</span>&#8216;da Osmanlı, subay ve memur aylıklarını ödeyemez duruma geliyor.<br />
Sonunda ne mi oluyor ..</h3>
<h3>Osmanlı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1876</span>&#8216;da borçlarını ödeyemeyip “<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">iflas”</span> ediyor. Bunun üzerine <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">20.Aralık.1881</span>&#8216;de Muharrem Kararnamesi&#8217;yle alacaklı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Avrupa ülkeleri Duyunu Umumiye&#8217;yi kurup Osmanlı&#8217;nın temel gelirlerine el koyuyorlar.</span></h3>
<h3>II. Abdülhamit her şeyi; madenleri, demiryollarını, limanları, hatta tütünü, dahası elektrik, su, havagazı gibi tüm yatırımları yabancılara teslim ediyor. Osmanlı bağımlı hale geliyor.</h3>
<h3>İşin özü şu ki, coğrafi keşiflerin, Rönesans&#8217;ın, aydınlanma döneminin, Sanayi Devrimi&#8217;nin Batı&#8217;da yarattığı değişime ve dönüşüme uyum sağlayamayan Osmanlı, köylerin boşalması, üretimin azalması, ordunun bozulması, savaş masraflarının artması, vergi adaletsizliği ve paranın pul olması ile borç ve faiz batağına sürüklenip batıyor.</h3>
<h3><span style="text-decoration: underline;"><em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #000080; text-decoration: underline;">CUMHURİYET</span></em></span><br />
İşte Atatürk, I.Dünya Savaşı&#8217;nın yıkımı sonrasında gırtlağına kadar borçlu, yokluk ve yoksulluk içinde, orduları dağıtılmış, toprakları işgal edilmiş, savaş yorgunu bir ülkede emperyalizme karşı bir bağımsızlık savaşı kazanmayı başarıyor.</h3>
<h3>Atatürk, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">17 Şubat 1923</span>&#8216;te <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">İzmir İktisat Kongresi</span>&#8216;nde söylediği gibi kazandığı askeri ve siyasi zaferi ekonomik zaferle taçlandırıyor: Önce Osmanlı&#8217;nın tüm bağımlılıklarına son veriyor: <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Lozan&#8217;</span>da kapitülasyonları kaldırıyor. Osmanlı borçlarını ödemeye başlıyor. Köylüyü ezen vergileri kaldırıyor. Tarlalar yeniden ekiliyor. Ülkenin dört bir yanında fabrikalar kuruyor. Türkiye üretmeye başlıyor. Türkiye 3 beyazda; <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">bez, şeker</span> ve<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> un</span>da kendi kendine yeter hale geliyor.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1929</span> Dünya Ekonomik Krizi&#8217;ne rağmen &#8230;</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1924-1938 </span>arasında Türkiye&#8217;nin büyüme hızı ortalama yüzde 8&#8217;in altına düşmüyor. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1889-1914</span> arasında Osmanlı&#8217;nın kalkınma hızı ortalama yüzde 2.2 civarındaydı. (<span style="color: #666699;"><em>Eldem, s. 316</em></span>).</h3>
<h3>Atatürk Türkiye&#8217;si enflasyonsuz, dış borçsuz kalkınıyor.<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;"> 1923-1938</span> arasında GSMH 3 katına, kişi başına milli gelir 2 katına çıkıyor.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;">1923-1938</span> arasında, 11 yıl bütçe denkliği sağlanıyor, 3 yıl ise gelir giderden fazla oluyor.<span style="font-family: 'arial black', sans-serif; color: #993300;"> 1938&#8242;</span>de Merkez Bankası&#8217;nda <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">36 milyon dolar döviz, 26 ton altın</span> biriktiriliyor. Türk parası değerini koruyor.</h3>
<h3><span style="color: #800080;"><em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Mehmet Taner Koltuk</span></em></span></h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
