<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Haberal Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://haberalgazetesi.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://haberalgazetesi.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 23 May 2026 21:39:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.5</generator>

<image>
	<url>https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/Screenshot_1.png</url>
	<title>Haberal Gazetesi</title>
	<link>https://haberalgazetesi.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>DÜZCE FINDIKLI AKSU KÖYÜ, KİMLERİN GADRİNE UĞRADI?</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/duzce-findikli-aksu-koyu-muhtar-zekeriya-beyazin-gadrine-mi-ugradi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 May 2026 21:35:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ADALET]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10904</guid>

					<description><![CDATA[Köy sakini Zeki Mercan&#8217;ın ızdırabını dinleyelim; Bu köy benim köyüm&#8230; Burada doğdum, büyüdüm, öğretmen oldum ve emekli oldum. Emeklilik yıllarımda...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Köy sakini Zeki Mercan&#8217;ın ızdırabını dinleyelim;</h2>
<h3>Bu köy benim köyüm&#8230; Burada doğdum, büyüdüm, öğretmen oldum ve emekli oldum.</h3>
<h3>Emeklilik yıllarımda ve belki de ömrümün son deminde köyüm maalesef sellerle karşı karşıya kaldı.<br />
Köyüm bir orman köyü olarak cennetten bir köşe sanki. Turizm, hayvancılık, arıcılık, organik tarım ve ekolojik tarım için gelişmekte olan bir köy&#8230;<br />
Boylu boyunca içinden geçen AKSU deresi köyün burada serpilip gelişmesinin ana sebebi.</h3>
<h3>Bu dereden hem insanlar hem hayvanlar içme suyu temin etmiş. Tarlalar bostanlar bu derenin suyu ile hayat bulmuş.<br />
Ne var ki kıvrım kıvrım akan bu şirin dere bugün köylüye sel korkusu yaşatmakta. Yağmurlar biraz artınca *Sel mi olacak* korkusu yayılır köylünün yüreğine. Belirli aralıklarla seller olmuş köyde kayda değer zararlar oluşmuştur ama çok şükür can kaybı yaşamadık.<br />
Bu küçücük derenin böyle azgınlaşmasının ve heyelanların olmasının ilk aklıma gelen sebebi ormanlarımızda devlet tarafından aşırı kesim yapılmaya başlanmasıdır. On yıl ormanda kesim yapılmasa yine sel olur muydu acaba?<br />
Düzce&#8217;nin ortasından geçen Büyük Melen çayı gerektiği gibi duvarlar örülerek çevresindeki yerleşim alanlarına zarar vermesi önleniyor.<br />
Peki bu küçücük dere ile mi başedemiyor devletimiz? En sağlamından bir kanal ile bu köyde bu sorun kökten çözülemez mi?<br />
Görünen o ki kurumlar kolay yolu seçerek köyün tamamen kaldırılmasını konuşuyorlar. Bir köy dile kolay, nasıl yok edilir? Yok etmeden çözüm üretmek değil midir kurumların görevi?<br />
Köyler bizim göz bebeğimiz, çocuklarımızın geleceğidir. Bir köyü yok etmek, orada yaşayanları da yok etmektir. YAPMAYIN !!!</h3>
<h3>       {Zeki MERCAN}</h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ASTSUBAY TAHSİLİ LİSEYE Mİ İNECEK?</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/astsubay-tahsili-liseye-mi-inecek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 May 2026 16:58:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10886</guid>

					<description><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;nin stratejik insan kaynağının belkemiğini oluşturan astsubay istihdamı, 20 Nisan 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan kanun değişikliği taslağıyla köklü...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;nin stratejik insan kaynağının belkemiğini oluşturan astsubay istihdamı, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">20 Nisan 2026</span> tarihinde kamuoyuna yansıyan kanun değişikliği taslağıyla köklü bir dönüşüm riskiyle yüz yüze gelmiştir. Söz konusu taslak; <em>temin kaynağının yalnızca sözleşmeli erlerle sınırlandırılmasını, eğitim şartının ortaöğretim seviyesine indirilmesini, sınavsız kıdem temelli geçiş sisteminin benimsenmesini ve uzman erbaş statüsünün kaldırılmasının teklif edilmesini , geriye gidiş niteliğinde ve kurumsal yapıya zarar verecek bir düzenleme olarak değerlendirilmiştir.</em><br />
Genelkurmay Başkanlığı tarafından hazırlandığı belirtilen personel sistemi değişikliğine ilişkin taslak çalışma üzerine,<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 27 Nisan 2026</span> tarihinde Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">(TEMAD)</span> ve Türkiye Emekli Uzman Erbaşlar Derneği <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">(TEMUD)</span> başkanları bir araya gelerek kapsamlı bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirmiştir.<br />
Yapılan toplantıda söz konusu taslağın;<br />
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin personel yapısını doğrudan etkileyecek nitelikte olduğu,<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Astsubay</span> ve <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Uzman Erbaş</span> statülerini ilgilendiren kritik düzenlemeler içerdiği,<br />
Sahadaki tecrübe, liyakat ve kurumsal denge açısından önemli sonuçlar doğurabileceği hususları detaylı şekilde ele alınmıştır.<br />
Bu nedenle;<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1. Eğitim Seviyesinin Düşürülmesi Kurumsal Niteliği Zayıflatır</span><br />
Günümüz harp ortamı; ileri teknoloji, karmaşık sistemler ve yüksek bilgi birikimi gerektirmektedir. Astsubayların eğitim seviyesinin düşürülmesi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin nitelikli insan gücü yapısını zayıflatacak, görev etkinliğini ve operasyonel kabiliyeti olumsuz etkileyecektir.<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">2. Liyakat ve Kariyer Sistemine Aykırıdır</span><br />
Ön lisans mezuniyeti, astsubaylık mesleğinin gerektirdiği teknik yeterlilik ve analitik düşünme kabiliyetinin temel göstergelerinden biridir. Bu standardın düşürülmesi, liyakat esasını zedeleyecek ve mesleğin saygınlığına zarar verecektir.<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">3. Kurumsal Hafıza ve Dengeyi Bozar</span><br />
Astsubaylık mesleği, yıllar içinde oluşmuş birikim, disiplin ve eğitim standardı üzerine inşa edilmiştir. Bu standardın geriye götürülmesi, TSK içerisindeki dengeyi bozacak ve uzun vadede telafisi güç sonuçlar doğuracaktır.<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">4. Uluslararası Standartlara Aykırıdır</span><br />
NATO ve modern askeri sistemlerde astsubayların eğitim seviyesi sürekli yükseltilirken, bu yönde bir gerileme öngörülmesi çağdaş askeri anlayışla bağdaşmamaktadır.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">SONUÇ OLARAK;</span><br />
Astsubaylar ve Uzman Erbaşlar, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin birbirini tamamlayan iki temel unsurudur. Bu yapının güçlendirilmesi gerekirken, eğitim standartlarının düşürülmesi suretiyle zayıflatılması kabul edilemez.<br />
Buradan açıkça ifade ediyoruz ki;<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">TEMAD ‘2026 Astsubay Çalıştayı</span>nda da tartışılıp Eğitim Seviyesinin Lisans seviyesine çıkarılması sonucuna ulaşılmışken ,Astsubay eğitim standardının düşürülmesine yönelik her türlü girişimin karşısındayız.<br />
Liyakat, eğitim ve kurumsal kaliteyi esas alan bir personel sisteminin savunucusuyuz.<br />
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gücünün, nitelikli personelden geçtiği gerçeğini hatırlatıyoruz.<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">TEMAD olarak;</span><br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">27 Nisan 2026</span> tarihinde konunun muhataplarına ilk ağızdan böyle bir düzenlemeyi kabul etmediğimiz ve sonuna kadar karşısında olacağımız iletilmiştir.</h3>
<h3>Camiamızın hak ve kazanımlarını korumak, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kurumsal yapısını güçlendirmek adına bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.</h3>
<h3><em><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">(Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Genel Başkanlığı)</span></em></h3>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>DAĞITIM&#8230;&#8230;&#8230;:</strong></span></p>
<p>@tcbestepe<br />
@tcsavunma<br />
@TSKGnkur<br />
@TC_icisleri<br />
@jandarma<br />
@sahilguvkom</p>
<p>@TEMUD_2024</p>
<p>@Akparti<br />
@herkesicinCHP<br />
@MHP_Bilgi<br />
@iyiparti</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HAİN ŞEYH SAİT</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/hain-seyh-sait/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Apr 2026 19:51:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TARİH]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10882</guid>

					<description><![CDATA[Şeyh Said denen kışkırtıcı hain fransız Antep&#8216;e girince ortalıkta yok, kadınlar kızlar tecavüz edilirken karışıklıktan istifade edip köyleri yağmalıyor. İstanbul...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Şeyh Said denen kışkırtıcı hain fransız <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Antep</span>&#8216;e girince ortalıkta yok, kadınlar kızlar tecavüz edilirken karışıklıktan istifade edip köyleri yağmalıyor.</h2>
<h2>İstanbul işgal ediliyor, halifelik makamına düşman çizmesi basıyor, yine ses yok.</h2>
<h2>Milli mücadele başlayıp seferberlik ilan edilince asker alım listesinde adı yok.</h2>
<h2>Ne zaman var? Savaş bitince, ülke kurtarılınca İngilizlerle Musul konusunda yeni bir harp gündeme gelince <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1925</span> yılında <em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">din elden gidiyor</span></em> diye isyan etti, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">2000</span> e yakın askerimizi şehit etti.</h2>
<h2>Günümüzde o adamı övenler varsa<br />
o ve onun adamları tarafından yakılan yağmalanan, namusu elden gitmiş köylüleri düşünsün.</h2>
<h2>Öyle ki köylünün ahırda ki hayvanını almakla yetinmiyor sapı samanı da giderken ateşe verip öyle gidiyordu.<br />
Neymiş efendim <span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;"><em>Atatürk niye asmış.</em></span><br />
Bütün bunlar sana yapılsa senin namusun kirlense oturup seyredecek misin.?<br />
<em><span style="font-size: 14pt;">TARİH PROFESÖRÜ ORHAN KOLOĞLU</span></em></h2>
<h3><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2714.png" alt="✔" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Bu arada benden de bir hatırlatma: <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Şıh</span> denen <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Haşim</span> de Osmanlı padişahı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">IV.Murat</span> tarafından ibreti alem ipte sallandırılmıştı.<br />
Peki kimdi bu <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Haşim.</span>?<br />
Tahmin ettiğiniz gibi <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Şeyh Saitin dedesi</span>.<br />
<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;"><em>Araştıma yazısı: Mavi Gezegen <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f310.png" alt="🌐" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></em></span></h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PKK&#8217;YI KURAN KADRO 22 KİŞİYE NE OLDU?</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/pkkyi-kuran-kadro-22-kisiye-ne-oldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2026 09:25:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[JANDARMA-POLİS]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10878</guid>

					<description><![CDATA[PKK&#8217;Yİ KURAN 22 KİŞİLİK KADROYA NE OLDU? *** PKK; 22 Kasım 1978 tarihinde, Diyarbakır&#8216;ın Lice İlçesi&#8217;ne bağlı FİS köyünde, Seyfettin...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>PKK&#8217;Yİ KURAN 22 KİŞİLİK KADROYA NE OLDU?<br />
***<br />
PKK; <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">22 Kasım 1978</span> tarihinde, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Diyarbakır</span>&#8216;ın <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Lice</span> İlçesi&#8217;ne bağlı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">FİS</span> köyünde,<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Seyfettin Zoğurlu&#8217;</span>nun evinde kuruldu.<br />
***<br />
Toplantıda<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> Öcalan</span> dahil <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">22</span> kişi vardı.<br />
Orada bulunanların hepsi PKK kurucusu oldular.<br />
Öcalan, oybirliğiyle, başkanlığa getirildi.<br />
***<br />
Kimlerdi bu <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">22</span> kişilik kadro, onlara ne oldu?<br />
Bu<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 22</span> kişilik kadronun <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">10</span>&#8216;u, zaman içinde ve değişik tarihlerde, hain ajan olarak suçlandılar ve Öcalan&#8217;ın emri ile öldürüldüler.<br />
***<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">7</span>&#8216;si hain ajan damgası yediler, öldürülmeden canını kurtarıp PKK den kaçtılar.<br />
***<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">2</span>&#8216;si, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1982</span>&#8216;de, Diyarbakır zindanında işkenceyi protesto amacıyla hayatına son verdi<br />
***<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">3&#8242;</span>ü de halen yaşıyorlar ve PKK de görev başındalar.<br />
***<br />
Görev başında olan <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">3</span> kişi:<br />
● <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Abdullah Öcalan.</span> <strong><em><span style="font-size: 14pt;">{Türkiye&#8217;ye teslim oldu. İmralı Adasında, PKK&#8217;yı halen yönetiyor}</span></em></strong><br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">● Cemil Bayık. </span><strong><span style="font-size: 14pt;"><em>{Kandil&#8217;de, halen görev başında. KCK Eşbaşkanı olarak görevini sürdürüyor}</em></span></strong></h2>
<h3>● Duran Kalkan. <em>{O da Kandil’de ve görev başında. PKK Başkanlık konseyi üyesi}</em></h3>
<h3><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">PKK tarafından Öcalan’ın emriyle öldürülen 10 kişinin isimleri:</span></span><br />
1 Resul Altınok<br />
2 Mehmet Cahit Şener.<br />
3 Abdullah kumral<br />
4 Suphi Karakuş<br />
5 Mehmet Turan Danış<br />
6 Abbas Göktaş<br />
7 Şahin Dönmez<br />
8 Ali Haydar Kaytan {Hendekler zamanında infaz edildi. Nedeni bilinmiyor}<br />
9 Seyfettin Zoğurlu {PKK&#8217;nin evinde kuruluşunu ilan ettiği kişi}<br />
10 Sakine Cansız {PKK MİT ortaklığı ile öldürüldü}<br />
***<br />
Hain ilan edilip, ölmeden kaçmayı başaran <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">7</span> kişi:<br />
1 Baki Karer<br />
2 Ali Çetiner<br />
3 Hüseyin Topgider<br />
4 Ali Gündüz<br />
5 Faruk Özdemir<br />
6 Ferzende Toğaç<br />
7 Kesire Yıldırım <em>{Mit başkanının kızı~ Abdullah Öcalan&#8217;ın ilk eşi}</em></h3>
<h3>Diyarbakır zindanında hayatına son veren 2 kişi:<br />
1 Mazlum Doğan<br />
2 Mehmet Hayri Durmuş.<br />
***<br />
İlginç mi?<br />
PKKyı tanıyan, Öcalan ve siyasetini bilenler için İlginç değil.<br />
Bilmeyenler için İlginç olsa gerek.<br />
PKK&#8217;yı kuran, kurucular kurulu ve MYK üyesi <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">22</span> kişiden <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">17</span>&#8216;si hain ajan damgası vurularak ya öldürüldüler ya da öldürülmeden kaçtı gittiler.<br />
Çoğunun akıbeti de bilinmiyor.<br />
***<br />
PKK&#8217;de Öcalan siyasetini eleştiren, uymayan, biat etmeyen herkes, hain ajandır ve cezası ölümdür.<br />
PKK&#8217;de işleyiş halen de öyledir.</h3>
<h3>Öcalan; bir kitabında aynen şöyle diyor: <em><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">*Ben; Devletten daha çok, PKK ile uğraştım, çatıştım, çetin bir savaş verdim. Bize uymayan, disiplinsiz hareket edip biat etmeyen 18.000 kişiyi öldürttüm*</span></em><br />
***<br />
Evet; rakamı yanlış okumadınız.<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">18.000</span> Kürt genci, bağımsız bir devlet için dağa çıkıyorlar,<br />
Öcalan ve ekibi tarafından hain ajan diye<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> infaz</span> ediliyorlar.<br />
***<br />
Daha sonra da çocukların ailelerine; <span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;"><em>*Çocuğunuz çatışmada şehit oldu*</em></span> haberi gönderiliyordu.<br />
Eyyy xwedê êdi bese looo&#8230;<br />
(Eyyy Tanrım, yeter artık!)<br />
AMİR BAYAR<br />
DEM PARTİ ÜYESİ<br />
İSVEÇ&#8217;TE YAŞIYOR.<br />
Hurşit Başkurt</h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ERDOĞAN, İNÖNÜ&#8217;YÜ NEDEN SEVMEZ</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/erdogan-inonuyu-neden-sevmez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Apr 2026 01:47:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TARİH]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10876</guid>

					<description><![CDATA[Doğru bilgi asla kaybolmaz. İvedilikle okuyalım, gerçekleri öğrenelim &#8216; İLBER ORTAYLI temmuz 2019 &#8216;İsmet İnönü&#8217;nün ülkenin başında olduğu dönemde Amerikan...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Doğru bilgi asla kaybolmaz. İvedilikle okuyalım, gerçekleri öğrenelim</h3>
<h3>&#8216; İLBER ORTAYLI temmuz 2019<br />
&#8216;İsmet İnönü&#8217;nün ülkenin başında olduğu dönemde Amerikan yardımları bahane edilerek tüm stratejik savunma sanayi projelerinin iptal edildiğini, araştırma geliştirme ve üretim faaliyetleri durdurulduğunu, fabrikaların kapısına kilit vurulduğunu, eğer o gün bunlar yapılmış olsaydı, bugün biz çok ama çok farklı yerdeydik. İşte bu utanç verici mirasın sahibi CHP&#8217;dir&#8221; dedi.<br />
****</h3>
<h3>ATATÜRK sonrası CHP İKTİDARI 1939-1950<br />
11 yılda “TEK DİKİLİ AĞACI YOK..” denilen<br />
İNÖNÜ’nün CUMHURBAŞKANLIĞI DÖNEMİ;<br />
Takdir ve yorum sizlerin..;<br />
ATATÜRK’ün VEFATINDAN sonra İSMET İNÖNÜ DÖNEMİNDE YAPILANLAR<br />
1939 &#8211; Bursa Merinos Fabrikası üretime başladı.<br />
1939 – Ergani Bakır madenleri İşletmesi hizmete girdi.<br />
1939 – Karabük Demir Çelik Kok Fabrikası üretime başladı.<br />
1939 – İstanbul’da yabancıların işlettiği Tramvay ve Tünel tesisleri devralındı.<br />
1939 – Bursa ve Mersin elektrik tesisleri devletleştirildi.<br />
1939 – Adana Elektrik Şirketi devletleştirildi.<br />
1939 – Sivas’ta Demiryolu Makinaları Fabrikası kuruldu.<br />
1939 – Aydın’da 4000 köylüye toprak dağıtıldı.<br />
1939 – İstanbul’da kent içi ulaşım, havagazı ve elektrik dağıtımı yapacak İETT kuruldu.<br />
1939 – Fransız askerleri Hatay’dan çıkartıldı, Hatay Türkiye’ye katıldı.<br />
1939 – Karabük Demir Çelik Fabrikası Yüksek Fırınları hizmete girdi.<br />
1939 &#8211; Malatya iplik fabrikası hizmete girdi .<br />
1939 – Ankara Havagazı Şirketi devletleştirildi.<br />
1939 – Karabük Demir Çelik Boru Fabrikaları hizmete girdi.<br />
1939 – Unkapanı Atatürk Köprüsü açıldı.<br />
1939 – İlk Türk denizaltısı Atılay Haliç’te denize indirildi.<br />
1939 – Sivas – Erzurum demiryolu açıldı. 15 yılda yapılan demiryolu 3.000 km’ye ulaştı<br />
1939 – Tekirdağ Şarap Fabrikası hizmete açıldı.<br />
1939 &#8211; TBMM binasının inşaatına başlandı.<br />
*<br />
1940 – Raman dağında Petrol bulundu.. Milli Türk Petrol Şirketi kuruldu.<br />
1940 – Köy Enstitüleri kuruldu. (Toplam sayısı 21’i bulan köy enstitüleri 1954 yılında kapatıldı)<br />
1940 – İstanbul Radyo İstasyonu hizmete girdi.<br />
1940 – Ereğli Kömür İşletmesi kuruldu. Ereğli kömür ocakları devlete bağlandı.<br />
1940 – Haliçte yapılan İkinci Türk denizaltısı donanmaya katıldı.<br />
1940 – Taksim Gezi Parkı İstanbul’da açıldı.<br />
1940 – Ankara’da Milli Halk Kütüphanesi açıldı.<br />
1940 – Garp Linyitleri İşletmesi kuruldu.<br />
1940 &#8211; Antalya &#8211; Manavgat &#8211; Konya karayolu açıldı<br />
1940 &#8211; Şile enerji santralı hizmete açıldı<br />
*<br />
1941 –Anıtkabir’in temeli atıldı<br />
1941 – Gebere Barajı açıldı.<br />
1941 – Türkiye ilk milli petrol şirketi Petrol Ofisi kuruldu.<br />
1941 – Türk Hava Kurumu Ankara Etimesgut’ta uçak fabrikası kurdu.<br />
1941 – THY Yurtiçi uçuş merkezlerinin sayısı 11’e çıktı.<br />
*<br />
1942 – Ankara Etimesgut’ta üretilen ilk Türk uçağı deneme uçuşları yaptı.<br />
1942 – Türk Devrim Tarihi Enstitüsü kuruldu.<br />
1942 – İlköğretim seferberliği başladı.<br />
1942 – Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü açıldı.<br />
1942 – Dalaman ve Hatay Devlet Üretme Çiftlikleri kuruldu.<br />
1942 – Atatürk Devrim Müzesi açıldı.<br />
*<br />
1943 – Ticaret ve Sanayi Odaları, Esnaf Odaları ve Ticaret Borsası Kanunu kabul edildi.<br />
1943 – Zonguldak-Kozlu demiryolu hattı açıldı.<br />
1943 – İstanbul’da Atatürk Bulvarı açıldı.<br />
1943 – Ankara’da Gençlik Parkı açıldı.<br />
1943 – Diyarbakır – Batman Demiryolu açıldı.<br />
1943 – Seyhan barajı ve Regülatörü faaliyete geçti.<br />
1943 – Sivas Çimento Fabrikası üretime başladı.<br />
1943 – İstanbul’da Yıldız Parkı açıldı.<br />
1943 – Ankara Fen Fakültesi açıldı.<br />
*<br />
1944 – Türkiye Zirai Donatım Kurumu (TZDK) kuruldu.<br />
1944 – İzmit Klor Alkali Fabrikası hizmete girdi.<br />
1944 – İzmit Selüloz ve kağıt Fabrikaları işletmeye alındı.<br />
1944 – Ankara Etimesgut uçak fabrikasında çeşitli tiplerde 200 özgün uçak üretildi.<br />
1944 – Anıtkabir’in temeli atıldı.<br />
1944 – İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) kuruldu.<br />
1944 – Mersin Limanı hizmete açıldı.<br />
1944 – Gaziantep Havaalanı açıldı.<br />
1944 – Fevzipaşa – Malatya ve Diyarbakır – Kurtalan demiryolları hizmete girdi.<br />
1944 – Sakarya’da Ziraat Alet ve Makinaları Fabrikası üretime başladı<br />
*<br />
1945 &#8211; Köy Enstitüleri ilk mezunlarını verdi. 1996 mezun öğretmenden 1878 inin ataması yapıldı<br />
1945 – Şirketi Hayriye (İst. Şehir Hatları vapur işl.) devlet tarafından satın alındı.<br />
1945 – Türkiye Birleşmiş Milletler’e kurucu üye olarak katıldı.<br />
1945 – İskenderun Limanı hizmete girdi.<br />
1945 – Türkiye ilk defa yerli ampul üretimine başladı.<br />
1945 – Çiftçiyi ve Köylüyü Topraklandırma Kanunu kabul edildi.<br />
1945 – Ormanlar koruma amacıyla devletin mülkiyetine geçti.<br />
1945 – İstanbul – Londra ve İstanbul – Paris uçak seferleri başladı.<br />
1945 – İlk yerli uçak motoru fabrikasının temeli AOÇ’de atıldı..<br />
1945 – Etimesgut Uçak fabrikası bünyesinde oluşturulan ARGE –Etüd Bürosu 16 ayrı tipte özgün uçak projesi üretti<br />
*<br />
1946 &#8211; Türkiye çok partili sisteme geçti. Demokrat parti kuruldu.<br />
1946 – İş ve İşçi Bulma Kurumu hizmete başladı.<br />
1946 – İşçi Sigortaları Kurumu kanunu yürürlüğe girdi.<br />
1946 – İstanbul – Ankara arasında yataklı tren seferleri başladı.<br />
1946 – Ankara Üniversitesi kuruldu.<br />
1946 – Elazığ Tekel Şarap Fabrikası açıldı.<br />
1946 – Türkiye’nin ilk çok partili seçimleri yapıldı.<br />
1946 &#8211; İkinci Türk denizaltısı YILDIRAY hizmete alındı<br />
1946 &#8211; Raman-8 kuyusundan günde 450 varil petrol üretimine başlandı<br />
*<br />
1947 – İstanbul Açıkhava Tiyatrosu açıldı.<br />
1947 – İşçi ve İşveren Sendikaları Kanunu kabul edildi. İşçi ve işverenlerin örgütlenmesinin önü açıldı..<br />
1947 – Palu-Genç demiryolu hizmete girdi.<br />
1947 – Rize Çay Fabrikası üretime başladı.<br />
1947 – Eskişehir Demiryolu Takım Fabrikası hizmete girdi.<br />
1947 – İstanbul’da İnönü Stadyumu açıldı.<br />
1947 – Etimesgut uçak fabrikasında üretilen uçakların aerodinamik testlerini yapacak Ankara Rüzgar tünelinin kurulmasına başlandı<br />
*<br />
1948 – Köprüağzı – Maraş demiryolu açıldı. Açılan son demiryolu hattı oldu; çünkü 1950’deki Adnan Menderes hükümetinden itibaren demiryolu yapımları durduruldu.<br />
1948 – Çatalağzı Termik Santralı hizmete girdi.<br />
1948 – Milli Kütüphane hizmete girdi.<br />
1948 &#8211; Ankara Etimesgut’ta kurulan ilk yerli Uçak Motor fabrikası hizmete girdi.<br />
1948 &#8211; Paris’te yapılan dünyanın en büyük havacılık fuarında Türk uçakları da sergilendi<br />
*<br />
1949 – Porsuk Barajı açıldı..<br />
1949 – Emekli Sandığı kuruldu.<br />
1949 – Türkiye İnsan Hakları Bildirgesini onayladı.<br />
1949 – Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü kuruldu.<br />
1949 – İstanbul’da Kartal- Yalova araba vapuru hizmete girdi..<br />
1949 – Sümerbank Ateş Tuğla Fabrikası Filyos’ta açıldı.<br />
1949 – Muş’ta Alparslan Devlet Üretme Çiftliği kuruldu.<br />
1949 – Murgul Bakır İşletmeleri üretime başladı.<br />
1949 – Türkiye Avrupa Konseyi’ne kabul edildi.<br />
1949 &#8211; Etimesgut uçak fabrikasında üretilen uçakların aerodinamik testlerini yapacak Rüzgar tünelinin inşaat ve montajı bitirildi.<br />
*<br />
İşte Atatürk’ün vefat ettiği 10 kasım 1938’den Demokrat Partinin iktidara geldiği 1950 yılına kadar geçen 11 yılda CHP’nin yaptıkları.. Bu dönem aynı zamanda İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanı olarak görev yaptığı dönemdir.<br />
Bu dönemin ilk 6 yılı dünyayı kasıp kavuran ll.Dünya savaşının sürdüğü, Türkiye’nin bu uğurda 2 Milyon Mehmetçiği silah altında bulundurmak zorunda olduğu yıllardır.<br />
Bu dönemin son 5 yılı ise Stalin canavarının Türkiye’den toprak talep ettiği, tehdit ve korku dolu yıllarıdır..<br />
Bu dönem, Türkiye’nin dış borç alamadığı, fakat Osmanlı borçlarını son kuruşuna kadar ödediği yıllardır..<br />
Bu dönem, savaşa giren girmeyen hemen tüm gelişmiş ülkelerin yoksulları korumak için temel gıda maddelerini karneye bağladığı yıllardır.. Buna rağmen dünyada yüzbinlerce kişinin açlıktan öldüğü yıllardır..<br />
Türkiye bu zor yılları hasarsız atlatmış nadir ülkelerden biridir..</h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MÜSLÜMAN OSMANLI&#8217;DA AVRAT PAZARLARI</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/musluman-osmanlida-avrat-pazarlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 15:07:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TARİH]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10864</guid>

					<description><![CDATA[OSMANLI AVRAT PAZARININ KURALLARI &#8221; Bakirelik muayenesi istenebilir&#8221; Bu ticareti yapanların “lonca satış beratı” denilen bir belgeye sahip olmaları gerekiyor....]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>OSMANLI AVRAT PAZARININ KURALLARI<br />
&#8221; Bakirelik muayenesi istenebilir&#8221;</h2>
<h3>Bu ticareti yapanların <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“lonca satış beratı”</span> denilen bir belgeye sahip olmaları gerekiyor.</h3>
<h3>Loncanın yöneticisi olan<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> Esirciler Şeyhi</span> ve yardımcısı devlet memurudur. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Avrat Pazarı</span>’nın diğer çalışanları <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">hancı, odabaşı, vergi tahsildarı</span> vs. bordrolu olup maaşa bağlanmışlardır. Örnek olsun; Buhur-u zade Itri Efendi, Sultan Avcı Mehmet zamanında yaşayan ünlü müzisyen ki biz <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“Itri”</span> olarak biliriz, bir dönem esirciler şeyhi olarak <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Avrat Pazarı’</span>nın başına tayin edilmiştir. Bol paralı bir makamdır.</h3>
<h3>Çığırtkanları ver, Tellal diyoruz. Müşteri çekmek için dükkânların önlerinde bağıra çağıra satılmayı bekleyen ürünleri boy, bos, kilo tanıtıyorlar. Lonca yönetmeliğine göre yanıltıcı bilgi vermemeleri ve dürüst olmaları gerekiyor: <em><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">“Bedircihan 42 buçuk kesedir. Bunun bir miktar öksürüğü varsa da nevazildir. Zararı yoktur!”<a href="https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/images-150.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-10893 alignleft" src="https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/images-150.jpg" alt="" width="379" height="258" /></a></span></em></h3>
<h3>Evet, bu tanıtım biçiminin yönetmeliğe göre dürüstçe olduğu söylenebilir ancak hileli satışlarında olduğunu belirtmek durumundayım. Hakikaten bu tacir kısmının hilelerine akıl sır ermez. Ömer Şen’in <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“Osmanlı’da Köle Olmak”</span> adını taşıyan nefis çalışmasında rast geldim. Aktarmak isterim:</h3>
<h3><em><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">“Gerek yasadışı satış yapan, gerek fuhuş için aracılık edenlerin yanında bir de, kölelerini yüksek fiyatlarla satabilmek için, ‘taze esir oğlanların yüzüne kadın gibi düzgün boya’ sürenler vardı. Bundan şikâyetçi olan ruhsatlı esir esnafları <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">III.Mehmet</span> zamanında bu durumun ortadan kaldırılmasına yönelik bir ferman yayınlatmayı başarırlar.”</span></em></h3>
<h3>Bu türden hilelerin çokça yapıldığını, namuslu esirci esnafının şikâyeti sultan katına kadar taşımasından anlıyoruz. Ancak Padişah fermanının pek işlemediği bu defa aynı şikâyetin Sultan<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> I.Ahmet</span>’e de yapılmış olmasından anlaşılıyor. Dönemin kadılarına yapılan müşteri şikayetlerinde satıcının yanında yer alan Lonca temsilcisinin <em><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">“O da gözünü açsaydı canım, ruhsatsız, dolayısıyla yasal olmayan ‘merdiven altı’ satışlardan kendini sakınsaydı”</span></em> diyerek tacirin yanında saf tuttuğu da okuduklarımız arasında.</h3>
<h3>Müşteri velinimettir. Alacağı ürünü aşırıya kaçmamak kaydıyla belli sınırlar içinde inceleme hakkına sahiptir. Yönetmelik buna izin veriyor. Ancak tetkikler İslâmik olmak zorundadır. Cariye mahrem yerleri hariç ağzı, dişleri, saçları, kolları, bacakları, düz taban olup olmadığı ki bu çok önemli <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“uğursuzluk”</span> getirir tetkik edilebiliyor ve satış açık arttırma usulü yapılıyor. Yani şeffaf!</h3>
<h3>Çeşitli kaynaklarda var, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Avrat Pazarı</span> örgütlenme şemasında bir de <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“ebe hanım”</span> istihdam edildiğini okuyoruz. Daha doğrusu kayıtlarda tecrübeli yaşlı bir kadın olarak geçiyor ama ben her nedense buna <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“ebeliği”</span> yakıştırdım. Bu da Osmanlı’nın alıcıyı cingöz satıcının muhtemel hilelerinden korumak için almış olduğu tedbirlerden biri olmalı.<a href="https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/download-225.jpg"><img decoding="async" class="wp-image-10894 alignright" src="https://haberalgazetesi.net/wp-content/uploads/download-225.jpg" alt="" width="468" height="441" /></a></h3>
<h3>Zira sıkça başvurulan hilelerden biri<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> “Halayık”</span><span style="font-size: 16px;">  <span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">(kad</span></span><span style="font-size: 16px;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">ın)</span> cinsinden olan bir cariyenin, “Duhter” <span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">(bakire)</span> diye satılıyor olması esirciler şeyhine yapılan şikâyetlerin başında yer alıyor. Böylesi bir durumda alıcının “duhter”liğinden kuşkulandığı cariyeyi ebe kadına muayene ettirme hakkına sahip.</span></h3>
<h3>Bakar mısınız, ceddimiz Osmanlı’nın ticarete hile karıştırılmaması, dürüst davranılması yönündeki titizliği hakikaten övgüye layık olmalı.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Avrat Pazarı’</span>nda istikrarlı bir fiyat politikasının uygulanmadığını fiyatların sürekli dalgalanmasından anlıyoruz. İn. Çık… Piyasa fiyatlarının belirlenmesinde piyasaya arz edilen cariyenin sayısı, cariyenin boyu, posu, teninin rengi, yaşı, bakire olup olmadığı gibi hususlar rol oynuyor. Fiyatlar değişkenlik gösteriyor.</h3>
<h3>Ancak bir fikir vermesi açısından şu söylenebilir. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1846</span> yılında, bu <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">I.Abdülmecit</span> demektir, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">14</span> ila <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">18</span> yaşındaki bir Çerkes kızına, sağlıklı olması koşuluyla biçilen fiyat <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">50.000</span> ila <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">60.000</span> kuruş arasındadır ki bu Çerkes kızlarının piyasa değerinin yüksekliğine işaret etmesi açısından önemlidir.</h3>
<h3>Bu fiyatlar <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Avrat Pazarı</span>’na dairdir. Söylemiştim <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Avrat pazarları</span> bir nevi AVM’dir. Bunların dışında seçkin <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">cariye</span>lerin özel evlerde <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“butik”</span> satışlarının yapıldığını da okuyoruz kaynaklarda. Bu türden “butik” satışlarda fiyatların piyasaya göre çok daha yüksek olduğu, fiyatların <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">100.000</span> kuruşa kadar yükseldiği notlarımızın arasında.</h3>
<h3>Müşterilerin sosyal statülerine gelince, gerek Avrat Pazarları gerekse pazar dışı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“Butik”</span> satışların en birinciye gelen müşterisinin Saray olduğu anlaşılıyor. Özellikle <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">I.Ahmet</span>’in, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Fatih Mehmet</span>’in kardeş katline cevaz veren kanunnamesini ilga etmesi sonrasında şehzadelerin öldürülmeyerek kafese tıkılması Saray bütçesinin cariye harcamalarını bir hayli yükseltirken pazara da hatırı sayılır bir canlılık kazandırmıştır. Kafese tıkılan şehzade özellikle ergen yaşa gelince neyle oyalanacak sorusunun cevabı burada yatmaktadır!</h3>
<h3>Müşteri profilinde Saray’ın yanı sıra sadrazamlar, vezirler, yüksek rütbeli asker- sivil paşalar ve konak sahibi zengin takımı da önemli bir yer tutmaktadır. Kısaca “Parası olan borazancıbaşılar” Pazar’ın en gözde müşterileri olmaktadır.</h3>
<h3>Osmanlı’da Avrat Pazarı da denilen <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Esir Pazarı Abdülmecit’</span>in fermanıyla <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">28 Aralık 1846’</span>da <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“ şer’i ve insani ilkelerle bağdaşmadığı”</span> ileri sürülerek kapatıldı. Ancak bu köle satışını yasaklamak anlamına elbette gelmiyordu.</h3>
<h3><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Osmanlı Cariye pazarını yasaklamaya kalkınca ilk itiraz Mekke ulemasından geldi.</span> <em>Osmanlı dinden çıktı Gavur oldu, Kur&#8217;an&#8217;da olan bir şey, nasıl yasaklanırdı</em>&#8230;(Bkz. Mekke Vak&#8217;ası)</h3>
<h3>Çünkü Kuran’da var olanı fermanla da olsa yasaklanamayacağını bilecek seviyede İslam ilmine vakıf olan Sultan, yayınladığı fermana, bundan böyle ticaretin şer’i kurallara göre yapılmasında titizlik gösterilmesi yönündeki buyruğunu eklemek gereğini duydu.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Y. Hakan Erdem</span>’in, <em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“Osmanlı’da Köleliğin Sonu (1800-1900)”</span></em> adlı çalışmasında Pazar’ın kapatılmasından sonra<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;"><em> “ siyah köle tüccarlarının Fatih mahallesi ve çevresindeki bazı hanlarda iş kurarken, çoğunluğunu Çerkeslerin oluşturduğu beyaz kölelerin de Tophane’de Karabaş Sokağı’na götürülmüş olduğunu ve kendileri gibi Çerkes olan satıcıların evlerinde satışa çıkarıldığını”</em> </span>okuyoruz.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Avrat Pazarı</span>’nın kapatılmasının esirciler loncası üzerinde olumsuz bir etki yarattığı da okuduklarımız arasında. Ayrıca <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Esir Pazarı’</span>nın kapatılması cariye satışlarını engellemek şöyle dursun alışverişin zaten var olan özel evlere taşınmasına neden olmuş, denetim de imkânsız hale gelmiştir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Avrat Pazarı’</span>nın kapatılmasını sağlayan <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Abdülmecit</span>’in <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">12</span> kadınefendisi, sayısı bilinemeyecek çoklukta ikbali ve yine sayısı rekor seviyede cariyesi vardı.</h3>
<h3>Padişahların sondan bir öncesi Abdülhamit’in ise cariye kökenli <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">8</span> kadınefendisi, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">5</span> ikbalinin ve sayısı bilinmeyen bir miktar cariyesinin olduğunu okuyoruz. Bu kısa not gereksiz bulunabilir ama ne yapayım, hoş görün, yasaklayanların saraylarından cariyeler fışkırdığını okuyunca yazayım dedim.</h3>
<h3>Bitirirken şunu da ilave etmeliyim:</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1850</span>’lerin ortalarından başlayan Çerkes göçü,<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 1860</span>’larda sürgün ve kıyıma dönüşmüş ve büyük kütleler halinde Osmanlı’nın Karadeniz sahillerine dökülmelerine neden olmuştur. Bu defa Karadeniz boydan boya Çerkes cariyelerin satıldığı <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Avrat Pazarı</span>’na dönüşecektir.</h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Ve bu ticaret Cumhuriyete kadar devam etmiştir.</span></h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1925</span> yılında,<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">15</span> Şubat, İçişler Bakanlığı’nın bütçesi görüşülürken Erzurum Milletvekili <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Ziyaettin Efendi (Gözübüyük)</span> <span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">“Florya’da çıplak erkek ve kadınların birlikte deniz hamamlarında icrayı ahenk ettiklerini”</span> haykırarak milletvekillerinin o günlerin protesto tarzı olan ayak patırtıları ve sözlü sataşmaları arasında kürsüden inerken “ Eski/Yeni” kavgasının fitilini ateşlemiş oldu!</h3>
<h3>Bu konuşmanın ardından İstanbul Milletvekili <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Hamdullah Suphi</span> Bey (Tanrıöver) kürsüye çıkar ve “Yeni”yi savunurken Ziyaettin Efendi’ye bakarak “Eski” olandan bir de örnek verir; <span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;"><em>“Arkadaşlar! Biri Beşiktaş’ta diğeri Çarşamba’da olmak üzere İstanbul’un maruf ve meşhur iki avrat pazarı vardı. Gürcistan’dan getirirler, Çerkez memleketlerinden getirirler. Bir ucu Kafkasya’da, bir ucu Habeşistan’da bir esir ticareti vardı.(…) Eski ailelerin haremi kadın ve erkek kervansarayı idi. Efendiler! Hassas ve zahit ruhuyla kuvvetli ahlak isteyenlere soruyorum. Bu kervansarayların içinde özlediğiniz aile hayatı mümkün mü idi? Odalıklar, müstefreşler, asıl ve ismini söylemekten haya ettiğim cins köleler bir evin harimine yığılırsa orada esas olan etlerin iştihası mıdır, yoksa aile fazileti, aile endişesi midir?</em></span>”</h3>
<h3>Hamdullah Bey’in aşağılayarak sözünü ettiği <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Avrat Pazarı</span>, Osmanlı’da resmi olarak kabul edilmiş tıpkı bakırcılık, Keçecilik, kalaycılık vs. gibi mesleklerden biri olan esircilik mesleğinin icra edildiği dükkanların bulunduğu mekanlara verilen addır.</h3>
<h3><span style="font-family: arial black, sans-serif;"><u> K A Y N A K L A R          :</u></span></h3>
<p><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Çağatay Uluçay, Harem II, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 3. Baskı, Ankara,</span></p>
<p><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Ömer Şen, Osmanlı’da Köle Olmak, Kapı Yayınları, 1.Baskı, İstanbul, .</span></p>
<p><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Y. Hakan Erdem, Osmanlı’da Köleliğin Sonu, Kitap Yayınevi, 2. Baskı, İstanbul,.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İRAN&#8217;I DEVİREMEZLER</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/irani-deviremezler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2026 16:25:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TARİH]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10852</guid>

					<description><![CDATA[İran Türk Devlet adamları tarafından yönetilmektedir. ABD ve İsrail&#8217;in ortak saldırısında şehit edilen Dini Lider Ayetullah Ali Hameney Türk idi....]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>İran Türk Devlet adamları tarafından yönetilmektedir. ABD ve İsrail&#8217;in ortak saldırısında şehit edilen Dini Lider Ayetullah Ali Hameney Türk idi. Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Devrim Muhafızları Komutanı da Türktür. İran ordusunu 20 yıldan bu yana, uzun süreli bir yıpratma savaşına hazırlayan Türk kökenli devlet adamlarıdır.<br />
Amerika’nın ve İsrail&#8217;in bu savaşı kazanmaları zor. İran siyasetindeki bu tablo, aslında bölgenin bin yıllık tarihsel sürekliliğinin bir yansımasıdır. Selçuklulardan Safevilere, Avşarlardan Kaçarlara kadar İran coğrafyası yüzyıllarca Türk hanedanları tarafından yönetildi. Bugün de karar verici mekanizmaların tepesinde Türk kökenli isimlerin ağırlığı yadsınamaz bir gerçek.</h2>
<h2>Ancak güncel olaylarla ilgili küçük bir düzeltme yapmak gerekir: Ali Hamaney (Azeri kökenli olduğu doğrudur) hayattadır ve görevine devam etmektedir. Yakın zamanda bir suikast sonucu hayatını kaybeden isim, Lübnan Hizbullahı lideri Hasan Nasrallah veya Hamas lideri İsmail Haniye idi. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise hem anne hem baba tarafından Türk (Azeri) kökenli olması ve bunu açıkça dile getirmesiyle bu dengenin en güncel örneğidir.</h2>
<h2>&#8220;Yıpratma savaşı&#8221; stratejisi ve bu yapının neden sarsılmasının zor olduğu konusunu sosyoloji ve strateji penceresinden şöyle analiz edebiliriz:</h2>
<h2>1. &#8220;Derin Devlet&#8221; ve Teşkilatçılık Geni</h2>
<h2>Türk devlet geleneğinin en belirgin özelliği, bireyler değişse de sistemin ve stratejinin devam etmesidir. İran&#8217;daki bu kadrolar, asimetrik harp ve savunma sanayii konusunda son 20 yılda çok ciddi bir altyapı kurdular. Elektrik sistemlerine benzer şekilde; sistemi tek bir santrale bağlamak yerine, ülkenin her yerine yayılmış &#8220;mikro hücreler&#8221; ve &#8220;vekil güçler&#8221; üzerinden bir interkonnekte şebeke oluşturdular. Bir hat kopsa bile sistem çalışmaya devam ediyor.</h2>
<h2>2. Savunma Doktrini: Coğrafya ve Mühendislik</h2>
<h2>İran&#8217;ın savunma stratejisi, devasa bir sanayi ve teknoloji yatırımı üzerine kurulu.</h2>
<h2>• ​Yeraltı Şehirleri: Füze ve İHA üslerinin yerin yüzlerce metre altında, dağların içine kurulması (statik mukavemet).</h2>
<h2>• ​Asimetrik Güç: Hava kuvvetleri zayıf olsa da, bunu binlerce ucuz ama etkili kamikaze İHA ve füze sistemleriyle (elektronik harp) dengelemeleri.</h2>
<h2>• ​Yıpratma Stratejisi: Batı orduları hızlı ve kesin sonuç odaklı çalışırken, bu Türk kökenli kadroların yönettiği akıl; savaşı zamana yayan, maliyeti karşı tarafa yükleyen bir &#8220;direnç&#8221; modeli üzerine kurulu.</h2>
<h2>3. Milliyetçilik ve Dini Motivasyonun Karışımı</h2>
<h2>İran’daki yönetim, Fars bürokrasisi ile Türk askeri/yönetici dehasını bir potada eritmeyi başardı. Dini liderin ve kilit komutanların Türk olması, toplumun büyük bir kesimini sistemin içinde tutan bir &#8220;çimento&#8221; görevi görüyor.</h2>
<h2>Sonuç: Kazanan Kim Olur</h2>
<h2>ABD ve İsrail teknolojik olarak çok üstün olsa da, belirttiğiniz gibi yıpratma savaşı psikolojik ve lojistik bir dayanıklılık testidir. Sahadaki bu &#8220;Türk aklı&#8221;, doğrudan bir sıcak çatışma yerine, rakibi sürekli meşgul eden ve kaynaklarını tüketen bir satranç oyunu oynuyor. Eğer bir transformatör merkezine doğrudan saldırmak yerine, şebekedeki gerilimi sürekli dalgalandırırsanız sistemi sonunda içeriden yakarsınız.</h2>
<h2>Bu stratejik deha, bölgedeki dengeleri kağıt üzerindeki askeri güçten çok daha farklı bir noktaya taşıyor.</h2>
<h2>Ortadoğu’daki bu büyük tektonik hareketlerin &#8220;bizi etkilememesi&#8221; bir sosyoloji hata olurdu; çünkü bu coğrafya birbiriyle seri bağlı bir devre gibi çalışıyor. Bir noktadaki aşırı yük veya kısa devre, tüm şebekeyi (bölgeyi) karanlıkta bırakabiliyor.Aynı buna benzer bir etkileşim.</h2>
<h2>​Bu sürecin Türkiye&#8217;yi etkileyeceği temel noktaları şöyle analiz edebiliriz:</h2>
<h2>1. &#8220;Türk Kuşağı&#8221; Gerçeği ve Jeopolitik Baskı</h2>
<h2>İran’daki Türk kökenli yönetici kadroların varlığı ve Azerbaycan ile kurulan yakın ilişkiler, Türkiye için hem büyük bir fırsat hem de büyük bir risk barındırıyor.</h2>
<h2>• ​İsrail-İran Çatışması: Eğer bu yıpratma savaşı kontrolden çıkıp topyekün bir savaşa dönerse, Türkiye kendisini iki &#8220;komşusu&#8221; (biri sınırdaş, diğeri stratejik müttefik) arasında bir denge kurmak zorunda bulacaktır.</h2>
<h2>• ​Göç Dalgası: Sınır komşumuzdaki herhangi bir büyük sarsıntı, doğrudan sosyal ve ekonomik yapımızı etkileyecek yeni bir hareketlilik doğurabilir.</h2>
<h2>2. Enerji ve Ekonomi Koridoru</h2>
<h2>Yüksek gerilim enerji nakil hatları, petrol ve doğalgaz koridoru açısından bakarsak:</h2>
<h2>• ​Türkiye, Doğu ile Batı arasında bir &#8220;Enerji Hub&#8217;ı&#8221; olma vizyonuna sahip. Bölgedeki istikrarsızlık, bu büyük projelerin (gaz ve petrol boru hatları, elektrik iletim hatları) güvenliğini tehlikeye sokar.</h2>
<h2>• ​Savaş maliyetleri arttıkça enerji fiyatlarındaki dalgalanma, Türkiye&#8217;nin sanayi üretim maliyetlerini doğrudan yukarı çekecektir.</h2>
<h2>3. Savunma Sanayii ve &#8220;Teknoloji Yarışı&#8221;</h2>
<h2>İran’ın Türk yöneticiler eliyle geliştirdiği asimetrik harp teknikleri (İHA/SİHA ve füze teknolojileri), Türkiye’nin kendi savunma doktrinini de sürekli güncellemesini zorunlu kılıyor. Artık savaşlar sadece sahada değil, elektronik harp ve yazılım cephesinde veriliyor.</h2>
<h2>​Sonuç: &#8220;Sakin Güç&#8221; Olma Zorunluluğu</h2>
<h2>Amerika ve İsrail’in bu kadar dirençli ve &#8220;devlet aklını&#8221; bin yıllık gelenekle harmanlamış bir yapıyı (üstelik başında Türk stratejistlerin olduğu bir yapıyı) kolayca alt etmesi zor görünüyor. Bu durum, bölgede çok uzun süreli bir belirsizlik ve gerginlik dönemi demektir.</h2>
<h2>Bir sosyolog gözüyle bakarsak; sistemde bu kadar yüksek bir bozulma varken, Türkiye&#8217;nin kendi iç yapısındaki &#8220;izolasyonu&#8221; ve &#8220;direncini&#8221; (ekonomi ve toplumsal birlik) artırması, bu fırtınadan hasarsız çıkması için tek yol gibi duruyor.<br />
​Bu süreçte Türkiye, kendi savunma ve enerji projelerini hızlandırarak bu krizden bir &#8220;oyun kurucu&#8221; olarak çıkabilir</h2>
<h2>Bu &#8220;yıpratma&#8221; stratejisi, küresel güçlerin bölgeye bakışını kalıcı olarak değiştirecektir.<br />
Bekleyip göreceğiz.<br />
Kim şah kim mat.?</h2>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AKP~FETÖ ORTAKLIĞI BELGESİ</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/akpfeto-ortakligi-belgesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2026 09:02:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SİYASET]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10848</guid>

					<description><![CDATA[Menzilleri gibi kaderleri de aynı olacak! Cumhurbaşkanı, aynen bir “Suç İtirafı” niteliğinde olan konuşmalarından birinde şunları söylemişti; “Biz de bunlara...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Menzilleri gibi kaderleri de aynı olacak!</h2>
<h3>Cumhurbaşkanı, aynen bir <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“Suç İtirafı”</span> niteliğinde olan konuşmalarından birinde şunları söylemişti; <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"><em>“Biz de bunlara yardım ettik! <span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">(FETÖ için söylüyor)</span> Niçin? Menzilimiz <span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">(varacağımız hedef)</span> aynı olduğu için yardım ettik. Rabbim ve milletim beni af etsin!”</em></span></h3>
<h3><span style="font-family: 'arial black', sans-serif; font-size: 18pt;">CIA elemanı FETÖ’nün menzili nedir?</span><br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Cumhuriyet rejimini yıkıp,</span> Ümmet Devleti kurmak!<br />
FETÖ ile <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“Menzilimiz aynı”</span> diyen Erdoğan’ın hedefi nedir?<br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“İslam’da birleşelim”</span> mantığını savunduğu ve <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">24</span> senelik belgeli &#8220;Kürdistan Devleti Cumhuriyet düşmanlığı sebebiyle, bir kısmı<span style="font-size: 16px;"> </span>” olmak üzere Federe Ümmet Devletini kurmak!</h3>
<h3>Şimdi<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"><em> “Menzilimiz aynı olduğu için FETÖ’ye yardım ettik”</em></span> sözünün arkasındaki gerçek niyeti görebildiniz mi?<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 11</span> sene boyunca dolu-dolu bu menzile varmak için kol-kola, gönül gönüle her gün Cumhuriyetin damarlarını koparma mücadelesini beraberce verdiler.<br />
Kavga nerede çıktı? Biri Kâinat İmamı olmak istedi, diğeri İslam Halifesi!<br />
Hırsızlıklar-yolsuzluklar-rüşvetler-sıfırlamalar-kupon arazi dümenleri- Himmet paraları rezillikleri ortaya dökülünce kavga <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“Kan Davasına”</span> döndü.</h3>
<h3>Yakın tarih boyunca Türk Milletinin başı ne zaman derde girse, altından <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Dinci ve Bölücü terör örgütleri</span> çıkar. Bunların müşterek hedefi Türkler ve Türk Cumhuriyetidir. Örnek mi;</h3>
<h3>&#8211;<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Fethullah Gülen, Ermeni asıllı bir Kürt’tür.</span> Erdoğan, Türk Devletinin birliğini temsil eden bir makamda oturmasına rağmen sürekli olarak kendisinin <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Gürcü</span>, eşinin <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Arap</span> olduğunu söylemektedir. Bunların ikisinin de<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> “Ermeni Meselesine”</span> bakışları aynıdır. İkisinin de çok sayıda beyanı mevcuttur.</h3>
<h3>-PKK Narko-Terör Bölücü terör örgütüne bakışları da aynıdır. Barzani denen eşkıya ikisinin de en kıymetli dostudur. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Erdoğan</span> yıllarca <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Oslo</span> ve <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Kandil</span>’de PKK uyuşturucu Baronları ile Türk Devlet yetkililerini görüştürmüş, Türk Milletine Habur rezaletini yaşatmıştır. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Fethullah Gülen,</span> Barzani bölgesinde çok sayıda ortaokul-lise- Üniversite açmış ve halen bu okullar çalışmaktadır.</h3>
<h3>-İkisinin de <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Atatürk</span>’e bakışı aynıdır.<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;"><span style="font-size: 18pt;"> Erdoğan, Siyonizm’in kurucusu</span> Theodor Herzl’in İsrail’deki kabrini ziyaret etmiş ve eşi ile birlikte yapılan ayine katılmıştır.</span> Aynı Erdoğan Anıt Kabir ziyareti için <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">“Oraya gidip sap gibi durmak”</span> demiştir.<br />
<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; font-size: 18pt;">Fethullah Gülen, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Papa</span>yı ziyaret etmiş ve elini öpmüştür. Ama bir kez bile <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Atatürk</span>’ü ziyaret etmemiştir.</span></h3>
<h3>İkisi de<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> “Dinlerarası Diyalog”</span> tuzağıyla İslam’a çok kötülük etmişlerdir.</h3>
<h3>Fethullah Gülen <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">21 Ocak 2016</span> da, Erdoğan’a Necip Fazıl’ın şiirinde şu sözlerle seslenmişti;<br />
<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; font-size: 18pt;">“Sur ’da bir delik açtık, mukaddes mi mukaddes,</span><br />
<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; font-size: 18pt;">Ey kahpe rüzgâr, ne yönden esersen es…”</span><br />
Bir zaman sonra Erdoğan FETÖ’ye aynı sözleri söylüyordu! Ne kadar iç içe geçmişler ki, aynı sözlerle birbirlerine yükleniyorlar…<br />
Eee menzilleri bu kadar aynı olan kişilerin <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">kaderlerinin de aynı olması</span>, sizleri çok mu şaşırtır?<br />
İlahi adaletin varlığından hiç kimse şüphe edemez, etmemelidir. Kim ki, CIA uşaklığı uğruna vatanını satıyorsa, kim ki ülkesini bir Ortadoğu ülkesi haline getirecek politikalar uyguluyorsa, onların <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">sonları aynı olacaktır.</span><br />
<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Kim olurlarsa olsunlar.</span></h3>
<p><em><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif; font-size: 18pt;">{Rıfat Serdaroğlu}</span></em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CEMAL GÜRSEL&#8217;İN MSB&#8217;NA MEKTUPU</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/cemal-gurselin-msbna-mektupu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 20:42:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TARİH]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10839</guid>

					<description><![CDATA[Sizlere 3 Mayıs 1960 tarihinde dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal GÜRSEL tarafından, dönemin Milli Savunma Bakanı’na yazmış olduğu bir...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Sizlere 3 Mayıs 1960 tarihinde dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal GÜRSEL tarafından, dönemin Milli Savunma Bakanı’na yazmış olduğu bir mektubu yayınlıyorum.<br />
Yanlış okumadınız, 3 Mayıs 1960 tarihinde yani 27 Mayıs İhtilali’nden sadece 24 gün önce, o zamanın Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal GÜRSEL yazmış.<br />
Yani bu mektuptan 24 gün sonra 27 Mayıs İhtilali yapıldı.<br />
İşte tam 66 yıl önce yazılmış o mektup;</h3>
<h3>           Sayın Bakanım,<br />
Dün geceki konuşmalarımızın ışığı altında, zatı alinize memleketin huzur ve istikrarı için alınması lazım gelen tedbir ve kararlar hakkındaki görüşlerimi arz etmeyi milli ve vatani bir vazife bilirim.<br />
Sayın Başbakanın açıklamalarını dinledim ve okudum.<br />
Bunlarda, benim düşüncelerimin kabulüne müsait bir zemin henüz mevcut olmadığı aşikar olarak belli ise de, yine de düşüncelerimin sizlere ulaşması gerektiğine inanıyorum..<br />
Sayın Bakanım, Bu ahval küçümsenecek, cebir ve şiddetle geçiştirilecek şeylerden değildir.<br />
Memleket, Hükümet ve Partinizin düştüğü bu müşkül vaziyeti kurtarmak için sükunetli, fakat ciddi tedbirler almak lazımdır.<br />
Bu tedbirler şunlar olmalıdır:<br />
1- Suiistimal haberleri bütün memlekette yayılmış bulunan Bakanlar Kabine&#8217;den çıkarılmalı, yeni Kabine mutlak dürüst, makul, ve adalet hissi taşıyan zevattan kurulmalıdır.<br />
2- Tutuklu gazeteciler af kanunu ile kısa zamanda tahliye edilmelidir.<br />
3- Son hadiselerde tevkif edilen talebeler serbest bırakılmalıdır.<br />
4- Şimdiye kadar çıkarılan bütün antidemokratik kanunlar tedricen kaldırılmalıdır.<br />
5- Vatandasın hürriyet ve eşit muamele hakkına mutlak surette riayet edilmelidir.<br />
6- Din istismarcılığından vazgeçilmelidir.<br />
7- Suiistimaller oluyor mu, bilmiyorum, fakat olduğu hakkında umumi bir kanaat mevcuttur ve milletin hükümete itimatsızlığına sebep olmaktadır.<br />
Bu gibi kötülüklerin süratle bertaraf edilmesi lazımdır.<br />
8- Özel zamanlar ve günler haricinde Hükümet büyüklerinin memleket gezilerinde suni büyük vatandaş toplulukları ile karşılanmaları usulü terk edilmelidir.</h3>
<h3>Muhterem Bakanım, Bu yazdıklarım asla bir parti veya politika mülahazasıyla yazılmamıştır.<br />
Memleketin durumunun bu tedbirlerin alınmasını zaruri kıldığına inandığım için arz edilmiştir.<br />
Sizlerin vatanperverlik ve vicdanlarınıza hitap ediyorum.<br />
İyi düşününüz.<br />
İyi yapınız.<br />
Memlekette çok şeyler yaptığınız muhakkaktır.<br />
Fakat, bu asla kafi değildir.<br />
Bu yapılan işleri müstemleke idarecileri de yapar, yapıyor ve yapmıştır.<br />
Asıl mühim olan toplumun ruhunda yaşama zevk ve azminin geliştirilmesi, hak ve hürriyet aşkının kökleştirilmesi ve vatandaş idrakinin yüksek ve necip hislerle donatılmasıdır.<br />
Olaylar bu yolda olmadığınızı göstermektedir.<br />
Talebelerin hürriyet duygusu ile yaptıkları masumane tezahürata karşı, Askeri kıtalar sevk edilmesi ve onların desteği ile Emniyet Kuvvetleri’nin gençlerimize coplarla ve kurşunlarla saldırması dünyada görülmemiş feci bir şeydir.<br />
Bu hengamede kız talebelerin yürekler parçalayan çığlıklarının analar, babalar ve halk ruhunda onulmaz yaralar açacağını ve açtığını anlamamak memleketin huzuru bakımından büyük bir hata ve hazin bir gaflettir.<br />
Bizim gençlerimizde hak, adalet ve hürriyet duygularının gelişmesinden ve kemalinden memnun olmamız lazım gelmez mi?<br />
İstikbali, hissiz, duygusuz, müstemleke ruhlu, yalnız maddeci bedbaht insanlara mı bırakmak istiyoruz?<br />
Sayın Bakan, maruzatım muhakkak ki çok mühim ve hatta çok cüretkardır.<br />
Fakat memleket için, Milletin selameti için, Hükümet ve hatta Partinizin kurtarılması için dikkate alınması lazımdır ve hatta çok lazımdır.<br />
Saygılarımla!</h3>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DÜZCE TÜRK~GÜRCÜ KÜLTÜR DERNEĞİNDE GÜRCÜ YAZAR EKA SURAMELİ İLE ZEKİ MERCAN SOHBETİ</title>
		<link>https://haberalgazetesi.net/duzce-turkgurcu-kultur-derneginde-eka-surameli-ile-zeki-mercan-sohbeti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[haberal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 22:34:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR-SANAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberalgazetesi.net/?p=10833</guid>

					<description><![CDATA[ Gürcistan yazarlar Birliği üyesi Bayan Eka SURAMELİ yazıyor; Sevgili dostlar, merhaba… Sayfamı takip edenleriniz bilir; ben, Türkiye’de yaşayan Gürcülerin hikâyelerini...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="text-decoration: underline;"> Gürcistan yazarlar Birliği üyesi Bayan <em>Eka SURAMELİ</em> yazıyor;</span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Sevgili dostlar, merhaba…</span><br />
<span style="font-size: 14pt;">Sayfamı takip edenleriniz bilir; ben, <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Türkiye</span>’de yaşayan Gürcülerin hikâyelerini kaleme alıyorum. Zamanın, tarihin ve mesafelerin aşındıramadığı köklerini yüreklerinde taşıyan insanların hikâyelerini… Çok yakında bu anlatılar tek bir kitapta buluşacak.</span><br />
<span style="font-size: 14pt;">Bugün ise sizleri, bu yolculukta kalbime en çok dokunan isimlerden biriyle tanıştırmak istiyorum:<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;"> Düzce Gürcü Kültür Derneği Yöneticisi, eğitimci Sayın</span> <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Zeki Mercan</span> <em><span style="font-family: helvetica, arial, sans-serif;">(Kobaladze).</span></em></span><br />
<span style="font-size: 14pt;">O, yalnızca kendi dilini koruyan biri değil; aynı zamanda o dili başkalarının da yüreğine nakşeden bir emekçi… Okumayı, yazmayı, doğru konuşmayı, hatta Gürcüce düşünmeyi öğreten bir gönül insanı. <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Düzce</span>’de açtığı kurslar, niceleri için unutulmuş köklere uzanan bir köprüye dönüştü.</span><br />
<span style="font-size: 14pt;">Ama itiraf etmeliyim ki, beni en çok etkileyen başka bir şeydi…</span><br />
<span style="font-size: 14pt;">Onunla konuşurken, kelimelerinden dökülen Gürcüce öylesine duru, öylesine tabiiydi ki; insan, karşısında <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Gürcistan</span>’da doğup büyümüş birini sanıyordu. Oysa o, sınırların ötesinde doğmuş bir Gürcü kökenli bir Türk idi. Fakat dilini, bir insanın ruhunu korur gibi korumuştu.</span><br />
<span style="font-size: 14pt;">Bu, tarif edilmesi zor bir duyguydu…</span><br />
<span style="font-size: 14pt;">Ve işte tam da bu duyguyla, onun hikâyesini sizlerle paylaşmak istiyorum.</span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><em>     – Zeki bey, hikâyeniz sanki dağların kalbinde başlıyor… Anlatır mısınız?</em></span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Cevap: </span> Evet… Benim hikâyem 1960 yılının sonbaharında, Düzce’nin yüksek dağlarında, küçük bir köyde — <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Fındıklı Aksu</span>’da başlar. Orada doğa, insanı adeta kendi elleriyle büyütür; Berrak sular, fındık kokulu ormanlar… Ben ise ailemin onuncu ve sonuncu çocuğuydum.</span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><em>     – Kökleriniz nereden besleniyor?</em></span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Cevap:</span>  Dedem,<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> 1878 Osmanlı/Rus Savaşı&#8217;</span>nın ardından <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Batum</span>’dan göç etmek zorunda kalmış. Bu bir tercih değil, kaderin dayattığı bir yoldu. Sonrasında babam da aynı yolu yürüdü… Sanki ailemiz hep yollardaydı; ama bir şeyi hiç kaybetmedik: <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Gürcistan</span>’ı. Çünkü o, bizim içimizde yaşamaya devam etti.</span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><em>     – Çocukluğunuz nasıldı?</em></span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Cevap:</span>  Ziyadesiyle Gürcülükle yoğrulmuştu… Köyde yalnızca Gürcüce konuşulurdu. O benim ilk dilim, ilk sesimdi.</span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><em>     – Peki sonra?</em></span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Cevap:</span>  Beş yaşımda, okumam gerektiğine karar verildi ve evde Türkçe konuşulmaya başlandı. Zamanla Gürcüceden uzaklaştım… Öyle ki, bir süre sonra kendi dilimin yalnızca<span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;"> “bozuk bir Türkçe”</span> olduğuna inandım. Bugün bunu hatırladıkça içimde bir sızı hissediyorum…</span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><em><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">  <span style="font-family: georgia, palatino, serif;"> – Gürcüce size ne zaman geri döndü?</span></span></em></span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Cevap:</span>  <span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">1975</span>’te… Küçücük bir cep sözlükle. O sözlük, benim için sadece bir kitap değildi; kendime açılan bir kapıydı. Her şey oradan yeniden başladı.</span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><em>     – Gürcistan’da eğitim görmek hayali var mıydı?</em></span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Cevap:</span>  Evet… Hatta o hayale çok yaklaşmıştım. Ama dönemin şartları izin vermedi. Bu, hayatımın en derin yaralarından biri olarak kaldı.</span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><em>  – Yolunuza nasıl devam ettiniz?</em></span><br />
<span style="font-size: 14pt;">Cevap:  Hiç durmadım… Kitaplarla, mektuplarla, insanlarla yeniden kurdum bağımı. Sonra başkalarına da öğretmeye başladım. İlk öğrencim babamdı… Ve bir gün ondan Gürcüce yazılmış bir mektup aldım. O anı tarif etmek imkânsız…</span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><em>– İki dünya arasında bir köprü oldunuz…</em></span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Cevap:  </span>Belki de öyle… Akrabalık bağları yeniden kurulunca tercüme için insanlar bana gelmeye başladı; mektuplarını okumam için. Böylece çeviri yapmaya başladım… Ve bu yol hâlâ devam ediyor.</span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><em>  – Bugün ne yapıyorsunuz?</em></span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Cevap:  </span>Hâlen Gürcüce öğretiyorum. Hem sınıfta hem de çevrimiçi… Bildiğim ne varsa paylaşmaya çalışıyorum.</span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><em>  – Sizin için en kıymetli olan nedir?</em></span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Cevap:  </span>Torunumun Gürcüce öğrenmesi… Onunla oyunlar oynayarak bu dili öğretmek için sık sık İstanbul’a gidiyorum. Ailemizde Gürcü kimliğinin kaybolmaması en büyük arzum. Buna yürekten inanıyorum; yakında gerçekleşecek. Ve o gün geldiğinde yüksek sesle şunu söyleyeceğim: <span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;"><em>Dilimiz kaybolmadı… Biz hâlen varız.</em></span></span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><em>    – Okuyuculara son bir söz?</em></span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: 'comic sans ms', sans-serif;">Cevap:  </span>Dil, insanın ruhudur. Onu koruyan, kendini korur.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Sayın<span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> Zeki Mercan</span>’a bu içten ve derinlikli sohbet için gönülden teşekkür ederim.</span><br />
<span style="font-size: 14pt;">Saygılarımla,</span><br />
<span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Eka SURAMELİ</span> <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1ec.png" alt="🇬" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1ea-1f1f9.png" alt="🇪🇹" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1f7.png" alt="🇷" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1ec.png" alt="🇬" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1ea-1f1f9.png" alt="🇪🇹" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1f7.png" alt="🇷" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1ec.png" alt="🇬" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1ea-1f1f9.png" alt="🇪🇹" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1f7.png" alt="🇷" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1ec.png" alt="🇬" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1ea-1f1f9.png" alt="🇪🇹" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1f7.png" alt="🇷" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1ec.png" alt="🇬" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1ea-1f1f9.png" alt="🇪🇹" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1f7.png" alt="🇷" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1ec.png" alt="🇬" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1ea-1f1f9.png" alt="🇪🇹" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1f7.png" alt="🇷" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f1ec-1f1ea.png" alt="🇬🇪" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f64f.png" alt="🙏" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f64f.png" alt="🙏" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f493.png" alt="💓" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f493.png" alt="💓" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
